kapat
19.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

MEHMET BARLAS


Devlet hem çok var ve sanki hiç yok gibi!

Bodrum yarımadası, yaz mevsiminde 1 milyona yaklaşan nüfusu, doğası, turizm merkezleri, çarpıcı yapılanması ile "Küçük İstanbul" niteliğinde.

Son 20 yılda, Bodrum'da kimbilir kaç milyar dolarlık yatırım ve harcama yapıldı.

Ancak, bu çarpıcı yörenin yolları perişan.

Hergün gazetelerde, televizyonlarda haberlere konu olan Türkbükü'ne veya ciddi bir turizm merkezi olan Yalıkavak'a gitmek için, inanılmaz bozukluktaki yolları kullanıyorsunuz.

Bundan 20 yıl önce, bu yollar da yoktu diye, halimize şükretmemizi, herhalde kimse isteyemez.

Bu yolları, Bodrum'un belediye başkanları da, Ankara'nın bürokratları da, milyon dolarlık villaları senede 1-2 ay kullanan süper-zenginler de görüyor..

Ama hiçbir şey değişmiyor.

İnsanların, ellerindeki gücü, kamu yararına kullanamamaları çok acıklı bir olay.

Durum, Türkiye'nin hemen her sorunu ve konusu için de aynı değil mi?

Örneğin 2000'in Kasım ayında, önce Demirbank çöktü.

Arkasından 18 Şubat 2001 krizi geldi ve pek çok banka daha çöktü.

Kamunun elinde, bankaları ve sistemi koruyup, denetlemek için, Merkez Bankası, BDDK, Mevduat Sigortası Fonu, çeşitli denetleme kurumları var.

Ama bütün bunlara rağmen, şimdi bir "İmar Bankası Skandalı" nasıl yaşanabiliyor, anlamak mümkün değil.

Veya hergün gazetelerde, çeşitli rakip sermayelerin birbirlerini ağır biçimde suçlayan iddialarına tanık oluyoruz..

Bu iddialara inanırsanız, herkes mutlaka bir yasadışı süreçte.

Ahlakdışılık, bu suçlamalara göre, zaten doğal bir yaşam tarzı gibi.

İnsan ister istemez gözünü, yine "kamu" adına yetki kullanan, denetleyen ve yasaları uygulayan fonksiyonerlere çeviriyor.

Seçilmiş siyasetçilere, bürokratlara..

Ama onlar da, herkes gibi tribünden izliyor olanları.

Bazıları da herhalde, "Bunlar birbirlerini yemeye devam etsinler" diyerek, ellerini ovuşturuyorlar.

Türkiye'de, yönetim boşluğundan herhalde söz edilemez.

Aksine burada "Yönetim Doluluğu" bile var.

Her alanda devlet, bütün ağırlığı ile bulunmakta. "Resmi İdeoloji", bir totaliter rejimdeymiş gibi, eğitimden sosyo-politik yaşama ve hatta dini inançlara kadar, hayatın her alanında egemen.

Acaba özellikle bürokratik kadrolar mı, büyüyen ve sorunları karmaşık hale gelen Türkiye'ye yetmemeye başladı?

Neticede demokrasi ve seçim, iyiyi de, kötüyü de iktidara getirebilir.

Bürokrasi ise, devletin devamlılığını ve güvenilirliğini sürdürür.

Örneğin her üç ayda bir hükümet krizinin yaşandığı 1946-58 arası Fransız 4'üncü Cumhuriyeti'nde, Avrupa Birliği'nin, Fransa'nın elektrifikasyonunun, endüstriyel yenilenmenin temelleri atılmıştır.

Veya Çin'de, hanedanların değiştiği (Han-Tang-Ming-Qing) yüzyıllar boyunca, devleti, zor sınavlarla kadroya alınan bürokratlar ayakta tutmuştur.

Avrupa Birliği'nin karmaşık mevzuatını kabul etmek üzere olduğumuz bu dönemde, bizim de, iyi yetişmiş, kararlı, siyasetin bıraktığı boşlukları kapatan ve halkın güvendiği bir bürokrasiye ihtiyacımız artacaktır.

Bodrum'un yollarının bozukluğunu da, bankada mevduat hesabı olanların çaresizliğini de, kamunun adının geçtiği suçlamaları da görmezden gelmeyecek bir bürokrasiye, özlem duyuyoruz.

İyi bürokrasi, bürokratik engelciliği değil, organizasyonu ve işlerliği sağlar.

ŞAKA

Kim kimi dinlemeli?
Milliyet yazarı arkadaşlarımız, deprem bölgesi Yalova'da halkın sorunlarını dinlemişler.

Bakarsınız bir gün de, halk medyanın sorunlarını dinlemeye karar verir.

Belki buna daha fazla ihtiyaç vardır.

KAÇINILMAZ MI?

Uzan olayından ders alınmalıdır!
Uzan ailesinin serüveninden hem ders almak, hem de bu tür serüvenlerin sürekli yaşanmaması için çözüm üretmek şarttır.

İddialar henüz yargı kararı ile kanıtlanmadığı için, bu iddialar hakkında söz söyleyecek durumda değiliz.

Ama çok uzun yıllar boyunca, düzenin bir parçası olan ve Türk ekonomisinde önemli bir yerde bulunan Uzanlar'ın, bir anda dibe vurmaları veya dibe vurdurulmaları, hem çarpıcı, hem de ibret alınacak bir olaydır.

Neticede burada devlet (veya siyaset) karar verince, kimsenin direnecek gücü yoktur.

Burada devlet (veya siyaset) göz yumup, destek verince de, herkes inanılmaz başarılara ve hatta yasadışılıklara imza atabilir.

Çözüm, hukukun, devletin de üstünde olmasıdır.

Hukukun üstünlüğünü ve şeffaflığı sağlayamazsak, her yeni dönemde, birileri batacak, yeni birileri çıkacaktır.

Bu, çok yorucu ve yıpratıcı bir süreçtir.

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır