|
 |
|

EMRE AKOZ
Bilim hurafeden eglencelidir
Gecenlerde bir yaziyi, "Bilim hurafeden daha eglencelidir" diye bitirmistim. Bilim dedigim dogayi ve toplumu bilimsel bir bakis acisiyla aciklama cabasi. Elbette buna mantigi ve matematigi de dahil ediyoruz. Hatta felsefeyi de...
Hadi gelin bu 'eglenceli' faaliyetten bir iki ornek verelim.
Populer bilim yazari Adrian Berry, gazete okuyan herkesin bulmaca, bilmece ilavelerinde karsisina cikan soruyu soyle formule etmis
"Savas surmekte. Bir asker, cephanesi biten arkadaslarinin yardimina kosuyor. Asker tam 67 kilo. Elinde her biri tam yarim kilo gelen 3 tane top gullesi var. Derken karsisina ancak 68 kiloyu kaldirabilen bir kopru cikiyor. Adam 67 kilo, gulleler de toplam bir bucuk kilo; eder sana 68.5 kilo. Bu durumda asker gulleleri bir kerede karsiya nasil gecirir?"
Siz bu sorunun cevabini dusunurken bir de mantik sorusu atalim ortaya
Ajan Ahmet cok gizli bir belgeyi ajan Mehmet'e iletecektir. Belgenin sadece Mehmet'in acabilecegi bir kutunun icinde gonderilmesi gerekmektedir. Kutunun yolda acilmamasi icin anahtarin Ahmet'te kalmasi gerektigine... Mehmet'te de ikinci bir anahtar olmadigina gore bu operasyon nasil gerceklesecektir?
Ilk bakista imkansiz degil mi?
Halbuki mumkun. Soyle Ahmet belgeyi kutunun icine koyar. Kutuyu da bir asma kilitle emniyete alir. Sonra bunu Mehmet'e yollar. Mehmet kutuyu elbette acamaz. Peki ne yapar? Kutuya ikinci bir asma kilit takip Ahmet'e gonderir. Kutuyu alan Ahmet kendi taktigi kilidi cikartir. Sonra da tekrar Mehmet'e yollar. Mehmet de kendi taktigi kilidi acip belgeye kavusur.
****
Eger bilimsel calismalardan az bucuk haberiniz varsa hayat gayet eglenceli gecebilir.
Diyelim ki uykunuz kacti. Gecenin bir yarisi TV karsisinda zaplarken eski bir Amerikan filmine rast geldiniz 'The Beast from 20.000 Fathoms' (20 Bin Kulac Derinden Gelen Canavar, 1953).
Film okyanusun derinliklerinde uyuyan bir dinozorun nukleer denemeler sonucu uyanisini ve New York sokaklarinda dehset sacmasini anlatmaktadir.
Iyi guzel de 20 bin kulac yaklasik 36 bin metre eder. Halbuki film cekilmeden cok once Ingiliz arastirma gemisi Challenger okyanusun o zaman bilinen en derin yerini bulmustur. Bu Pasifik'teki Mariana Cukuru'dur ve derinligi 'sadece' 11 bin metredir!
****
Artik konuya girmis sayiliriz. Onumuzdeki yazilarda baska ornekler de verecegiz.
Efendim? Asker kopruyu nasil mi gececek? "Bir jonglor gibi gulleleri havada cevirmeye baslar. Boylece en az bir gulle hep havada olacagi icin kopruden gecebilir."
Boyle dusundunuz degil mi? Halbuki yanlis. Havaya firlatilmis bir gulle asagida tutulurken yarim kilonun ustunde bir guc yaratir. Toplam agirlik 68 kiloyu gecer. Kopru coker.
Ee, ne yapalim bilim bazen neyin yapilmasi gerektigini degil, neyin yapilmamasi gerektigini de gosterir.
Gurtuna nasil elestirilmeli?
Bu aralara Istanbul santiyeye dondu. Her yer kazili. Bu hummali faaliyetin sebebini biliyoruz Ilkbahara belediye secimleri var. Ali Mufit Gurtuna projeleri tamamlayip secmenin karsisina oyle cikmak ve secilmek istiyor.
Ote yandan elestiriler var 1) Calismalar yuzunden trafik bircok bolgede santim santim akiyor. Yaz sicaginda 15 dakikalik yere bir saatte gidenler feryat ediyor. 2) Bu projelerin 'gosteris yatirimi' oldugu one suruluyor. 3) Belediyenin yaptiklarini panolarla filan duyurmasi tepki topluyor.
Benim bu konulardaki izlenimim soyle...
Istanbul'da dogdum, Istanbul'da buyudum. Belediye hizmetleri acisindan kent hic bu kadar iyi bir donem gecirmemisti. Dikkat 'Mukemmel' demiyorum 'eskiye kiyasla' iyi diyorum.
Bir seyi bozmadan, yikmadan yeni bir sey yapamazsiniz. Madem tikanikliga son vermek icin ornegin alt gecit yapiliyor, trafigin birkac ay boyunca bizi deli etmesine tahammul etmeliyiz.
Istanbul koca bir kent. Adeta ucsuz bucaksiz. Her normal kentli gibi ben de diger semtlerde neler olup bittigini bilmek isterim. Eger yapilanlar panolarla duyuruluyorsa, bunun ne gibi bir sakincasi var; anlamiyorum.
Dogrudur Secim yaklasinca gosteris yatirimi hizlanir. Yollar asfaltlanir, gayet duzgun dahi olsa kimi kaldirimlar sokulup tekrar yapilir. Ben de bu abuklugu defalarca elestirdim. Ama musaadenizle hizli tramvay, kanalizasyon, su, gecit, park gibi projeleri de gosteris yatirimindan sayamam.
Gelin sunun adini koyalim Baskan Gurtuna 'eski Refahli' ya... Ne yapsa elestirenler var. CHP'li, ANAP'li, DYP'li olsa belki de goklere cikarirlardi. Cogunun amaci uzum yemek degil, bagciyi dovmek.
Halbuki belediyeci ya da basbakan fark etmez... 'Yurutme' konumunda olan kisilere sunu soracaksiniz 1) Bu kararin dogru mu? Yani, Olimpiyat Stadi ya da Sabiha Gokcen Havaalani orneklerinde oldugu gibi yandaslarina is yaratip vergilerimizi havaya mi savuruyorsun? Yoksa bu yatirim gercekten gerekli mi? 2) Kaynagi nereden buluyorsun? Torunlarimizi dahi borc odemeye mahkum edecek bir yatirim mi bu? 3) Bu isler gorulurken yolsuzluk var mi, yok mu? Harcamalar denetleniyor mu? Yoksa 10 liralik is 50 liraya mi yapiliyor? Ben bir sure daha sikinti cekmeye hazirim... Yeter ki bu uc sorunun cevabi olumlu olsun.
HEGEL DEGIL PROUDHON
Biraz da ukalalik yapalim. Efendim, 'Sefaletin Felsefesi-Felsefenin Sefaleti' hikayesi Alman filozof Hegel ile Karl Marx arasinda gecmemistir. Anarsizmin babalarindan, "Mulkiyet hirsizliktir" sozuyle unlu Pierre Joseph Proudhon, 1847'de 'Ekonomik Celiskilerin Sistemi' adli bir kitap yazar. Bu kitabin diger basligi 'Sefaletin Felsefesi'dir. Proudhonculugu kendi sosyalizm anlayisina tehdit olarak goren ve anarsizmin solu boldugune inanan Marx da ona 'Felsefenin Sefaleti' isimli kitabiyla cevap verir. Olay kabaca budur. Bilgilerinize...
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|