|
 |

MEHMET BARLAS
Asker siyasete karışsın, ama savaşa karışmasın mı?
Bir dönemde Turgut Özal'a sorulmuştu
- ANAP sağda mı, solda mı? Siyaset yelpazesinin neresindesiniz?
Özal şu cevabı vermişti
- Siyasetin sağı solu kalmadı. Artık oynak merkez var!
Aslında Sovyetler'in çökmesinden ve tüm dünyadaki sağ-sol kamplaşması bitmeden çok önce, Türk seçmeni (hatta demokratik dünyadaki bütün seçmenler), bu "Oynak Merkez"i gerçekleştirmekteydiler.
Örneğin emekçi kesimlerin kime oy vereceği hiç belli olmazdı.
1965 seçimlerinde CHP ilk kez, "Ortanın Solu" kimliği ile kampanyasını yürütmüştü.
Ve CHP, tarihinin en büyük yenilgisini 1965 seçimlerinde aldı.
İşçiler de, köylüler de, ortanın sağında olduğu apaçık bilinen, Süleyman Demirel'in Adalet Partisi'ne oy verdiler.
1977'de ise, ortanın solu olmaktan öteye, solun ortasında bulunduğu kabul edilen ve "Su kullananın-toprak işleyenin" diyen Ecevit'in CHP'sinin iktidar olması için, Sabancı bile açık destek veriyordu.
Bu oynak merkez meselesi, Türkiye'de "Militarizm"e karşı alınan pozisyonlar için de geçerlidir.
Mesela şu anda veya Tezkere Krizi'nden beri, "Irak'a Türk askeri gitsin" mi tartışmaları, müthiş kamplaşmalara ve ilgi çekici "Yol Arkadaşlıkları"na sahne olmuyor mu?
Dikkat edin!
Siyasete askerin müdahale etmesini savunan kesimler, genellikle askerin savaşa (veya askerlik mesleğine) karışmasını pek istemiyorlar.
Ama belirttiğimiz gibi, askerin Irak meselesine karışmasını istemeyenlerin tümü, askerin siyasete müdahalesine taraftar değil.
28 Şubat militarizmine karşı en ciddi biçimde direnenlerden bazıları, 28 Şubat'ı doğru bulanlarla aynı safta, "Irak'a asker gitmesin" diyorlar.
Bu çizgide de, ayrıntılar var örneğin.
"Amerikan düşmanlığı" ile "Amerikan karşıtlığı" da, "Asker gönderilmesin" zemininde birlikteler.
Ama bazıları da, "Kuzey Irak"ta asker bulundurmayı savunurken, "Irak'ta" asker bulundurmaya karşı çıkıyorlar.
Fakat tepeden kuşbakışı bakıldığı zaman bu ayrıntılar görülemiyor ve sağ-sol kamplaşmasına benzer, yeni bir kamplaşma var sanılıyor.
Örneğin Doğu Perinçek, Deniz Baykal, Necmettin Erbakan, Ahmet Necdet Sezer ve Bülent Arınç, aynı cephede kamplaşmışlar zannediliyor.
Sanki aynı çizgideymiş gibi görünen bu isimleri, "Avrupa Birliği'ne Uyum" meselesi ile karşılaştırınca, daha farklı kamplaşmalara tanık olmak kaçınılmazdır.
İşin özünde askerin siyaset üzerindeki vesayetinin sona erdirilmesi bulunduğu için, "Irak'a asker göndermeyelim" diyenlerden bir bölümü, o kampı bırakıp, "Avrupa Birliği'ne uyalım" diyeceklerdir.
Yani "Merkez", yine çiftetelli oynamaya başlayacaktır.
Şimdiye kadar yerini hiç değiştirmeden merkezde durabilen tek olgu "Devlet"ti.
Kendilerini sağ veya sol, ya da militarist yahut anti-militarist sanan siyasetçiler, gelir giderlerdi.
"Devlet" denilen ve aslında "oligarşik bir bürokrasi" tarafından yönetilen olgu, bu gelip gidenlere mesafeli bakardı.
Bazen, doğrudan veya dolaylı müdahalelerle, bu sivil seçilmişlere, Devlet yönetimine iştirakten el çektirilirdi.
Ama dünya konjonktürü, devletlerin üzerinde de devletlerin olduğunu, yine hatırlattı herkese.. Haritaların ve rejimlerin, "Dışarıdan" değiştirilebileceğini, "Lozan kuşakları" yeniden hatırladı.
Bu nedenle, Devlet'in temel kadroları (veya Cumhuriyet Muhafızları), tıpkı siviller gibi "Oynak Merkez"in etki alanına girdiler.
Fizik kanunları, siyaset ve idareyi de etkiledi adeta.. "Merkez-kaç kuvvetleri" devrede şimdi.
Siyaset bilimcileri için, şu anda Türkiye bir laboratuvar gibi.
ŞAKA
İnsan çeşitleri...
Oscar Wilde'a göre iki çeşit insan varmış
1- Her şeyin fiyatını bilenler...
2- Her şeyin değerini bilenler...
Buna biz de bir üçüncü çeşit insanı ekleyelim.
- Kendini bilmeyenler!
DENEME TESTİ
"Derin Düşünce"yi anlamak için..
Irak'a asker gönderilmesi tartışmalarında, tabii ki hepimizin, kendimizce haklı bulduğumuz gerekçelere dayalı tutumumuz var.
Ancak bir tutuma sahip olmak, o tutumun sahibinin "Derin Düşünce"sini açıklamaya yetmez.
Bazen, tutumun sahibi kişi bile, o tutumu hangi dürtüler ve etkilerle oluşturduğunu bilemez.
Kendi derin düşüncemizi anlamak için, kendi kendimize bir test yapmayı denesek mi?
1- Irak'ta istikrar, bizim için ne anlama geliyor?
a) Amerika'nın yenilmesi ve Irak'tan çekilmesi mi?
b) Amerika'nın Irak'ta bütün kesimleri içine alan bir demokratik rejim kurmayı başarması mı?
c) Saddam dönemine benzer bir modelin kurulup, Kuzey Irak'lı Kürtlere hadlerinin bildirilmesi mi?
2- Irak'a asker gönderilmesine karşı isek...
a) Kuzey Irak'taki Türk birliklerinin de çekilmesini mi istiyoruz?
b) Irak bölünür ve kuzeyde bir Kürt devleti kurulursa, bu askeri mi, siyasi mi bir gelişmeye yol açacak?
c) Kıbrıs'ı, bir askeri çözüm mü, yoksa bir sivil çözüm mü barışa kavuşturur?
Mesajlarınız için:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|