kapat
04.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL

Bu kapkaça jandarma ve polis yetmez

İstanbul Valisi'ne göre, "Kapkaçın biteceğini düşünmek son derece ütopik!" "İstanbul huzurlu bir kent değil artık.

İşsizler, tinerciler, afla çıkan sabıkalılar!" "Bu dönemde insan haklarını ihlal eden önlem de alamayız artık." "İmkanı olan kendi tedbirini alsın. Yolda yürürken hiç para taşımamak gerekir."


Aslında Mardinli, ama Mardin'e bir kez, o da emekliliğinden sonra memleketini gezen babasının ani vefatından sonra gitmiş. Ankara Hukuk Fakültesi mezunu, memur bir ailenin memur çocuğu. 54 yaşındaki İstanbul Valisi Muammer Güler'den bahsediyorum. 8 kardeşin ikinci büyüğü Güler, küçüklüğünden beri çalışma hayatına aşina. Küçüklüğünde yazları gazoz satarak evine yardım eden Güler'in en büyük hayali kaymakam olmakmış. Balıkesir, Denizli, Gaziantep, Niğde, Kayseri, Samsun ve İstanbulBaşarılı kariyerine İstanbul Valiliği'ni de ekleyen Güler ile şehrin ana sorunlarını ve depremi konuştuk.

* İstanbul bu kapkaç işini nasıl halledecek? Yanılmıyorsam geçenlerde sizin yengeniz de bir kapkaççının kurbanı olmuş.

- Eminönü'nde bir anda çantasının açık olduğunu fark etmiş. Allahtan sadece kredi kartlarının bulunduğu cüzdanı almışlar. Yengeme dedim ki "Sen herhalde çantan kolunda asılı, etrafına hiç dikkat etmeden, böyle bakına bakına gidiyordun". Biraz dikkatli olmak lazım. Nasıl bizi uyarıyorlar New York'a, Paris'e giderken "Yanınızda sadece bozuk para bulundurun" diye, onun gibi.

YASALAR SUÇLU LEHİNE
* İstanbul sizce artık huzurlu bir kent değil mi?

- Kendi ayarındaki dünya şehirlerine oranla İstanbul huzurlu bir kent, bunu söyleyebilirim. Ama kendi içinde huzurlu bir kent değil artık. Her kesimden insanın işe ihtiyacı var, sokak çocukları, cezaevinden çıkmış bir sürü sabıkalıNasıl huzur arayabiliriz ki? Bir hukukçu olarak söylüyorum; Türkiye'de maalesef yasalardaki cezalar caydırıcı değil. Ayrıca bireysel özgürlüklerin, insan hak ve hürriyetlerinin doruğa çıktığı bu dönemde insan haklarını ihlal eden bir önlem de alamayız artık. Eskidendi onlar.

* Son yıllarda suç oranı ne kadar arttı?

- Mala karşı işlenen suçlarda gerçekten de büyük artış var. Maalesef mevcut yasalar suçlunun lehine işliyor. Kapkaç gibi bir olay, basit bir hırsızlık olarak değerlendiriliyor.

* Sizce nedir?

- Kesinlikle gasp suçudur. İstanbul'un Valisi olarak artık hırsızlık ve kapkaçı görmek istemiyorum, ama önüne geçemiyoruz. İstanbul'da maalesef suçlar kurumsallaşmıştır. Organize haline gelen bu suçlar tamamen çeteler tarafından işlenmektedir. İstanbullu bunu bilsin.

* Nasıl çeteler bunlar?

- Bu çeteler belli bölgeleri biliyorlar, bunları yönlendiren, her türlü imkanı sağlayan ve bunları yasalara karşı savunmak için bekleyen ortakları vardır. Örneğin son yıllarda yasaların boşluğundan yararlanarak çok küçük yaşta çocukları kendi emellerine alet ediyorlar. Çocuk yakalandığı zaman fazla ceza almadan kurtuluyor ve yeniden işe girişiyor.

* Ceza caydırıcı değil, infaz sistemi ıslah edici değil... Peki çözüm nedir?

- Suçun işlenmesini önlemek için daha hareketli bir polis, fiziki ve teknik kapasitesi kuvvetli bir polis teşkilatı. Olayların önüne geçen bir polis teşkilatımızın olması gerekir.

* Mevcut İstanbul polisi teşkilatı sizce nasıl?

- İstanbul polisi bence yeterli. Sayıları 31 bine yakın sanırım, belki 3-4 bin tane daha olsa iyi olur, ama asıl problem polisin sayısı değil. İstanbullular'da "Polis istese herşeyi çözer" gibi bir yaklaşım var, bu çok yanlış. İlk önce kendi önlemimizi kendimiz alacağız. İmkanı olanlar kendi sitelerinin, evlerinin, arabalarının güvenliğini kendileri sağlayacaklar. Ayrıca mutlaka "sigorta" kavramının hayatımızın her yerine girmesi girekiyor. İşte asıl çözüm bu.

* Peki polis ne yapacak?

- O da işini yapacak, ama herşey ondan beklenmeyecek. Kapkaç için polis, jandarma yetmez. Kendiniz tedbir alacaksınız. Dünya kurumsallaşıyor, sigortayı yaptıracaksınız kardeşim.

* Emniyet Müdürü Cerrah'a "Kapkaç bitecek mi?" diye sorduklarında "Hayır" diye cevap vermişti ve eleştirilere hedef oldu. Sizce kapkaç biter mi?

- Kesinlikle haklı bence. İstanbul'da size demin bahsettiğim koşulları göz önüne alırsak kapkaçın bitmesi mümkün mü? Kapkaçın biteceğini düşünmek son derece ütopik, ama azaltmak mümkün. Bir proje üzerinde çalışıyoruz, polisimizi hareketli hale getirecek önemli bir proje. Bütün binaları kontrol edebilecek bölgesel kamera sistemleri, bilgilerin laptoplarla polisimize aktarılması ve bir çok daha yenilik.

10 MİLYON $ ARIYORUZ
* Ne kadara mal olacak?

- 10 milyon dolarlık bir bütçesi var, parayı özel sektörde arıyoruz. Bulduğumuz anda 6 ay ile 1 yıl içinde tüm sistem işlemeye başlayacak. Bu sistem tüm Avrupa ve Amerika'da başarıyla uygulanıyor. Tekrar söylüyorum suçun önüne geçmek mümkün değil, biz caydırıcılık peşindeyiz. İşsizlik ve havadan para kazanma yöntemlerinin kolaylığı maalesef insanları mafya türü örgütlenmelere itiyor. Hemşeri grupları ve çetelerden bahsediliyor. Bunların hepsi organize suç.

* İstanbul'da mafya var mı?

- Mafya dünyada var, Türkiye'de de var tabii. Çıkar amaçlı suç örgütleri bunlar, haksız kazanca yönelik, zora, şiddete dayalı yöntemler kullanıyorlar. Hep varoldu, bundan sonra da olacak.

* Peki bu proje hayata geçinceye kadar İstanbullu sokaklarda kendisini nasıl koruyacak? Diyelim evimizin arabamızın önlemini aldık...

- Yolda yürürken üzerinizde fazla hatta hiç para taşımayacaksınız. Kredi kartı taşıyorsanız bir tane bulunacak. Tedbirli olacaksanız. Etrafta aftan çıkmış bir sürü adam var. Onları dışarı çıkardık da rehabilite mi ettik yani? Zaten profesyoneller, işin caydırıcılığı da yok. Yakalanma riski az. Bu insanlar demin bahsettiğim örgütlerle çalışınca bazen farklı görevdeki insanları da kandırabiliyorlar.

UÇURUM SUÇA İTİYOR
* Siz bunları anlattıkça artık İstanbul'da eskisi gibi rahat olamayacağımızı hissediyorum.

- Bu kadar insanın yaşadığı büyük bir kentte rahat olamazsınız. Örneğin tinerci çocuklar. Bakırköy Amatem'de bir merkez kurduk. Ama yetmez ki, onlara tedavi olup çıktıktan sonra hayatlarına devam etmeleri için ortam sağlamak zorundayız. Maalesef toplumumuzdaki uçurumlar insanları suça itiyor. Zengin-yoksul ayırımı, işsizlik... Etrafta o kadar çok kolay para kazanan ve hayatları göz önünde olan insanlar var ki, herkes hayat budur zannediyor. Eskiden emek verilmeden hiç bir şey elde edilemezdi. Çok kolay elde edilen şeyler hep gayrimeşrudur.

GEREKİRSE KURALLARI BY-PASS EDEBİLİRİM
Tembel adamlardan hoşlanmam diyorsunuz, ama bürokrasi tembel değil mi? Siz de bürokrasinin önemli yapı taşlarındansınız.

- O konuda haklısınız ama, ben işlerin kesin yapılmasından yanayım. Bürokrasiyle uğraşmak istemem, ama bazen aşamıyorum. Meslek hayatımda bununla ilgili çok sıkıntı yaşadığım oldu, ama kestirmeci yapım sayesinde bir çok işin üstesinden geldik. Örneğin eğer kanunu dinleseydim şimdi Zeugma sular altındaydı. Buna benzer çok hizmetim var. Çoğunda kestirmeci oldum.

* Kanunları mı çiğnediniz yani?

- Hayır, ama bir takım kuralların by-pass edilmesini iyi beceririm. Sonunda eğer iyi bir iş varsa ve toplumun yararınaysa kuralları by-pass ederim. Tabii bu özelliğim hiç bir zaman bir kişinin ya da kurumun kişisel çıkarı için işlememiştir.

* İstanbul'un çok önemli bir sorunu daha var, deprem. Hazır mıyız sizce?

- Bırakın İstanbul'u Türkiye hazır değil depreme. Önümüzdeki günlerde 12 ilin valisi ve belediye başkanı ile burada bir toplantı yapacağız. Benim görevim şehirdeki okullara ve hastanelere öncelik vermek. 99 yılından beri yapılan rehabilitasyonlar başarılı gidiyor. 131 bina yıkılmış, 700'e yakın yeni bina yapılmış. Her yere takviye yapmaya çalışıyoruz.

* Gece yattığınızda sizi uyutmayan problem nedir?

- Hiç uyumuyorum ki. İstanbul'u bürokrasinin dişlerinden kurtarmak gerekiyor. Kamu yönetiminin ve mevcut yerel yönetimlerinin yeniden yapılanması lazım. Bu şehirde çok çabuk karar verilen bir mekanizma olması gerekiyor.

* "İstanbul'a üç vali" fikrine nasıl bakıyorsunuz?

- Kesinlikle bir tuzak. Bu kentin tek yönetim modeli olması lazım. Üç vali stratejik olarak doğru değildir. Örneğin ben burada hem merkezi yönetimin temsilcisiyim, hem de özel idarenin başıyım. Yeni sistemde bir çok konu belediyelere bırakılacak zaten. Merkezi idarenin yetkileri azalacak ve şehirler rahatlayacak.

Protokol Valisi olmayacağım
* Bürokrasiye uzak kalacağınızı söylediniz ama, isminiz "protokol valisi"ne çıktı.

- Protokol görevimin önemli bir kısmıdır, ama ben protokol valisi olmayacağım. Protokolün bir zorunlu olanı vardır, bir de lüzumsuzca abartılanı. Ben burada hükümetin ve devletin temsilcisiyim. İstanbul'a gelen devlet büyükleriyle ilgilenmem gerekir. Zaten sadece Cumhurbaşkanı, Başbakan ve İçişleri Bakanı ile bizzat ilgileniyorum.

* Bir gün Başbakan'ı asansör kapısında 1,5 saat, bir başka gün havaalanında 3,5 saat kadar beklemişsiniz. İstanbul'un bunca işi varken bu tarz beklemeler sizi sıkıntıya düşürmüyor mu?

- Asansörde kesinlikle beklemedim. Havaalanına gelince, zaten ben oraya önceden alanı gezmeye, brifing almaya gitmiştim. Başbakan'ın uçağı da gecikince dört saat gibi bir bekleme süresi ortaya çıktı.

İzmir Valiliği'ni bekliyordum
"Hedefim İstanbul'du ama hiç ihtimal vermedim, daha kıdemli ağabeylerim vardı."

* Birçok resmi görevde bulundunuz, hayaliniz valilik miydi?

- 32 yıl kamu hizmeti yaptım. Kaymakam vekilliği, kaymakamlıkki işin sonu valiliktir. Rahmetli Niyazi Akın'ın yanında stajımı yapmıştım. Onun İstanbul Valiliği sırasında çok şey öğrendim. Her idareci gibi benim de hedefim İstanbul Valisi olmaktı.

* Bekliyor muydunuz bu göreve bu yıl geleceğinizi?

- Açıkcası hiç beklemiyordum. Ben İstanbul'a uzun yolda sanki bir ara durak daha olur diye düşünüyordum. İçten söylemek gerekirse İzmir Valiliği ya da Emniyet Genel Müdürlüğü bekliyordum. İhtimal de vermedim açıkçası, çünkü benden daha kıdemli ağabeylerim vardı.

* Heyecanladınız mı?

- Heyecanlanmaz olur muyum? Ben İstanbul'da hiç yaşamadım. Pehlivanköy'de kaymakamlık yaparken İstanbul'a gidip gelirdim ve buranın valileri için "işleri ne kadar zor" diye düşünürdüm. Bu şehre hayret ederdim, trafik, karmaşa, gürültü. İnsanlar nasıl olur da burada yaşarlar, derdim. Şimdi İstanbullu olmak nasıl bir duygu anlıyorum.

* Hiç siyaseti düşünmediniz mi?

- Etrafımdan çok baskı geldi, ama ben kendi kulvarımda ilerlemeyi uygun gördüm, iyi de yapmışım. Siyaset valilikten zor bence. Tarzı farklı, bakış açısı farklı, her şey farklı, ben yapamam gibi geliyor. Türkiye'de yürütme ve yasama içiçedir. Bürokratlar yasama işine, milletvekilleri yürütmeye fazla müdahil olmaktadırlar. Bu da popülizmi beraberinde getiriyor. Kaynakların az olması herkesin mevcut kaynaklardan kendi istifade etme gibi bir durumu oluyor. Ben toplumun içinden gelen bir idareciyim. Siyaseti hiç istemedim, bundan sonra da yapacağımı düşünmüyorum.

* Başbakan ile nerede tanıştınız?

- Gaziantep'te görevli olduğum zaman tanıştık. Benim bir başka artım, istediğim zaman Hükümet üyeleriyle rahatlıkla görüşmemdir. İstanbul öncelikli bir ildir, Hükümet de bunun farkındadır. Bazen öyle sorunlarla karşı karşıya kalıyoruz ki, bir an önce sonuç alınması gerekiyor. İşte bu yüzden hükümet ile temasta olmak çok önemli.

Balçiçek PAMİR


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
kim
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
GREECARD
TEMA

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır