|
 |
|

HINCAL ULUÇ
THY bizi eşek yerine koymuyor. Biz eşeğiz!..
"Efendim bu uçağın imkanları bu kadar, ne yapalım?.."
Ne yapacaksın.. O zaman Business sınıfı yapmaz, tüm uçağı ekonomi uçurursun..
Ayıptır, bu kadarı ayıptır. Araya bir perde çekmişler.. Önde oturup hava atacaksın.. Başkaca hiçbir farkı yok.. Bir rezil konserve portakal suyu ikramı.. Bir de baktım, hemen kimsenin yemediği sözüm ona bir snack tabağı..
Yahu ben, bunca parayı rahat etmek için veriyorum, hiçbirine elimi sürmediğim bu üçüncü sınıf ikramları almak için değil..
Yan yana üç koltuk.. Elin gavuru, burayı business yapmak zorunda kalınca, orta koltuğu satmaz hiç değilse.. Yandan daracık, önden daracık.. Ne o?.. Business uçuyorsunuz..
Ortada kundaklanmış bebek gibi oturan komşuma sordum.. "Sıkıntınız neydi de, business aldınız" diye.. Yokmuş.. THY "Ekonomide yer kalmadı" diye zorla business satmış.. Eee.. Ben de öyle aldım.. Yasemin "Ekonomide yer yok" dedi.. "Business olsun" dedim.. Oldu.
Bunun adı resmen dolandırıcılık.. Alenen ve resmen.. Hadi beni mahkemeye versinler de, gidelim, bu dolandırıcılığı bir de mahkeme kararı ile tespit edelim..
Gene de şükür.. Sadece ilk beş sırayı ayırmışlar.. Ya uçağın tümünü Business ilan etselerdi.. Madem farkı yok. O zaman herkes pahalı uçsun. Nasılsa bastırıyoruz parayı, eşek yerine konmak için..
Biz eşeğiz.. Çünkü bize eşek muamelesi yapanlara tepki göstermiyoruz. Baktım. Hostesten form isteyip dolduran, kutuya atan yok.. İnince meydandaki THY nöbetçi müdürlüğüne gidip "Bu nasıl bir soygunculuktur" diyen yok.. Mahkemeye gidip dava eden yok..
"Niye tepki göstermiyorsunuz" dedim bir ikisine.. "Ne faydası var ki" dediler.. "Şikayet mektupları aynen çöpe gider.. Kaç kez yazdık. Yazdığımızla kaldık.. Mahkemeye gitsen sürünürsün. En az on yıl sürer. İşin gücün yoksa uğraş, dur.. Niye?.. Havagazı.."
Millet umutsuz, millet çaresiz. Millet eşek yerine konmayı kabullenmiş..
O zaman beş sıra yetmez, THY Genel Müdürü.. Beş sıra yetmez.. Uçağın yarısını, hatta tamamını business yap, hele böyle turistik yerlere tatile gidenler, ödesinler pahalı fiyatları.. Müstehak..
Meğer ekonomi koltuklarına business bedeli ödemekle bitmemiş yediğimiz kazık..
THY'nin gerçek çözümünü bulduk.. Türk Hamamı Yolları.. Uçağın kliması çalışmıyor iyi mi?.. Tepedeki havalandırma kapalı.. Bunalıp açıyorum.. Sıcak hava üflüyor alay eder gibi.. Hadi koltuklarda imkan bu.. Havalandırma bozuk olur mu, Allahın yazında, Allahlık Hava Yolları..
Olur.. Sen eşek olursan, seni eşek yerine koyanlar suçlu olmazlar..
Şimdi çilenin en başına gelelim.. İstanbul'dan harekete..
Sabah erken kalkmak zorunda kaldım.. Gün yorucu geçecek. Gece uçacağız.. Yasemin'e "Gidişi de businesse çevir, ayağımı uzatır biraz kestiririm" dedim..
Yasemin telefon etti.. "Tamam Hıncal Bey.. Havaalanında stiker yapıştıracaklar.."
Havaalanına vardık.. Business standına vardık. Gece meydan boş. Stand boş.. Kız bilgisayarı açtı.. "Yeriniz businesse çevrilmiş, tamam.. Ben kartınızı hazırlıyorum. Ama siz satışa gidip buraya bir stiker koyduracaksınız.."
Yahu bütün dünya havayolu şirketleri, businessi cazip hale getirmek için meydan hizmetlerini alabildiğine kolaylarlar.. Bizdeki işe bakın..
Bilet satış meydanın öbür ucunda.. Uçağa ucu ucuna yetişmiş olsam yandık.. Allahtan vakit var.. Gittim bilet satışa.. Geç vakit ya.. Tek gişe açık. Ötekiler kapalı.. Girdik mi sıraya.. Bekledik.. Kızın önüne geldik. Bilgisayarda ayni sayfayı açtı.. Baktı. Stikeri yazdı, yapıştırdı, döndük.. Geldik business standına..
Oradaki kıza sordum..
"Burada sizin, orada da satış görevlisinin bilgisayarda baktığı sayfa ayni.. Siz ne gördü iseniz, o da onu gördü.. O zaman beni niye bunca zahmete soktunuz.. Bunca yürüttünüz, bunca sırada beklettiniz.. Günahım size daha fazla para vermek istemek mi?."
Ne cevap verdi bilir misiniz?..
"Hıncal Bey, bizim stiker yapıştırma yetkimiz yok.."
Onun yetkisi yok diye, business müşterisi alan içinde koşuştursun, dursun, kime ne?..
Parası ile rezil olmak derler ya, sevgili okurlar.. İşte aynen o..
THY bizi, alenen, resmen eşek yerine koyuyor..
Ama bize müstehak.. Bu ilk değil, son da değil.. Hep devam eden uygulama.. Onlar hep eşek muamelesi yapıyor, biz hep susuyoruz..
Çünkü biz eşeğiz..,
Eşek muamelesine sadece eşekler tepki göstermez çünkü..
****
Bugün size harika Çeşme günlerini anlatacaktım.. Ama dönüşte tatilin bütün keyfine eden THY beni öyle öfkelendirdi ki, Çeşme'yi erteledim.. Yazdım..
Ne işe yarayacak?.. Hiç.. Daha önce de yazdım, işe yaradı mı?.
Bizde bu eşeklik oldukça, THY aynen devam edecektir.
O zaman niye yazdım?..
Ruhsal tedavi.. İçimi döktüm de rahatladım biraz, hepsi o..
Eylülde gene uçacağım Çeşme'ye.. Gene "Ekonomi dolu" diyecekler.. Gene "Business" fiatı ödeyeceğim ve gene bu rezilliği yaşayıp, gene yazacağım..
Bunları nerden biliyorum peki..
"Eşeğiz" dediysek, o kadar da değil!..
BİR TAVSİYE
"Altında mıdır, üstünde midir, cennet-i a'lâ"
İstanbul.... Dünya tarihinin en uzun yaşayan, en büyük imparatorluklarından ikisinin başşehri!.. Doğu Roma'nın... Osmanlı'nın...
Avrupa ve Asya'yı birleştiren "büyülü" şehir!..
Yahya Kemal'in "Aziz" İstanbul'u.. Büyük Atatürk'ün "İki büyük cihanın mültekasında; Türk vatanının ziyneti, Türk tarihi'nin serveti, Türk milletinin göz bebeği İstanbul; bütün vatandaşların kalbinde yeri olan bir şehirdir" dediği İstanbul!..
Önümde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ'nin (Tel0 212 317 77 00) gönderdiği iki kitap ve bir broşür duruyor!.. Üzerinde "Fethinin 550.Yıldönümünde İstanbul'un en eski ve en yeni rehberi" yazan güzel bir karton kutu içinde...
En eski rehber; 1934'deki..."İstanbul Şehri Rehberi" adı ile... Broşür, bu rehberi hazırlayan rahmetli, Osman Nuri Ergin'i anlatıyor; kimdir, neler yapmış, neler yazmıştır?
En yenisi... 2003'deki...
"Adım Adım İstanbul" İstanbul aşıklarının evinde, elinin altında, kitaplığında bulunması gereken bir ikili...
1934'dekinde, İstanbul'un bütün cadde ve sokakları, meydanları, resmi daireleri 34 haritaya ve mükemmel bir fihrist ile 240 sayfalık kitaba sığdırılmış... İstanbul'un tarihi var... Başta belediye olmak üzere önemli kuruluşları, oteller, lokantalar, meslek kuruluşları, hastaneler, kazalar, nahiyeler, köyler, mahalleler, kısacası İstanbul'u anlatan her şey var, kitapta...
Eskisinin boyutunda basılan yenisi ise, baskı tekniğindeki gelişimi hemen ortaya koyacak kadar göz alıcı.. Ondan da öte...Bir Türk insanı için İstanbul ile ilgili bilinmesi gereken önemli ve pratik bilgileri veren çağdaş bir rehber... Dolmabahçe Sarayı'ndan Topkapı Müzesi'ne, Koska Helvacısı'na kadar!... Ayasofya'dan Miniatürk'e kadar... Hilton Hotel'den Bobos Bar'a, Pierre Loti Caf'ye, Günay Gece Kulübü'ne, Anton Şarapevi'ne kadar..
Ne demişti, kasidesinde Nedim
"Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır
Bir gevher-i yekpare iki bahr arasında
Hurşîd-i cihan-tâb ile tartılsa sezâdır
Altında mı üstünde midir cennet-i a'lâ
El-hak bu ne halet bu ne hoş âb u hevâdır"
Bilmem ki, böyle bir şehri tanımak istemez misiniz?
Öyleyse, "En eski ve en yeni" İstanbul Şehir Rehberleri'nden birer tane edinin!..
ocaluluc@beko.net
SEVDİĞİM LAFLAR
Dünyaya yalnız gelirsiniz. Dünyadan yalnız gidersiniz. Bana sorarsanız, yaşarken, gelirken ve giderkenkinden daha yalnızsınızdır.
Emily Carr (1871- 1945)
TEBESSÜM
Fıkra Yıldırım Tuna'dan
Bill kilisenin en geri zekalı görevlilerinden biriymiş.. Papaz kovmadan önce son bir şans daha tanımak istemiş..
"Bana bak!" demiş, "Konuşmamın sonunda 'Melekler mumları yakınca mabet ışıldamış' dediğim anda arkamdaki bütün mumları yakacaksın ve koro başlayacak!.. Tamam mı?"
Bill başını sallamış ve hata yapmamak için bütün gece dua etmiş.
Ertesi gün Kilise tamamen doluyken Papaz konuşmasının sonunda sesini kalınlaştırıp "Melekler mumları yakınca, Mabet ışıldamış!" demiş ve göz ucuyla bakmış ki mumlar yanmıyor.. Tekrar sesini daha da yükseltip "Melekler mumları yakınca, Mabet ışıldamış!" demiş..
Arka taraftan Billi'in ince sesi duyulmuş, "Ama Zangoç'un köpeği de kibritlere işemiş..!"
BİZİM DUVAR
2004 başından itibaren işkembe ve kokoreç salonlarına ruhsat yasağı getiriliyor. Sakatat sakata geliyor.
(Ünal Turgut)
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|