kapat
19.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

GREENCARD

ALİ KIRCA


Ay üssü Alfa!

Yedi yüz yıllık bir felsefe, modern dünya insanının hayata bakışını yönlendirebilir mi?

Konusu "devlet ve siyaset"se mümkünü yok..

Konusu iktisatsa hepten imkansız.. Yedi yüzyıl içinde nice "imparator" devletler, değişen siyaset ikliminin rüzgarında ve karında "yok" olurken; nice kurtarıcı iktisat politikaları, kendi dinamiklerinin derin krizlerinde "iflas" edip ölürken, ne yapsın asırlar öncesinin çaresiz fikriyatı..

Lakin.. Konu insansa; insanın hayata, aşka, bir başka insana ve "yaradan"a bakışıysa gönül gözünden..

"Gönül gözü"nün yaşı yok işte.. Direnir asırlara..

İdeolojiler hatta dinler; toplumsal ilişkileri düzenleme rolünü üstlenme iddiasını sürdürdükçe "zamanın" gerisinde kalırken; doğrudan "insan"a yöneldikçe, zamanın "ötesi"ne geçtiler.

Hafta sonunda bir yolculuk yaptık Hacıbektaş'a..

Bozkırın ortasında bulduk zamanın ötesine geçen bir garip ademi..

İnsan boyutunda bronz bir heykelin bir eli ceylanın, bir eli aslanın üstündeydi..

Bir elinde avcı, bir elinde av..

"Av"la "avcı"nın, o heykel kadar "sessiz ve saygılı" duruşundaki "barış" ve "bir arada" yaşama çağrısı, görmezden gelinemezdi.

Ancak, zamanı aşan asıl çağrı bütün felsefenin özünü oluşturan iki sözcükte, yalnızca iki sözcükte gizliydi

"Ara-bul!"

Hiçbir dogma; skolastik hiçbir bakış içermeyen iki sözcük, kendi felsefesini dahi dayatmayı reddeden yalın bir "davet"i içeriyordu..

"Bana dahi inanma, kendin ara ve kendin bul" diyordu bozkırın yedi yüzyıllık halk filozofu Hacı Bektaş-ı Veli..

Ve işte o bozkırın ortasında; asırlardır "filozof"un ömrünü tamamladığı o tepelere ve yamaçlara tırmanan binlerce insanın, asırların eskitemediği "inatçı yolculuğu" bundandı..

Arıyorlardı.. Bazen bulduklarını, bazen bulmayı umud ettiklerini ve bazen belki de hiçbir zaman bulamayacaklarını..

Lakin.. Arayış hep sürecekti.. Hacı Bektaş-ı Veli'yi asırların yaman rüzgarları karşısında dirençli kılan da buydu belki de.. Arayışın hiç bitmemesi..

Yeryüzünün dört bir yanında; savaşların, kavgaların, ihtirasların "iklimler"i bile değiştirdiği; insanı insanlığından çıkardığı bir "dünya"da, masum ve nahif bir arayışın peşinde dağlara, tepelere tırmanan genç-yaşlı insanların görüntüsü başka bir gezegende olduğunuz hissini doğuruyordu ister istemez..

Ya da "Ay üssü Alfa'da!.."

****

Hemen biraz ötesi ise Ürgüp'tü..

Bu kez bozkırın ortasında bir inancın ya da arayışın peşinde değil, tuhaf ve gizemli bir coğrafyanın içinde aynı duygular sarıyordu insanı..

Ne coğrafyalar gördük ki insanoğlunun elinde başkalaşmış ve değişmiştiler..

Deniz kenarları, artık "deniz kenarları" değildi mesela..

"Orman vasfını kaybetmiş araziler" gibi bir deyimse, belki de dünyada ilk kez "resmi devlet söylemi"nin kavramları içinde yer alıyordu..

Ürgüp'se hiçbir "vasfı"nı kaybetmeden duruyordu yerli yerinde.. Kimbilir kaç yüz bin yıllık coğrafyanın içindeki yerleşim dahi, aynı gizemli duruşun parçası gibiydi.. Şehri yönetenler, şehri yönetmekten çok "şehri yaşatmaya" niyetlenince böyle oluyordu işte.. Tıpkı, birkaç dakika ötesinde, zamana direnen bir inancın ve arayışın peşinde duranların yarattığı görüntü gibi; birkaç dakika ötesindeki "gizemli" coğrafya parçası da kendi tarihinin vaadettiği sessiz "ölümsüzlük" atmosferinde asırları aşıyordu..

Bir başka gezegen gibi sanki.. Ya da "Ay üssü Alfa!.."

Bilmek her zaman yetmeyebilir..

Bazen "gitmek" gerekiyor..

Bir inancın ya da bir coğrafyanın en "gizemli tünellerinin en derini"ne gitmek..

Gitmeden gelemezsiniz hiçbir gerçeğe...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
Sarı Sayfalar
GreenCard


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2003, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır