|
 |
|

ILKER SARIER
Cem Uzan'in anlatmadiklari
28 Mayis 2003 Carsamba gunu yazdigim makaleye yukaridaki basligi koymustum.
Bir gun once, Genc Parti Lideri Cem Uzan ile parti genel baskani olmasi sifatiyla bir ogle yemeginde bulunmustuk.
SABAH yazarlarindan Erdal Safak, Ergun Babahan, Mehmet Barlas, Necati Dogru gibi isimlerle birlikte iki saati askin bir sure, ulkenin ekonomik ve politik sorunlarina nasil baktigini anlamaya calismistik Cem Uzan'in...
Ertesi gun izlenimlerimi aktarmistim SABAH okurlarina...
Cem Uzan'in bir parti lideri olarak politik ve ekonomik yaklasimlarindaki yeniliklerin ve bosluklarin altini cizmeye calismistim.
Eksikliklerin de tabii...
Genel bir yargiya varmak kolay degildi.
Siyasetin yonunu cok onceden kestirmek guctu cunku...
Her nedense o gunku yazimi su cumle ile noktalamisim ki baslik da zaten oradan cikmis
"Su asamada Uzan'in 'anlatmadiklari' anlattiklarindan daha onemli..."
Bugun donup baktigimda, yaziyi boyle bitirmis olmamin, ne kadar isabetli oldugunu goruyorum, ne yazik ki...
Cem Uzan ile nihayet bir sohbet yemegindeydik.
Amacimiz, ulkenin ekonomik ve politik sorunlarina kendisinin nasil yaklastigini, anlamak, ogrenmek ve cozmek idi...
Hem nezaket hem de teamuller geregi, Cem Uzan'i bir sorgu odasina almis degildik ki, "sirketleri, bankalari ve ekonomik faaliyetleri ile ilgili" sorular yoneltelim.
Nitekim hicbirimiz boyle bir yontem secmedik.
Fakat ortada bir tuhaf tablo da yok degildi.
Haklarinda binbir iddianin, soylentinin ve suphenin kol gezdigi cok zengin bir ailenin bu ferdi, karsimizda "lider" olarak oturuyordu. Ve ulkeyi kurtaracagim diyordu.
Celisik bir durumdu bu.
Hem bu kadar soylenti, iddia ve kusku ile sarmalanmis olacaktiniz hem de Turkiye'yi kurtaracak lider figuru cizecektiniz.
Iste bu yuzden, o yazida Cem Uzan'in "anlattiklarindan" ziyade "anlatmadiklarinin" onemli oldugu kanisina varmistim.
Sureclerin uzerindeki ortuler kalkmadikca bir karara varmak imkansizdi.
Aradan iki ay gcemedi ki, hepinizin gordugu gibi Cem Uzan'in "anlatmadiklari" birer birer ortaya dokulmeye basladi.
Turkiye Cumhuriyeti tarihinin belki de en buyuk "banka skandali" patladi.
Iki ay oncesine kadar "Turkiye'yi kurtarmaya aday" olmus bir siyasi lider, simdi ailesi ile birlikte polisce araniyor.
Araniyor ama gazetesi araciligi ile de kamuoyuna aciklamalarda bulunuyor.
O yazimda dogru bir tespit yapmis olmakla ovundugumu zannetmeyin sakin...
Keske yanilmis olsaydim da, yuzbinlerce Imar Bankasi magduru ortaya cikmasaydi.
Keske yanilmis olsaydim da, binlerce kisinin calistigi devasa sirketler toplulugu kagittan bir kule gibi yikilip gidiyor olmasaydi.
Ben daha once de herkes icin ayni seyi yazdim.
Ortada suc varsa, ceza da olacaktir.
Sucu tespit edecek, cezayi takdir edecek olan da "hukuk"tur.
Ne devletin kolluk gucleridir ne de "tarafgir amaclarla" herkese hucum eden "medya savcilari"dir.
Gazeteci veya yazar bir tespit yapar, degerlendirir, takdirini okuyucuya birakir.
Hukukun ustunlugunun yalnizca Uzanlar olayinda degil, "medya"da da galebe calmasini en fazla dileyen gazetecilerden biriyim.
Uzanlar'in akibetine sevinenler, "ulke adina" dusunebilselerdi eger, ortada sevinilecek bir hal olmadigini gorebilirlerdi.
Ama kurulmus saat gibiler, anlamiyorlar.
Tek dertleri, Turk medyasinda tek guc olarak ayakta kalmak!..
Kalabileceklerini sanmalari ise ayri bir hicran konusu...
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|