|
 |
|

Devlet yiyecek-içecek sektörünü yok sayamaz
Turistik Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği'nin kurulmasına öncülük eden Tansever, "Vatandaş her yüz liralık harcamasının 10'unu yiyecek-içecek ve eğlenceye harcıyor.
Bu büyüklükteki sektörü devlet gözardı edemez. Vergiler yüzde 300'ü aşınca, ürün satılamaz, vergi toplanamaz hale geldi" diyor
Bir sabah uyandığında babasının anısına Boğaziçi Üniversitesi'ne öğrencilere burs verilmek üzere bağışladığı 100 lot yani yaklaşık 120 milyar liralık Çukurova-Kepez hissesinin sıfırlandığını öğrendi. İstanbul ve Ankara'da işlettiği resroranların yanı sıra İMKB'nin oyuncuları arasında ismi sık sık geçen Barış Tansever, "Buradan İMKB Başkanı'na selam gönderiyorum. Bir daha asla paramı alamayacaklar! Çünkü yeter, inancım bitti" diyor.
İstanbul Boğazı'na bakan en güzel tepelerden birinde yer alan mekanı 9 yıl önce belediyeden kiralayarak restoran işletmeciliğine başlayan Tansever, Rahmi Koç'tan, Sakıp Sabancı'ya ve iş dünyasının daha nice ismini Sunset adındaki California mutfağında ağırlıyor. Söyleşi yaptığımız gün en çok borsada buharlaşan paraları için üzülen 36 yaşındaki Tansever, "Bir daha asla restorandan kazandığım parayı borsaya yatırmayacağım" diyor.
* Boğaziçi İşletme'den mezunsunuz. Niye yemek işine girdiniz?
Üniversite yıllarından itibaren bu sektörün içindeydim aslında. Alarko'nun işlettiği yıllarda Pasha'nın müşteri sayısını 30'lardan bir anda 1000'lere çıkarmıştım. Sonra Celal Çapa'yla partiler düzenlemeye başladık. Aslında restoran işine Boğaziçi Üniversitesi'nin sosyal tesislerini işleterek girdim. Sonra Sunset geldi. Çubuklu'da Sunset Marin'i, ardından da Ankara'da bir İtalyan restoranı açtık.
* İş dünyasında şöyle bir trend var. Biri sıkıldı mı bakıyoruz bir tane restoran ya da bar açmış...
'Köfteci açma' isteği hemen hemen herkeste var da ondan. Düşünsenize, şurada otursak ve iki tane içki içip havaya girsek, şöyle der miyiz; 'Hadi fiber optik fabrikası kuralım!' Onun yerine 'Restoran açalım' deriz. Bu sektör kolay girilebilen bir sektör. Pasta çok büyük ve gayri safi milli hasıla büyüdükçe daha da büyüyecek. Düşünün uluslararası mutfak sunan restoranların sayısı 10 yıl öncesine göre 10'a katlandı. Bizim sektörün kötü tarafı da herkesin bu sektöre girebilmesi! Herkes köfteci açabilir, nitekim açıyorlar. Tabii köfte var 2 milyon liraya, köfte var 22 milyon liraya.
* Sunset'in bulunduğu konumu korumasını neye bağlıyorsunuz?
Bir kere çok güzel bir yerdeyiz. Ama sadece bu yeterli değil. Biz sürekli yatırım yapıyoruz. Özellikle insana yatırım yapıyoruz. Çalışanlarımızın hepsini sağlık sigortası yaptırdık. Ekibimiz 9 yıldır neredeyse hiç değişmedi. Bu müşteri açısından çok önemli. Amerikalı aşçılarla çalıştık. Onlardan danışmanlık aldık. Sürekli bir eğitim var burada. Bir de koşulsuz müşteri mutluluğu uyguluyoruz. Müşteri tadını bile beğenmezse değiştiriyoruz tabağını. Zaten müşterimiz de o olgunlukta, bizi istismar etmiyor.
Koşulsuz müşteri mutluluğu var. Az pişmiş istedin, çok pişmiş geldi. Değiştirirler. Tadını beğenmedin, yanlış sipariş verdin, onu da değiştiriyoruz. Biz bu değiştirme işinden batmayız. Zaten müşteri o olgunlukta, bizi istismar etmiyor.
* Ankara Migros'ta açtığınız İtalyan restoranı neden hayal kırıklığı oldu?
Orada bir hata yaptım. İtiraf etmem lazım. Şöyle düşünün. İstanbul'daki lüks İtalyan restoranı Paper Moon gibi bir kalitede yer yaptım ama Bakırköy Carousel Alışveriş Merkezi'nde açtım. Migros Alışveriş Merkezi'ne 50 bin kişi geliyor bu çok iyi diye düşündüm. Fiyatları Ankara standartlarına göre düşürdüm ama istediğim performans olmadı. Hiç kâr etmedim. Bence Ankara'da bir Bilkent var. Bir daha bana Ankara'da yatırım yaptıramazlar. Kızdığım bir konu var, kâr etmesek de devlete her ay mecburen KDV ödüyoruz!
* İş dünyasının ünlü simalarının yemek alışkanlıkları nasıl?
Açıkçası buraya 'Sen benim kim olduğumu biliyor musun?' türünden konuşma yapan müşteri gelmez. Beyaz yakalılar çoğunluktadır. Çok zengin olmaları da gerekmez. Biliyor musunuz, örneğin Rahmi Koç buraya yemeğe geldiğinde herhangi birinden daha çok para harcamaz. Çünkü sağlığına dikkat etmesi gerekir, midesi ağrıyordur vs. gibi sebeplerden zaten az yer ve az öder.
* Bu yaz Turistik Restoran Yatırımcıları ve İşletmecileri Derneği'ni (TURYİD) kurdunuz. Amacınız nedir?
Ne olursa olsun bu sektör çok büyük. Öyle dendiği gibi Reina ve Laila'ya giden 3 bin kişi arasında dönmüyor. Akşam Balıkçı Hasan'da yemeğini yiyeni de gece hayatına dahil ediyorsak şayet, en az 250 bin kişiden bahsediyoruz. Sektörümüzün büyümesinin en büyük sebebi de sosyolojik. Eskiden insanlar daha az dışarıda yemek yiyordu, şimdi daha çok yiyor. Eskiden sülalece yaşıyorduk, şimdi küçük çekirdek aileler şeklinde yaşıyor ve dışarıda sosyalleşiyoruz. TURYİD'in 65 üyesi var şu anda ve amacımız, sürekli büyüyen bu sektörün büyüklüğünü rakamlara dökmek. Yarattığı katma değerle ilgili raporlar hazırlamak ve bunu Ankara ile paylaşmak. Hep fiktif konuşmalar yapılıyor, ciddi istatistikler yok. Gayri safi milli hasılanın yüzde 10'u kadar bir büyüklüğü olan sektörün ciddi sorunlarıyla ilgili çözümler üreteceğiz.
İMKB Başkanı'na buradan selam, bir daha paramı alamaz!
* Siz borsanın tanınmış yatırımcılarındansınız. Ünal Tarım eşinizin babası değil mi ?
Evet, kayınpederim ama hissem yok.
* Borsayla aranız nasıl?
Ben de 'zede' oldum ve bıraktım. Yemin ettim, bir daha da borsaya girmeyeceğim. En az 15 yıldır borsayla ilgileniyordum, yani para kazanmaya başladığımdan beri. Türkiye'de bu sektörün büyüyeceğine inanıyordum. Amerika bunun üzerine kurulmamış mıydı? Türkiye'de de bu olacak diye düşündüm ve hep burada olalım istedim. Şimdi kanaat getirdim ki bu iş Türkiye'de mümkün değil.
* Zede olduğunuz için mi fikriniz değişti?
O da son darbe oldu. Türkiye'nin felsefi bir problemi var. Ankara'dakiler sermaye piyasasını hiç anlamıyor. Onlar için varsa yoksa para piyasaları, bono, faiz, döviz. Türkiye'nin ihtiyacı da bu değil mi? Borç almak zorundayız çünkü. Bunun için de faizin kaç olduğu çok önemli. Özelleştirmenin altyapısı hiçbir zaman doğru dürüst hazırlanmamış. Çukurova-Kepez mağduru oldum. Sıfır oldu. Devlet Uzanlar'la bizi aynı kefeye koydu.
* Borsa serüveniniz bitti mi yani?
Bundan sonra herhangi bir bankanın, şirketinin hissesini hayatta almam. Sen gelsen desen ki şurada altın hisse var. Al desen almam. Bitti benim için. Benim lokantamdan para kazanıp oralarda batırmaya tahammülüm yok artık. Tamam Uzanlar'la sorun yaşanıyor, iyi ama benim gibi küçük yatırımcıların ne günahı var? Ayrıca ben Uzanlar'dan hisse almamışım ki. 40 yıl önce devlet eliyle bu hisseler çok ortaklı hale getirilmiş. Sen devlet, 1993 yılında 810 milyon dolar üzerinden satmış, çekip gitmişssin. Biz yüzde 15'i oluşturan kesimi yani küçük yatırımcıyı da ortada bırakmışsın. Devletin bir politika yapması lazım. Özelleştirme yapmak istiyorsa, imtiyazlı şirketlerle ilgili ciddi bir çalışma yapması lazım.
Hepsine, başta da İMKB Başkanı'na buradan selam söylüyorum. Artık benden para alamaz. Çünkü yeter. İnancım bitti. Memlekette pozitif değer yaratmanın çok zor olduğunu düşünüyorum. Ben artık işime bakıyorum.
Kaliteli turist kaliteli içki istiyor!
* Dünya standartlarındaki ürünlerin dünya fiyatlarından sunulmasını savunuyorsunuz. Biraz daha açar mısınız bu konuyu?
Herkes kaliteli turist istiyor ama kaliteli turist de kaliteli hizmet istiyor. Size çok çarpıcı bir örnek vereceğim. İyi bir konyak markası olan Hennesy XO Duty Free'de 80 Euro'ya yani 120 milyon liraya satılıyor. İçeride Tekel bunu kaça satıyor biliyor musunuz? 705 milyon liraya.
* Fiyatları böyle yüksek olunca içen de olmuyordur herhalde?
Şimdi bu fiyatta olduğu zaman satılamaz, ticareti yapılamaz hale geliyor. Kadehi 50-60 milyon liraya çıkıyor. O zaman kaliteli turist bunu istediğinde ya yok diyeceksin ya da devlet seni kaçakçılığa teşvik ediyor. Biz de bu yüzden bulundurmuyor ve satmıyoruz. Alkollü içeceklerde yüzde 270'e yakın ÖTV var, gümrük vergileri var. Herkes Petrus şarabının fiyatını konuştu geçenlerde. Ya kardeşim, siz bu şarabın medeni ülkelerdeki fiyatını biliyor musunuz? Öyle 3 milyar liraya falan satılmıyor! Çok daha ucuz.
Satılmayan malın vergisi toplanamaz. Satılacak fiyatlarda olmalı ki vergisi olsun. Mesela puro. Ya, benim bilmediğim Türkiye'nin gizli bir puro tarlası mı var da koruyoruz. Puroda saçma sapan vergi var. 'Puro içen parasını ödesin' mantığındalar. Ne oluyor biliyor musun? Puro içenler zaten yurtdışına seyahat eden kesim olduklarından, kendi purolarını duty free'den alıyor, devlet de böylece hiç vergi toplayamıyor.
Åželale KADAK
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|