|
 |
|

AHMET HAKAN
TimurtaÅŸ Hoca
Timurtaş Hoca'yı bilir misiniz? O, Türkiye'nin ilk "star vaiz"idir.
Hatırlıyorum; 70'lerin sonuydu... Anadolu'nun dört bir yanında onun kasetleri dinlenirdi. Din-diyanetle ilgisi en düşük düzeyde olanların bile dikkat kesilerek dinlediği o vaazlarda, söylenenlerden çok "söyleniş tarzı"nın etkili olduğunu gözlemlemiştim.
Timurtaş Hoca, öyle bir konuşur, sesini öyle bir kullanır, öyle betimlemeler, benzetmeler yapardı ki, o vaazlara ilgisiz kalmak imkansızdı.
Sesi bir yükselir, bir inerdi. Bazen hüzünlenir, durgunlaşır; bazen öfkesine hakim olamaz, haykırırdı. Kelimeleri birkaç kez tekrar eder, en karmaşık sorunları bile basitleştirerek anlatırdı. Sakıp Sabancı'nın espriye fazla kaçmamış halini düşünün. Ya da Ali Rıza Demircan'ın daha teatral olanını. Ne demek istediğim daha iyi anlaşılır.
Bir "Proteston rahibi" gibiydi. İlgi çekmek amacıyla bilhassa kurgulanmış hissi veren müthiş sıkı söylevler! Düşünün Camidesiniz ve vaazı hiç sıkılmadan dinliyorsunuz!
Hoca, hem televizyon eleştirisi yapar, hem uluslar arası siyasetin en çetrefil sorunlarına dalardı. Yetmezmiş gibi arada fıkra anlatırdı... Hepsinden önemlisi sinirlenir, bağırır, kürsüye yumruklar atardı...
Dinleyicilerin ilgisi ise muazzamdı Hani "Heredot Cevdet", tarihi hikayesini anlatırken "Ölü" bir anda coşup "Allah" diye bağırır ya, Timurtaş Hoca'yı dinleyen cami cemaatinden bazıları da coşar ve "Allah" diye bağırırdı. Hoca'nın elden ele dolaşan kasetleri camilerde vaaz sırasında kaydedildiği için, vaazın en zirveye vurduğu anda ortaya çıkan "Allah" nidaları rahatlıkla duyulurdu. Efektin filan pek bilinmediği 70'lerin sonunda bu nidalar, dinleyenler üzerinde bir tür "alkış efekti" etkisi yapardı.
Timurtaş Hoca, vaazlarında mutlaka toplumsal sorunlara değinirdi ama onun politik çıkışları bir partiye mal edilemeyecek kadar gündelik siyasetin uzağındaydı. Genel anlamda tüm sağ partilerin kabul edebilecekleri şeyler söylerdi.
Mesela o dönemde "anarşistler", örgütlerinin parasal kaynaklarını 'banka soygunları'ndan elde ederlerdi. Bu nedenle önlem olsun diye bankaların kapısında jandarma beklerdi. Timurtaş Hoca, bu durumu şöyle eleştirirdi "Kurban olduğum Mehmetçik, banka kapılarında bekliyor! Olmaz böyle şey!"...
Ya da Timurtaş Hoca, iftar vakti televizyonu açmış, bir 'hayvan belgeseli'yle karşılaşmış. Ramazan'dan, iftardan söz eden yok. Hoca bu duruma olan kızgınlığını şöyle dile getirirdi ****
Geçen akşam televizyonda New York'taki elektrik kesintisinin yol açtığı karmaşayı canlı yayında izlerken, Timurtaş Hoca'yı andım. Çünkü Hoca, vaazlarından birinde, Batı medeniyetininin ne kadar içi boş, kof bir medeniyet olduğunu anlatmak için, 1976 ylında New York'ta gerçekleşen bir saatlik elektrik kesintisinde yaşananları anlatıyor ve şöyle diyordu "Bir saatlik elektrik kesintisinde soyulmayan dükkan, yağmalanmayan işyeri, ırzına geçilmedik kadın kalmadı. Bu mu sizin medeniyetiniz? Yuh olsun size!".
New York Belediye Başkanı, akşam karanlığının çökmek üzere olduğu sıralarda yaptığı açıklamada en çok 'yağmalamalar'dan çekindiklerini söylüyordu. İşte tam bu anda hatırladım Timurtaş Hoca'nın söylediklerini...
Demek ki Hoca rahmet istemiÅŸ...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|