|
 |
|

Patronlar hiç olmazsa ulusal programı okusun
7. uyum paketinin kabulü, Ekim'de açıklanacak ilerleme raporunun olumlu olacağını kesinleştirdi. AB danışmanı Gümüştekin, "Önümüzde kritik bir yıl var. Ama müzakerelere hazır değiliz" dedi
Türkiye, 2004 sonunda AB'den müzakere tarihi almak için bütün gücüyle çalışıyor. 7'inci Uyum Paketi'nin de Meclis'ten geçmesinin ardından Ekim'de açıklanacak olan ilerleme raporunun olumlu olacağı neredeyse kesinleşti. Peki Türkiye, o çok istediği müzakerelere hazır mı? Türk özel sektörü bu konuda ne yapıyor? 2004 sonrasında müzakereye açılacak 30 konu başlığında en iyi durumda olan hangi sektör? Müzakereler başladığında şirketlerin atması gereken adımlar neler?
RAPOR OLUMLU ÇIKACAK
AB hukuku üzerine Almanya ve Belçika'da 12 yıl avukatlık yapan Tulu Gümüştekin, işte bu nedenle üç yıl önce Belçika'da Corporate-Public Strategy adında bir şirket kurarak, şirketlere AB mevzuatları konusunda yol göstermeye başladı. Gümüştekin, "7. Uyum paketi, 2003 ilerleme raporunda Türkiye'nin minimum kriteri yerine getirdiğine dair işaret olacak. Bu, Türk özel sektörü için yeni bir dönemi de başlatacak. Müzakereler başlamadan özel sektörün mevzuatı çok iyi bilmesi gerekiyor. Her sektörde binlerce sayfa mevzuat var. Kimse bu mevzuatı açıp okumadı. Bunları tanımak gerekiyor. Aksi taktirde neyi müzakere edeceklerini bilmeyecekler. Bu da daha fazla taviz anlamına gelir" diyor.
Oysa Türkiye'nin elinde bir ulusal program var. Özel sektörün bu programa nasıl uyum sağlayacağını analiz etmesi gerekiyor. Ancak Gümüştekin, 'ulusal programın' da özel sektör tarafından yeterince ilgi görmediği görüşünde. İşte burada sivil toplum örgütlerine büyük görev düşüyor. Çünkü şirketler uyarılmadığı için mevzuatı alıp inceleme gereği duymuyor. Gümüştekin, "Önümüzde çok kritik bir yıl var. Müzakere açıldıktan sonra dönüp bu mevzuatları incelemek çok daha zor olacak. O zaman daha ince detaylarla uğraşmak gerekecek" diye devam ediyor.
Gümüştekin'e göre AB'ye en hazır sektör otomotiv. Bunu elektrik-elektronik ve tekstil-konfeksiyon izliyor. En çok zorlanacak sektör ise tarım, balıkçılık, ilaç ve istihdam. Üstelik bu müzakereler o kadar da kolay değil. AB'nin yeni üyelerinden bazıları 1997'de başlamış müzakereye. Yani nereden baksanız 5-6 yıllık bir süreç.
YUNANİSTAN ÖRNEĞİ
Müzakere pozisyonlarının belirlenmesinde en başarısız olmuş ülke ise Yunanistan. Bu nedenle AB'nin refah seviyesini yakalayabilmesi yıllar almış. Aday ülkeler ise en çok finans konusunda zorlanmış. Türkiye, sektörlerin uyumlaştırılması konusunda 2004, 2005 ve 2006 yılları için AB'den 200-300 ve 500 milyon euroluk dilimler halinde 1 milyar euroluk bir hibe alacak. Tulu Gümüştekin, "Türkiye için de AB'de çok ciddi bir efor sarfedildiğini görüyoruz. Türkiye'de ise kimse kendi kapısının önünü süpürmedi. Ne yapması gerektiğine bakmadı" diyor.
Tapusunu eline alan AB fonlarından para almaya koştu
Türkiye'deki yanlış kanılardan biri de AB fonları ile ilgili. Tulu Gümüştekin, bu konuda şunları söyledi
"Birçok fon Türkiye'ye daha yeni açılmaya başladı. Kullanılmayan krediler var deniyor. Kullanılmayan krediler Avrupa Yatırım Bankası kredileri. Burada kredi garanti notu yüksek, A+. Türkiye'nin kredi notu ise düşük. Oysa uluslararası piyasalarda şirket notu ülke notundan yüksek olamıyor. Yani siz ne kadar iyi olursanız olun ülke notunuz kötüyse krediyi unutun."
Gümüştekin, AB fonlarından yararlanmak isteyenlerle ilgili ilginç anekdotlar da anlattı. İşte bunlardan iki örnek "Anadolu'dan bir yatırımcı aradı. 'Ben bir besi çiftliği kuracağım. Ama işlemleri yarın başlatacağım. Bugün bana AB fonlarından kredi alır mısınız' diye soruyor. Oysa prosedürler aylar alır. Bir seminere katılmıştım. Orada olduğumu duyan bazı kişiler ellerinde tapularla gelip kredi bulmamızı istedi. İnsanlar 'imkan var ve biz kullanamıyoruz' gibi bir düşünce içine sokuldu."
Gümüştekin, Türkiye'nin uyum konusunda birliğe yeni dahil olacak ülkelerden çok daha büyük sorunlarla karşılaşılacağını da söylüyor. Zira Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovenya gibi ülkelerde yerli sanayi yok. Bütün sistemi yabancılar kontrol ediyor. Oysa Türkiye'de yerli sanayi çok güçlü. Her alanda uluslararası arenada rekabet edebilecek şirketlerin yanı sıra küçük binlerce şirket var. Bu da müzakere sürecini uzatabilir. Burada yapılması gereken herkesin vakit geçirmeden bir AB departmanı oluşturması.
Leyla ÅžEN
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|