|
 |
|

HINCAL ULUÇ
"Trafik polisi devletin aynasıdır!.."
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah emir vermeli, bu sözler bir poster olarak tüm trafik birimlerinin odalarına, salonlarına asılmalıdır..
Yıllardan beri yüzlerce yazı ile anlatmaya çalıştığımız şeyi, İstanbul Valisi Muammer Güler dört kelime ile özetledi..
Trafik polisinin görev ve sorumluluk kapsamını bu kadar açık ve net ifade eden bir başka cümle olamaz..
"Trafik polisi devletin aynasıdır.."
Neden?..
Çünkü trafik, insanın devletle en çok karşı karşıya geldiği alandır..
"Benim devletle işim olmaz" diyen en aşırılar dahil, her insan sabah evinin kapısından çıktığı andan itibaren trafiğin içindedir ve akşama kadar sayısız trafik polisi ile karşılaşır..
Yani devletle..
Bu ne demektir?..
Rudolph W. Giuliani adını belki hatırlamazsınız. Ama dünya tarihine geçti..
11 Eylül günü New York kentini ayakta tutan Belediye Başkanı oydu..
Büyük paniği, büyük moral çöküntüsünü adeta tek başına önleyen, terörün New York'u mağlup etmesini önleyen adam..
New York'un o geceyi ve ertesi günü sanki bir şey olmamış gibi yaşamasını sağlayan lider..
"Eğer paniklersek, yıkılırsak, terör zafer kazanır.. Yenilmez, dimdik durursak, sadece 2 bina yıkmış olurlar" mesajını New York'lunun beynine çakan önder.. Her televizyona çıkarak, her meydanda konuşarak, mümkün olan her eve giderek..
"Bu gece bütün eğlence yerleri, diskolar dahil açık olacak. Günlük yaşamımızdaki en küçük değişiklik terörün zaferi olur.. Yenilmediğimizi ve aldırmadığımızı kanıtlamalıyız. Biz onları yenmeliyiz" diyen komutan..
Önümde bir kitap duruyor.. Adı Leadership.. Yani Liderlik.. Yazan işte bu müthiş adam.. Rudolph W. Giuliani..
Okurum Hüseyin Mutuş göndermiş.. Ah vaktim olacaktı da, çevirip herkese sunacaktım.. Ama biri yapmalı. Bu kitabı mümkün olduğu kadar çok insan okumalı..
Giuliani'nin özellikle "Felaket anlarında idare nasıl ele alınır" konusunda yazdıkları, hemen tümü deprem bölgesi olan Türkiye'nin yöneticilerine çok şey öğretecektir.
Giuliani, benim nerdeyse gazetecilik tezim "Küçük suçları önleyerek, daha büyük suçları engelleyebilirsiniz" iddiamı nerdeyse kanıtlayan adam.
Dünyanın en bela kenti idi New York.. Gündüz ana caddelerde dahi emniyette değildiniz.. Bir bıçak ucu ve "Ver cüzdanındaki paraları.."
New York'a iner inmez size tavsiye yazılı verilirdi..
"Yanınızda sadece 20 dolar bulunsun. Fazla para çaldırmayın.. Ama parasız da olmayın. O zaman kızar, öfke ile öldüresiye bıçaklarlar.."
Şimdi bu New York'un ara sokaklarında, saatlerce yürüdüm ben, ıslık çalarak..
Mucize nasıl gerçekleşti..
"Kırmızı ışıkta geçmeyi önleyebilirseniz, kırmızı ışık yakalanma, kırmızı ışık ceza, kırmızı ışık devlet korkusu verirse eğer, o zaman kapkaçtan, vergi kaçakçılığına pek çok suçu azaltırsınız.."
Yani..
İnsanlara "Bu topraklarda devlet var, bu topraklarda otorite var, gözlem ve takip var.. Bu topraklarda işlenen suç cezasız kalmaz" demenin en kısa ve en etkili yolu, trafikte cezasız kalan suç sayısını sıfıra yaklaştırmaktan geçer.
Her trafik suçunda devleti karşısında bulan insan, giderek hiçbir suçunun cezasız kalmayacağına inanmaya başlar.
İşte "Trafik devletin aynasıdır" lafının anlamı bu..
İşte bu yüzden her trafik biriminde asılı olmalı ve beyin yıkamalı..
Cuma sabahı bir törende idim.. 508'i yeni mezun 758 "Sıfır kilometre" yani hiç yıpranmamış, hiç bıkmamış, bezmemiş, hiç umutsuzluğa kapılmamış, hiç çirkefe bulaşmamış 758 çakı gibi delikanlı ve genç kız, İstanbul trafiği emrine girdiler..
Bu gençler, trafik terörünü en ağır yaşayan İstanbul'un bana sorarsanız son umudu..
Bu "Yepyeniler"le de baÅŸaramazsak, koy rahvan gitsin..
Bu konuya devam edeceÄŸim..
Hepsinden önce de bu gençlerle sohbet edeceğim, Hıncal'ın Yeri'nde..
Salıya..
Avara mu?..
Türkiye'de arabesk nasıl doğdu derseniz, "Avare" derim..
Tanrım ne çılgınlıktı bu film.. Ve de şarkısı..
Fakir delikanlı Raj Kapoor.. Zengin Kız Nargis aşkı.. Tam arabesk konu..
Ve de..
"Avara mu, tı rı rı rıt" diye bir şarkı ki, dillere destan..
Evden çıkarım, Kızılay nerdeyse 2 kilometre.. Yarı yolda bir kuyruk..
"Bre aman, nedir bu.."
Avare kuyruğu.. Kızılay'daki sinema gişesine kadar yüzlerce metre kuyruk, Allah sizi inandırsın..
Haftalarca, aylarca oynadı.. Yahu Ankara'da bu kadar nüfus yok.. Herkes beş kere, on kere izlemiş.. İstanbul öyle, Türkiye öyle..
Türkiye'de sinema karaborsacılığı diye meslek bu filmle başladı dersem inanın.
Bunca yaşadım, bunca gezdim, ben böyle bir şey daha yaşamadım.
Meğer milletin gönlünde arabesk yatar dururmuş. Avare ortaya çıkardı. Sonra vur gitsin..
Sene mi?.. 50'lilerin sonları, altmışların başları..
Bu Avare çılgınlığına kızdım, inat ettim, gitmedim, görmedim.. Hatta kız arkadaşım 17'inci kez giderken beni de sürüklemek isterken, "Hayır" dedim diye küstü, ayrıldık.
Bende inat inattır. Ama merak da merak.. Nerdeyse yarım asırdır merak ederim, "Ne vardı bu filmde yahu" diye..
Şimdi merakın giderilme fırsatı doğdu.
2003 yılında bizim Yıldırım Ünverdi, Avare'yi hatırlayıp denemeye kalkmaz mı?.
Üç VCD'lik bir seti Sinema Gazetesi ile birlikte 1 milyon 750 bin liraya veriyor. Sabah da yanında..
Şu ana kadar 70 bin satmış iyi mi?.. "100'ü geçeriz" diyor Yıldırım..
Bir set de benim önümde.. İzlerim, size de anlatırım, söz, ne varmışsa artık..
Haa.. Şu aralar hangi uyanık şarkıcı akıl eder de Çeşme, Bodrum gecelerinde başlarsa "Avara mu, tı rı rı rıt" diye şıkırdamaya malı götürür..
Geçen hafta baktım.. Avare'yi yaşayan gençlik, şimdi cebi para dolu, buraları dolanıyor.. Film 70 bin sattı ise, şarkı 70 milyonu bir daha götürür, benden söylemesi..
Tecelli'den Abuzittin'e Mektuplar
AbuzittinciÄŸim,
Dün benim yazlıkta, derenin kenarında miskin miskin otururken pat pat pat bi motor sesi duyuldu.. Kıçtan takma küçük bi bot içinde de iki kişi.. Gözlüğüm de gözümde değil uzağı net göremiyorum ama biri el sallıyor.. "Kim acaba?" derken derme çatma iskeleye yanaştılar.. Aaa hoş bi sürpriz. Gani Müjde ve eşi Belma. (Hayat Bilgisi dizisinin güzel sarışın öğretmeni) Gani'yle ile görüşmeyeli bayağı olmuştu. "Peynir Gemisi"yle (Gani'nin yelkenlisi) Gökova'da gezerken, uğramışlar.
Benim yer denize uzak ama önünden, denize açılan küçük bi derecik geçiyor.. Peynir Gemisi'ni koya demirlemiş botla o dereden geliyorlar. Neyse uzatmayalım Abuzittinciğim hoş bi sohbet oldu. Gani tatlı tatlı anlattı, eskileri andık bol bol güldük. O gün de başbakanımız attan düşmüşler. Gani "Bu İmar Bankası'nın atı olmasın?" dedi.. Hakikaten televizyondan gördüğüm kadarıyla at İmar Bankası'nın atına çok benziyordu!
"Haklı olabilir" diye düşündüm.
Düşünürken de aklıma Ticaret bakanının lafı geldi. Gazeteciler sormuşlar "..efendim başbakanımız attan düştü haberiniz var mı?"
"Başbakanlar attan düşmez" demiş bakan.." Başbakanlar attan iner sonra gene biner!"
Öff be lafa bak.. Vecize vecize.." Başbakanlar attan düşmez.. attan iner sonra gene biner.." Ama ufak bi ek lazım "arada sertçe indiği de olur! Herhalde parti binasının bi tarafına da yazarlar" Başbakanlar attan düşmez" lafını.. Belki de ampulün altına yerleştirirler.. Sözün sahibi de artık Abdullah Gül'ün yerine mi getirilir yoksa başka bi şekilde mi taltif edilir onu da önümüzdeki günlerde görürüz.
Gani de bi at fıkrası anlattı..
Acemi eri ata bindirmişler. At hızlandıkça o da başlamış arkaya doğru kaymaya.. En son kuyruğuna tutunmuş atın.. Bi taraftan da bağırıyor. "Komutanım bu at bitti ötekini getirin!"
Gece on ikiye doğru Gani'yle eşini uğurluyorum. İskeleden bota binip teknelerine dönecekler.. "iyi..tutunun mutunun.." demeye kalmadan derme çatma iskele çökmesin mi? Gani, 90 kiloluk ağırlıktan beklenmeyecek çeviklikle kendini bota fırlattı. Belma geri sıçradı.. Bendeniz iskeleyle birlikte cupp derenin balçığına.. Ya işte böyle Abuzittinciğim. "Başbakan attan düştü" diye gırgır geçmeye kalkarsan sen de böyle iskeleden düşersin. "Attan mı düşmek daha kötü yoksa iskeleden mi?" dersen ben iskeleden derim.. Hele popona koca paslı bi çivi de battıysa.
Bizim gibi garibanlarla başbakanın arasındaki fark da bu işte.. "Başbakanlar attan düşmez.. attan iner sonra biner.. Bizim gibiler düştüler mi popoda paslı çivi tetanoz aşısı olmaya gider!"
Münasip yerlerinden öperim Abuzittinciğim.
Kardeşin Güneş
Pazar neÅŸesi
Los Angeles Kazım formda.. Bu hafta neşemiz gene Kazım'dan..
Hollywood Bulvarı'ndaki koskoca köşk, boya badana baştan aşağı elden geçecek.. Geçmeye de başlamış. Kadın işe nezaret ediyor, ama kocası yatak odalarının bulunduğu üst katta duvarda taze boyanın üzerinde kocaman ellerinin izini bırakmış..
Saat dokuz gibi ustabaşı işe devam etmek için kapıdan girer girmez kadın yatak odasının kapısından bağırmış..
"Yukarıya gel de sana dün gece kocamın ellediği yerleri göstereyim.."
"Bakın hanım" diye içini çekmiş usta.. "Önümde çok yorucu bir gün beni bekliyor. Siz bir soğuk duş yapsanız?.."
"NE GÜZELDİR"
..En sevdiğiniz yemeğin ilk lokmasını ağzınıza aldığınız an...
BİZİM DUVAR
Ana Muhalefet ABD'ye nota verilmeliydi.
Hükümet Biz nota veremedik.
Eğer sizde hala varsa sol anahtarı verin!
Ünal Turgut
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|