kapat
01.08.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

EMRE AKÖZ


Hayır, dine referans değil

Son dönemde yükselen, artan isimlerle ilgili bir araştırma vardı geçen gün. 'Emre' ismi artış göstermiş.

Her insan gibi ben de ismime duyarlı olduğum için bunu zaten gözlemiş, üzerine de yazmıştım. Ancak haberi yorumlayan 'uzman'lardan biri, "Emre ismi dine referanstır" diyordu. Yani bu ismi çocuğuna verenlerin dini kaygıları olduğunu, dine önem verdiklerini söylüyordu.

Hayır, katılmıyorum.

Şöyle... Evet doğrudur, 'Emre' kelimesi 'aşık olan, seven, bağlanan' anlamına gelir. Ancak buradaki bağlılık ve sevgi esas olarak Allah'a yönelmiştir.

"Ee, daha ne, işte dine referans" diyeceksiniz. Öyle değil. Evet tarihte ve hatta günümüzde Yunus Emre'nin önemli bir yeri vardır. Ancak bu isim çok çok az kullanılmıştır. Eğer dinle bağlantısı sanıldığı kadar güçlü olsaydı Mehmet, Ali, Ayşe, Fatma kadar, Emre'ye de rast gelirdik. Halbuki biliyoruz ki 30 yaşın üstünde pek az Emre vardır. Hafızanızı şöyle bir yoklayın; siz de hak vereceksiniz.

'Emre' tam tersine dini adlardan ve geleneklerden uzaklaşmaya çalışanlar tarafından koyulmuştur. Amaçları dine karşı çıkmak değil, belki de yine dini ve geleneksel kültürden yararlanarak yeniyi yaratmaktır.

Yani şöyle Çocuğunuza öyle bir isim vereceksiniz ki... Hem dini ve geleneksel olmayacak, 'modern', 'yeni', 'değişik' filan duracak... Ama örneğin birisi çıkıp da, "Yahu bu ne biçim isim" dediğinde, "Ama bak Kuran'da bu kelime geçiyor" ya da "Öyle deme, büyük din alimi bilmem kimin de ismi buydu" diyeceksiniz.

Benim ismimi tam bir 'Cumhuriyet kadını' olan anneannem koymuş. Babam dinler tarihini referans alarak 'Davut' (ki aynı zamanda kendi dedesinin ismi) koymak istemiş. Anneannem karşı çıkmış. Annemin lise edebiyat kitabını karıştırmaya başlamış. Yunus Emre'yi görünce, "İşte bu" demiş. Yunus mu? Hayır Emre! Bence mükemmel bir çözüm Dini kaygıları olan babayı da tatmin ediyor, kendi 'laikçi', 'çağdaşlaşmacı' kaygılarını da...

Bugün 20 yaşını aşmış 'Emre'lerin çoğunluğu bu tip bir 'operasyonun' sonucudur Yani yeniyi, moderni geleneğin içinden yakalama çabası.

Buna karşılık 4-5 yaş civarında olan 'Emre'ler ise sanırım daha çok G.Saray'ı tutan bir ailenin çocuğudur; isim yetenekli futbolcu Emre Belözoğlu'ndan kaynaklanmaktadır.

Kahkahalı öpüşme
Dün şirin bir haber vardı Kadınla erkeğin öpüşmesi ömrü uzatıyormuş. Sık sık öpüşen çiftler, öpüşmeyenlere göre 5 yıl daha fazla yaşıyormuş. Çünkü öpüşme kan dolaşımının hızını artırıyor, vücut da insülin salgılıyormuş.

Neyse, ben işin kimyasından anlamam. Ancak şunu biliyoruz Öpüşme deyince akla hemen şöyle bir sahne gelir Erkek kadını belinden kavrayıp kendine doğru çeker, kadın da bu arada dudaklarını erkeğe teslim eder.

Bu bildiğimiz, klasik 'erotik öpüşme' sahnesidir. Peki tersi olursa? Kadın erkeği öperse? 'Metafizikten Erotiğe Öpüşme' isimli kitabın (Ayrıntı Yay.) yazarı Adriane Blue bakın sinemada öpüşmenin izini sürerken ne diyor

"Kadınlar öpen, erkekler öpülen olduğunda iki olasılık var. Ya bir yoldan çıkma söz konusudur. Yani erkek vamp bir kadının eline düşmüştür... Ya da bu bir komedi anıdır." Blue bundan sonra da Greta Garbo ile Melvyn Douglas'ın oynadığı 'Ninoçka' adlı filmden örnek veriyor. Paris'e gelen soğuk Rus bürokratını canlandıran Garbo, çapkın kont Douglas'ı öyle bir öper ki... Sahne hem erotik, hem de komiktir.

Şimdi gelelim asıl soruya Haberden anladığım kadarıyla erkeğin kadını öpmesi ömürleri 5 yıl uzatıyor. Peki ya kadının adamı öpmesi? Soruyorum, çünkü kahkahanın da ömrü uzattığı biliniyor!

Siyaset zor zenaat
Birçok gazete yazarı köşesinde 'ilginç', 'veciz' sözler yayınlar. Bunların bazıları, "Hayat yaşamaya değer" kıvamındadır; bize uymaz. Vecize dediğin insana yeni pencere açmalı. Değişik bir bakış açısı getirmeli.

Nasıl mı?.. Mesela birisi şöyle demiş "Bana ayaklarını sağlamca yere basmış bir adam gösterin... Ben orada pantolonu çıkaramayan bir adam görürüm."İşte gerçek bir açı değişikliği! Yepyeni bir yorum!

Bu söz geçen gün Şükrü Kızılot'u (Hürriyet) okurken aklıma geldi. Kızılot bir toplantıda çarpıcı bir fıkra anlatmış. Şimdiki Maliye Bakanı olan Kemal Unakıtan da oradaymış. Bu fıkrayı hiç unutmamış. Her vesileyle o da çevredekilere anlatır olmuş. Özetle şöyle

Bir ülkede maliye bakanının gazetecilerle arası iyi değilmiş. Ne yapsa, hangi kararı alsa eleştiriliyormuş. Adamcağız düşünmüş taşınmış kendince bir yol bulmuş... Gazetecileri bir gölün kenarında toplamış. Sonra gelmiş. Milletin şaşkın bakışları önünde gölü 'yürüye yürüye' geçmiş. Ve orada bekleyen makam arabasına binip evine gitmiş. Kendisini karşılayan eşine, "Hadi bakalım, şimdi ne yazacaklar" demiş gururla.

Ertesi gün gazetelerde manşet Maliye Bakanı yüzme bilmiyor!

"Ağzıyla kuş tutsa..." sözü boşuna çıkmamıştır şu toplumdan...

Acılar ve hakikat
Oğlu Engin'i bir trafik kazasında kaybeden milletvekili Tacidar Seyhan'ın trajedisinden söz etmiştim. Seyhan ailesinin acılarını paylaşıyorum. Allah rahmet eylesin. Bazı okurlarımız, "Haksızlık etmişsiniz; kemeri Engin kendisi çözmüş" diye masaj gönderdi. Cevap veriyorum 1) Sabah dahil gazeteler öyle yazmıyordu. Ben gazeteme güvenirim. 2) O şekilde dahi olsa yorumumuz geçerlidir. Çünkü bir sürücünün yanındakinin kemerini çıkardığını fark etmemesi mümkün değildir. Ayrıca kemer takılmadığında uyarı ışığı da yanar.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Sarı Sayfalar


Sizinkiler
GREECARD
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır