|
 |
|


Antep'in hakkı Antep'e
Samsun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Adnan Sakoğlu anlatmıştı "Muammer Güler'i çok severiz... Samsun Valiliği'nden, İstanbul Valiliği'ne atandı... Giderken biz de onu odamıza üye yaptık... Üye kimliğini bizzat ben imzaladım" diye.
Biz de yazdık. (29 Temmuz-Salı)
Yazımızın çıktığı gün, İstanbul Valisi'ni "Gaziantep'ten" aramışlar.
Arayanlardan biri de...
Ticaret Odası Başkanı
- Efendim, siz Samsun'dan önce Gaziantep Valisi idiniz... Sizi çok sevdik... Ve odamıza üye kaydettik... Yani siz Samsun'dan önce bizim üyemizsiniz... Tüccar olmayan tek üyemiz.
Ardından Gaziantep Sanayi Odası Başkanı aramış
- Vali Bey... Siz bizim odamızın ilk ve tek onursal başkanısınız.
****
İstanbul Valisi de bizi aradı
- Yazdığınız doğru... Fakat Gaziantepliler alınmışlar... Yavuz Bey Samsun'u yazdı, bizi yazmadı diye... "Siz Samsun'a gitmeden bizim üyemizdiniz" diyorlar... Bu hususu size söylememi istiyorlar.
****
Vali vardır, halk "merkeze alındığına veya başka ile atandığına" sevinir.
"Oh, kurtulduk" diye.
Vali vardır, halkla "öylesine kaynaşır ki..."
Ayrılırken "meslek kuruluşlarına" üye bile yapılır...
Ve "unutulmaz" olur.
Muammer Güler'i Gaziantep'ten de iyi tanırız, Samsun'dan da.
"İkinci gruptan olduğunu", İstanbul'a vali atandığı gün yazmıştık.
****
Vali Bey dedi ki
- Gaziantep, hakkının yendiğini düşünüyor.
Gaziantep'in "hakkını yemeyelim."
Muammer Bey'in orada da, Ticaret Odası'na "üye", Sanayi Odası'na da "onursal başkan" yapıldığını "kayda geçirelim."
İstanbul'a "üç ayaklı" güvenlik projesi
Sayın İstanbul Valisi... Kapkaç... Gasp... İstanbul'un asayişi... Ne diyorsunuz? - Yavuz Bey... Önce şu iki kalın çizgiyi çizeyim... Bir Türkiye'de cezaların caydırıcılığı yok... İki İnfaz sistemi iyileştirici değil.
"UYUM" KİME YARIYOR?
Yavuz Bey.
İstanbul'da kapkaç, hırsızlık kurumsallaşmış.
Örgütlü hale gelmiş.
Çeteleşmiş.
Her türlü ekibi, mekanizması var.
Büyük bir rant oluşturmuş.
Türkiye, AB'ye uyum çerçevesinde bazı düzenlemeler yapıyor ya...
Bunlar en çok kime yarıyor sanırsınız?
Suçluya.
İnanması çok zor ama gerçek de bu.
ÖRGÜTLÜ SUÇ
- Sayın Vali... Önlem?
- Kapkaççıyı yakalıyorum... Normal yasa ile tutuklayamıyorum... Bunu çıkar amaçlı suç, çete suçu, örgüt suçu haline getirmek gerekiyor... Zira tek başına değil... Örgütlenmiş.
YENİ ÖNLEM
- Vali Bey... Yine de önlem?.. Acil önlem.
- Bir büyük çalışmamız var.
- Nedir?
- Suç işlenmesini caydırmaya yönelik... Güvenlik birimlerinin teknik ve fiziki kapasitesini artırarak.
ELEKTRONİK KONTROL
- Sayın Vali... Lütfen biraz ayrıntı.
- Üç ayaklı bir proje... On milyon dolarlık.
- Nasıl?
- İstanbul'un tamamının elektronik haritası çıkarılacak.
- Sonra?
- Evlere, işyerlerine, araçlara birer GPS dağıtılacak... Küçük bilgisayar... Tüm şehir kontrol altında tutulacak.
YİNE DE...
Sayın Donat.
İstanbul büyüklüğündeki diğer ülke kentlerine göre İstanbul yine de huzurlu bir yer.
Tabii bu kadar çarpıklık, bir kentte bir araya gelince, istenmeyen durumlar da oluyor.
EN HASSAS NOKTA
- Sayın Vali... İstanbul'daki suçlu profili nasıl?
- İşte en hassas nokta... Suç işleyenlerin çoğu, afla çıkmış olanlar... Ve bu olay, bir şeyin daha göstergesi... Demek infaz sistemi, suçluyu islah edememiş.
İstanbul'a "Acı fren... Sert takoz"
Vali Bey... Kaç ay oldu?
- İstanbul'a geleli mi?.. Beş ay.
- Bu beş ayı özetleyecek olursanız... Ne dersiniz?
- İstanbul'un acı bir frene ihtiyacı var... Ve sert de bir takoza.
****
- Vali Bey... Acı fren neden?
- Bazı alanlarda ilkesizlik hakim... Ve kuralsızlık... Fiili durumlar öne çıkmış.
- Devam ediyor mu?
- Evet... Onun için, sert bir fren gerek.
- Sonra?
- Artık ilkesizlik ve kuralsızlık bitsin... İyileştirme süreci işlesin... İstanbul'un geleceğini kurtaralım.
****
Sayın Donat.
Her ÅŸey de ilkesiz, kanunsuz deÄŸil tabii.
İstanbul'da çok güzel şeyler de var.
Ama bazı yerlerde fiili durumlar, yasaların önüne geçiyorsa...
Kuralsızlık, kural haline geliyorsa...
Buna bir yerde son vermek gerek.
Onun için de önce acı bir fren.
Sonra da kuralsızlığa, ilkesizliğe karşı sert bir takoz.
"2 B" olayında gerçeğin fotoğrafı
2 B" son haftaların en güncel konusu. Hangi arazi "orman vasfını" kaybetmiş? "Yağma" var mı?
Varsa "hangi boyutta?"
İktidar "farklı şey" söylüyor.
Muhalefet "farklı."
Ya "devletin valisi" ne diyor?
İstanbul Valisi Muammer Güler'e sorduk.
****
Sayın Donat.
İstanbul'daki ormanlarda, orman amacı dışına çıkma oranı yüzde 7.2.
Buna karşılık, 80 yılda İstanbul'un orman alanlarındaki artış, yeni ağaçlandırmalar da yüzde 15.
Bir baÅŸka rakam daha vereceÄŸim
Yapılaşmaya maruz kalan alan, tüm orman alanlarının yüzde 1.8'i.
Yani ortada bir yaÄŸma var.
Fakat çok büyük değil.
****
- Vali Bey... Yani bir yaÄŸma var.
- Var.
- Önlenebilir mi?
- Önlenebilir.
- Neden önlenmiyor?
****
Sayın Donat.
Hazine'ye diyorum ki
- Ormanı koru.
Hazine bana cevap veriyor
- Bu arazi Orman'dan bana daha geçmedi ki.
Bunun üzerine Orman'a dönüyorum
- Ey Orman İdaresi... Ormanı koru.
Bana şöyle diyor
- Kadastro yaptım... Artık benden çıktı.
Bu defa Belediye'yi arıyorum
- Bu alanda iman disiplinini uygula.
Aldığım yanıta gelince...
- Orası benim imarlı saham değil.
Sayın Donat.
İşte gerçeğin acı fotoğrafı.
BoÅŸluk, ilkesizlik, sahipsizlik.
****
- Vali Bey... Ne yapılabilir?
- Yeni bir düzenleme şart... Ve bu bir mecburiyet.
- Nasıl?
- Rehabilitasyon.
- Yani?
- Çoğu, meşrulaştırılabilir... Hukukileştirilir... Yapılmış, bitmiş, senelerdir kullanılıyor, elektrik, su götürmüşsün... Ama ruhsatı yok... Mecbursun, hukukileştireceksin.
- Sonra?
- Sonra da ilkesizliğe, kuralsızlığa set çekeceksin... Devlet bunu yapacak güçte... Ve bu da çok zor değil.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|