|
 |
|

MUHARREM SARIKAYA
Tezkereye temkinli adım
Hükümet Irak'a asker gönderilmesine ilişkin tezkere ile ilgili kararını bu ayın sonunda alma niyetinde.
Daha önceki tezkere sürecindeki gibi acele etmenin yarattığı gerginliği, bir daha bakanlarına, parti grubuna, daha da önemlisi diplomasiye tekrar yaşatmak istemiyor.
Bu nedenle, konu üzerinde sadece görüş alışverişinde bulunmanın ötesine gitmiyor.
Hatta, asker göndermenin yararlı olacağına ilişkin görüşlerini açıkça beyan etmekten bile kaçınıyor.
Bu hassasiyetin nedeni tezkerenin yine bir yol kazasına uğramaması.
Nitekim, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da dün Sakarya'da toplanan Bakanlar Kurulu toplantısından sonra gazetecilerin asker gönderme ile ilgili sorularına şu yanıtı veriyor
"Cevabın verilmesi gerektiğinde, cevabı veririz..."
Dışişleri Bakanlığı'nın yaklaşımı da farklı değil.
Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Uğur Ziyal'in, Türkiye gibi Irak'a asker gönderme hazırlığı yapan Pakistanlı meslektaşı Khokhar ile yaptığı görüşme sonrasındaki sözleri de bunu teyit ediyor.
Hatta, Ziyal'in asker göndermeye ilişkin sözleri, Pakistan'ın tavrını da kapsıyor ve Erdoğan'ın yaklaşımından da temkinli bir özellik gösteriyor
"İki taraf da bir karar süreci içinde değil..."
Temkinli gitmeliyiz
Dışişleri Bakanlığı üst düzey yöneticisinin şu sözleri bu yaklaşımın nedenini daha net ortaya koyuyor
"Bu kez daha temkinli ve sağlam adımlarla gitmemizde fayda var. Geçmişte yaşananları bir daha yaşamak istemiyoruz. Türkiye para karşılığı asker gönderiyor, ABD bastırınca her istediğini yapıyor gibi yaklaşımlara bu kez izin vermeyeceğiz..."
Çankaya Köşkü'nde yapılan zirvede de benzer bir durumun ortaya çıktığının altını çizen üst düzey yöneticinin şu sözleri de dikkat çekici
"O zaman da ABD tarafına Türkiye üzerinde bu kadar pres yapmamaları gerektiğini anlattık. Ama bizi dinlemediler. Biz de takip ettiriyorduk. Daha askerleri Teksas'ta gemiye binmeden, askerlerimiz gemide bekliyor, haydi ne duruyorsunuz diye baskı uygulamaya çalıştılar. Bunlar bir daha olmamalı..."
Dışişleri üst düzey yöneticisinin rahatsız olduğu bir diğer durum da ABD'den gelen açıklamalar.
Nitekim, bu kez bu yönde bir yaklaşım gösterilmeyeceği konusunda da Washington yönetiminin kararlılığının bulunduğu biliniyor.
Nabız yoklama
ABD tarafı da geçmişte Türkiye'ye yapılan baskının ne kadar geri teptiğinin farkında.
Bunu Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde halkla birebir yaptıkları temaslar sırasında da tespit etmişler.
Yapılan açıklamalar ve Türkiye'ye dönük tepkili sözlerin ardından, gereksiz yere Türk halkında bir ABD karşıtlığının yaratıldığını görmüşler.
Bundan dolayı Eylül'ün ikinci yarısında TBMM'nin açılıp tezkere konusunu ele alma süreci bitene kadar ABD tarafı da asker gönderme ile ilgili bir tek kelime olsun söylememe kararlılığında.
Yorum yapmayacağız
Bu konuda ABD tarafının yaklaşımı şöyle
"Türkiye kesin bir karar alsın. Bu yakın bir gelecekte alınırsa daha iyi olacak. Asker gönderiliyor veya gönderilmiyor kararı net olsun. Evet ve hayır arasında bir noktada bırakılmasın. Biz bu süreç içinde bir tek kelime söylemeyiz, taleplerimiz veya beklentilerimiz yönünde bir yaklaşım içinde olmayız, olmayacağız da..."
Bir anlamda ABD de bu kez yoğurdu üfleyerek yiyor.
Aradan iki haftaya yakın süre geçmiş olmasına rağmen, ABD tarafının Türkiye'den gönderilen sualnameye hala yanıt vermemesi de bunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Pişmekte olan aşa su katmayı bu kez her iki taraf da istemiyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|