kapat
30.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

YAVUZ SEMERCİ


Devlet Bey'i beklemediler!

21 Şubat 2001 devalüasyonundan (sükseli adıyla dalgalı kur) hemen önce Merkez Bankası'ndan ucuz döviz satın alan bankaların listesi basına sızdırılmıştı.

Merkez Bankası'ndan 5.3 milyar dolar çeken bankaların büyük bölümünün yabancı olması dikkat çekiciydi. Halbuki, 19 Şubat 2001 günü, normal ekonomik davranış, döviz almaktı. "Tarihimizin hiçbir döneminde devlet zirvesinde böyle bir kriz yaşanmamıştır."

Başbakan Bülent Ecevit, MGK toplantısında Cumhurbaşkanı Necdet Sezer ile yaşadıklarını böyle tanımlıyordu.

Kasım 2000'de yaşanan krizin etkilerini ve kırılganlığını üzerinde taşıyan Türk mali sistemi bu açıklama ile kopmuş, borsa düşerken faizler yükselmişti. Sabit döviz kurunun yürümeyeceğini anlayan piyasa oyuncuları, döviz bulmak için atağa geçmişti.

Peki, böyle bir ortamda Türk bankaları nasıl olur da döviz almaz? Yukarıdaki liste, Türk bankalarının döviz almadıklarını değil, alamadıklarını gösteriyor.

Örneğin, o gün Garanti Bankası, Merkez Bankası'dan 950 milyon dolar döviz alıyor. Ancak ertesi gün yeteri kadar Türk lirası bulamadığı için 950 milyon doları Merkez Bankası'na geri satıyor.

Neden TL bulamadıkları ise biliniyor. Çünkü Merkez Bankası, 20 Şubat 2001 tarihinde borçlanma piyasasından çekildi. Kamu bankaları, kendilerini fonlayan özel sektör bankalarına borçlarını ödeyemedi. Özel sektör bankaları da dövizi almak için TL bulamadı. Böylece, bir gün önce satın aldıkları dolarları paşa paşa Merkez Bankası'na geri verdi...

Hazine'den komisyona yollanan açıklamanın içinde yer alan şu not, ne demek istediğimizi anlatıyor

"Bir piyasa yapıcısı banka (Akbank kastediliyor) 21 Şubat 2001 tarihi itibariyle Halk, Ziraat ve Emlak Bankası'nda olan toplam 915 trilyon lira (1.5 milyar dolar) tutarındaki alacağını tahsil edememiştir..."

Peki, o gün Merkez Bankası'ndan 680 bin lira üzerinden dolar satın alan ve ağırlığını yabancıların oluşturduğu bankalar, bu dövizi ne yaptı?

Konuyu araştıran Yolsuzluk Araştırma Komisyonu raporunda bunun yanıtını, Merkez Bankası Piyasalar Genel Müdürü Akil Özçay şöyle veriyor "Merkez Bankası'ndan çekilen 5.3 milyar doların yüzde 73'ü aynı gün yerli ve yabancı bankaların müşterilerine satıldı. Yüzde 27'si ise bankaların pozisyonlarında kaldı."

Bu tespit, para sahibi olan irili ufaklı yüzbinlerce insanın dövize saldırdığını ortaya koyuyor.

Uygulanan ekonomik politikalar nedeniyle bankaların, döviz büfelerinin ve özel finans kurumlarının döviz talebini karşılamak zorunda olan Merkez Bankası yöneticilerini suçlamak doğru mu?

Eğer Türkiye döviz rezervlerini korumak istiyorsa, yapacağı şey, krizin patladığı gün kurları dalgalanmaya bırakmaktı. Dövizin o noktada durmayacağını çocuklar bile bilirken, hükümetin bilmemesi mümkün mü?

Bal gibi biliyorlardı. Nitekim 19 Şubat gecesi, (Merkez Bankası Sosyal Tesisleri ve Başbakanlık'ta) Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, IMF Türkiye Sorumlusu Carlo Cottarelli ve diğer yetkilliler, hükümeti dalgalı kur konusunda ikna etmeye çalışıyorlardı.

Ancak, karar alması gereken Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz, siyasi nezaket kuralını işleterek, Türkmenistan'da bulunan Devlet Bahçeli'nin dönmesini bekledi. Devlet Bey iki gün sonra geldi. Dalgalı kur kararı 21 Şubat gecesi alınabildi.

Nezaket kurallarına göre çalışmayan piyasalar ise, çoktan Üsküdar'ı geçmişti.

Şimdi hep birlikte suçlu arıyoruz...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Sarı Sayfalar


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır