|
 |
|


Kuşku ve fırsat
AK Parti'nin transferlerle Meclis'te Anayasa'yı değiştirecek çoğunluğa ulaşması bazı çevrelerdeki "Tayyip Erdoğan ve arkadaşları gizli gündemlerini gerçekleştirecek gücü yakaladı" korkularını kamçıladı.
Hatta Almanlar'ın etkin gazetesi Die Welt, ciddi ciddi "Devleti taşıyan güçlerin, Erdoğan'ın tek başına Anayasa'yı değiştirecek güce ulaşmasından dehşete kapıldığını" yazdı.
Haydi bu vesveseci çevreleri biraz daha korkutalım AK Parti, Anayasa'yı değiştirmenin ötesinde, yeni bir Anayasa yapacak çoğunluğa da sahip oldu. Ki zaten niyeti de, amacı da o.
Erdoğan daha 1999'da, Yeni Türkiye dergisinde yayımladığı "Yeni bir Anayasa, yeni bir dönem" başlıklı yazısında, geniş kesimlerin uzlaşmasıyla yeni ve sivil bir Anayasa'ya ihtiyaç olduğunu savunuyordu.
Bugün Anayasa Komisyonu Başkanı olan Prof. Dr. Burhan Kuzu da, yine o tarihlerde, "Telaşsız bir ortamda, geniş bir tartışmayla ve toplumun önemli kesiminin görüş birliğiyle" yeni Anayasa yapılmasını öneriyordu.
Bu görüşler AK Parti'nin seçim bildirgesine girdi. 3 Kasım seçimlerinden sonra Başbakan Abdullah Gül'ün yaptığı ilk açıklamalardan biri yeni Anayasa üstüne oldu
"Yeni bir Anayasa yapacağız. Bu Anayasa güçlü bir toplum meşruiyetine sahip, katılımcı, çoğulcu ve özgürlükçü olacak."
Daha sonra Başbakanlığı devralan Erdoğan da bu hedefi programına taşıdı
"Katılımcı ve özgürlükçü yeni bir Anayasa hazırlayacağız. Bu Anayasa güçlü bir toplumsal meşruiyete sahip, başta AB olmak üzere uluslararası normlara uygun, bireyin hak ve özgürlüklerini üstün tutan, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi esas alan, demokratik hukuk devleti anlayışını taşıyacak."
Korkuları yenmek
Bu hedefin, bu ilkelerin altına Türkiye'nin çağdaş demokrasi standartlarına sahip olmasını isteyenlerden kim imza atmaz?
Şimdi bir tercihle karşı karşıyayız Ya ilk kez önümüze çıkan yeni ve çağdaş Anayasa yapma imkanını değerlendireceğiz. Ya da AK Parti'nin güvencelerine rağmen bir türlü aşılamayan korkular yüzünden bu tarihi fırsatı kaçıracağız.
Baykal'ın da bir demecinde vurguladığı gibi, "Anayasa öyle bir partinin sandalye çoğunluğuyla yapılacak bir düzenleme olamayacağına" göre, AK Parti, Meclis'te değil 367 üye, 550 sandalyenin hepsini ele geçirse, tek başına bu devrimi gerçekleştiremez.
Öyle olsaydı, 1950'lerde "Odunu aday göstersem seçtiririm" diyecek kadar güçlü Adnan Menderes yapardı. 1983 seçimlerinden hemen sonra yeni Anayasa tartışmalarını başlatan Turgut Özal başarırdı.
"Gizli gündem" kuşkularına gelince...
* İslam dünyasına demokratikleşme çağrıları yapan,
* AB üyeliğinin ana koşulunun tam işleyen demokrasi olduğunu çok iyi bilen,
* Din üzerinden siyaset yapmayı ve "Müslüman demokrat" diye tanımlanmayı reddedip, Batı'daki "Muhafazakar" siyaset ekolünün Türkiye'deki uzantısı olduğunu ilan eden,
* ABD'nin Ortadoğu'nun demokratikleştirilmesinde model gösterdiği bir ülkeyi yöneten partinin "Takiyye" yapması, yaparsa ayakta kalması mümkün mü?
"Mümkün" diyenlere bir sorumuz var Kilit noktalarda rejime bağlılıkları sayısız kez sınanmış ANAP ve DYP kökenliler ile bürokratların bulunduğu bir kadro mu gizli niyetler taşıyacak?
Tezkere oylamasında ikiye bölünen, 2B gibi rejimle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan bir Anayasa değişikliğinde bile dalgalanan bir Meclis Grubu mu, sözde gizli gündemde tekvücut olacak?
Haydi canım siz de...
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|