|
 |
|

HINCAL ULUÇ
Nükhet Duru'nun üstüne star tanımam..
Müthişti.. Çeşme'de Günay'da izlediğim Nükhet Duru müthişti.. Hani kış aylarında İstanbul'da kışlık Günay'da gitmiştim de ballandıra ballandıra yazmıştım ya.. O Nükhet, bunun yanında üvertür kalır..
Bu ülkenin gelmiş geçmiş en büyük yorumcularındandı zaten.. Şimdi..
Şimdi..
Kadın bir defa kadın.. Dişi.. Hem de nasıl dişi.. Vücut değil yay.. Zemberek.. Ve de kostümleri.. Hepsi birbirinden hoş, birbirinden çarpıcı.. Ve sahneyi nasıl dolduruyor.. İstanbul Günay sahnesi değil, doldurduğu.. Yazlık Günay'daki sahnede basketbol oynanır.
Ve de Cenk Eren ile nasıl bir uyum içinde.. Nasıl harika bir ikili olmuşlar, nasıl, şarkısı, mizahı ile bir şov sahneliyorlar.. Seyirci müziğe doyuyor.. Seyirci coşuyor.. Seyirci eğleniyor..
İlk defa, Türkiye insanını gerçek Akdenizli gibi eğlenir gördüm.. Bizde faça masaya kurulunur, viskiler açtırılır, güller döktürülür, eşek yükü ile hesap ödenir, ama eğlenilmez.. Eğlendiğini göstermek ayıptır. Racona aykırıdır. İki şık şık, minnacık alkışla geçiştirilir.. Ertesi gün de utanmadan anlatılır.. Ne eğlendik, ne eğlendik..
Çıkın bizim sulardan.. Ege'den Akdeniz'e açılın.. Yunan, İtalyan, Fransız milleti nasıl çılgınlar gibi eğlenir görün..
Görür de gıpta ederdim hep..
Çeşme Günay'da Akdenizli gibi eğlenen Türkler gördüm ilk defa.. Herkes ayaktaydı, herkes ya oynuyor ya el çırpıyordu.. Herkes kurtlarını döküyor, çılgınca eğleniyordu..
Şov bittiğinde güneş neredeyse doğacaktı. Hazırlanan repertuar bitti. İlave şarkılar bitti.. Seyirci o kadar coşkulu ki, Nükhet'le Cenk de bırakmak istemiyorlar.. Ben öteki Cenk'e bakıyorum hep.. Cenk Taşkan'a.. Şarkıcılar teker teker söyledikleri dönemde nefes alabiliyorlar, soyunma odasında.. Taşkan dört saattir durmaksızın gitar basıyor.. Breh!..
Program bitmiş, şimdi Nükhet'le Cenk ne söylerse, anında onu çalıyor artık..
Yıllardır, ama yıllardır böyle eğlendiğimi hatırlamıyorum..
Bahçe tıklım tıklım dolu.. Ama Günay pek mutlu değil.. Aslında aklında Çeşme meşme yok.. Altın Yunus'a dinlenmeye gelmiş, apar topar Granada Beach'e taşımışlar onu..
"Ekibimi getiremedim Hıncal" diyor.. "Geleneksel Günay servisi, geleneksel Günay Mutfağı'nı buraya koyamadım. İçim içimi yiyor.. Para mara önemli değil.. Ben bu isim için 25 yılımı verdim.."
"Yahu şu bahçeye bak.. Herkes eğleniyor, herkes mutlu.. Herkes coşku içinde.. Burası tatil yöresi.. Burası senin için gurbet. Sıkıntılarının herkes farkında.. Hoşgörürler merak etme.. İnsanoğlu eğlendi mi, hoş görür.."
Pek ikna olmuşa benzemiyordu..
Dönerken yol boyu afişlere baktım..
2 Ağustos Cumartesi Nükhet-Cenk son Gala diye ilan etmiş. Nükhet tatile, Cenk İstanbul'a.. Klip çekmek için..
Yani son şans, bu Nükhet-Cenk şovunu izlemek için.. Günay da devam edip etmeme kararını bugünlerde verecek.. Şimdi Çeşme'ye sadece bu şov için gitmedik tabii.. Aslında gidilir. Ben zaten gidecektim. Ama Sabah-Deniz Kuvvetleri Kupası Yat yarışları da gelince, hem ziyaret, hem ticaret oldu.
Altın Yunus günleri ve o galayı da, yarın başlayıp anlatacağım..
Tecelli'den Abuzittin'e Mektuplar
(Sevgili Abuzittin, Güneş Tecelli kardeşimin yıllardan beri her Pazar sana yazdığı mektuplar bu Pazar gene kazaya uğradı. Reklamlar fazla gelince ilk tırpanı senin mektup yiyor. Ben de buna bir türlü engel olamıyorum. Kusura kalma olur mu?.. İşte mektubun, üç gün rötarla.. hu.)
Abuzittinciğim, Geçenlerde Sabah'ta yazıyordu. İngilizler araştırma yapmışlar "Somurtuklar, üç kat daha sık hasta olurlarmış.." Bilirsin milletçe somurtmayı pek severiz. Hele devlet büyüklerimiz m'aşallah her biri birer somurtma abidesidir.. Ben bazen düşünürüm "Acaba çocukluklarından beri mi böyle somurtkandılar yoksa somurtma yeteneklerini sonradan mı geliştirdiler?" diye..
Büyüklerimizin çocukluk resimleri gazetelerde, televizyonlarda pek yayınlanmadığından bu konuda karar veremiyorum.. Ama bu Allah vergisi gibi bi şi galiba.. Makam büyüdükçe somurtma dereceleri de ona paralel otomatikman gelişiyor.
Her neyse biz gene gelelim "Somurtkanların daha sık hasta olduğuna". Şimdi bu durumda biz sağlıksız bi millet miyiz?.. Veya bizim büyüklerimiz mesela,Yunan büyüklerine göre daha mı sık hasta oluyorlar? Yoo.. Maşallah hem somurtup hem de işlerine güçlerine devam ediyorlar.. Öyle zırt pırt hastalanan duyuyor musun?
Hayır..
Demek ki, buradan çıkarılacak sonuç şu ki, İngilizlerin araştırması doğru değil.. Veya doğru da biz istisnayız. O zaman da "Türkler istisnadır" diye, bi dip not düşülmeliydi.
AB de bi anket yapmış. Buna göre de Türkler en çok salgın hastalıktan çekinirmiş!? Aklıma Uğur Dündar'ın röportajı geldi.O zamanlar AIDS yeni patlamış. Adamlar sokak kadınının peşinde.. Diyor ki kadın
"..ama bende AIDS var!"
" Olsun" diyor adamlar "fark etmez!"
Şimdi gel de AB' nin anketine inan. Yav biz daha taharetlenme devrini kapatıp tuvalet kağıdına geçemedik.. Salgın hastalık da neymiş!?
Özetlemek gerekirse Abuzittinciğim bu "araştırma"ların veya "anket"lerin çok daha tutarlı yapılması gerekir derim. Salla ama usturuplu salla!
Buna karşılık AB bi başka anket yapsa da "Dünyanın en acayip seçmeni hangi millettendir dese?" ve biz birinci çıksak, buna hiç itiraz etmem kardeşim.
Nerede akçeli işlerde şaibeli, biri varsa arayıp bulup başımızın üzerine koymakta üstümüze yok! En son örnek, Uzanlar olayı. Avrupa, Amerika mahkemelerinde, ağır suçlamalarla, haklarında dava açılmış.. Oralarda bi kısım varlıklarına el konmuş. Bazı ülkelere girişleri yasak! Şimdi bu familyadan biri Türkiye'nin en güçlü başbakan adayı.. Tut ki, bu günlerde, kendi memleketinde başına gelen badireleri de atlattı ve "tüyü bitmemiş yetimlerin hakkını aramak için" Cem Uzan'ı başbakan yaptık. Amerika'ya gitmesi gerekti.. Amerikalılar da onu tutukladı.. Çünkü hakkında tutuklama kararı var. Başına da poşeti geçirdiler mi? Al sana bi kriz daha..
Ben de o kadar kötümser olmamalıyım.. Belki o zamana kadar her şey düzelir de yeni başbakanımız da rahat rahat Amerikalara gider.
Tüm "süper lüp"cüler adına münasip yerlerinden öperim Abuzittinciğim.
Kardeşin Güneş
THY'ye ne oldu?..
"Tarifeli uçak alanımıza inmediği için İzmir uçağı yaklaşık bir saat 40 dakika gecikmeli olarak hareket edecektir."
40 dakikalık yola, bir saat 40 dakika rötar, dünyanın neresinde görülmüş?..
Ve de THY, yıllar yılı "En rötarsız, en güvenilir dünya hava yolu" olarak ün yapmışken, Yusuf Bolayırlı gider gitmez, bu feci duruma nasıl düşülür?.
Yeni gelenler iş mi bilmiyorlar?. Ya da AKP hükümeti, geleneği bozup, kurumun başına içeriden değil, dışarıdan bir atama yaptığı için, böyle bir protesto havası mı yaratılıyor bilmem.
Sabah bir saat havaalanı yolu.. İki saat alanda bekleme.. Bir saat uçuş ve bavul bekleme.. Bir saat da havaalanı Çeşme.. Eder altı saat..
Ercan ile yola çıksaydık arabamla, ayni zamanda varırdık. O zaman ben bunca sıkıntıyı niye çektim?..
Basın bürosunun başında Faik olsa, açar ona sorardım. Yeni basın sorumlusu kim bilmiyorum. Aylar geçti aradan, her kimse kendini tanıtma zahmetine de katlanmadı. Şunun şurasında THY yazan kaç kişiyiz ki?.
Hadi hayırlısı..
Hoşgeldiniz Sayın Genel Müdür..
Hoşgeldiniz, Basın Halkla İlişkiler Başkanı..
Her kimseniz!..
TEBESSÜM
İki korkusuz kaşif Amazon'un geçit vermeyen ormanlarının tam ortasında karşılaşmışlar.. Birinci Kaşif, "Ben buraya tabiat ile tanışmaya değişik oluşumları araştırmaya, ve ufkumu genişletmeye geldim.." demiş ve sormuş, "Üstad, siz neden geldiniz?"
"Karım.." demiş ikinci kaşif, "Karım piyano derslerine başladı da..."
BİZİM DUVAR
Sadece ekonomik dengemiz bozuktu.
Artık ekolojik dengemiz de bozuk.
(Ünal Turgut)
SEVDİĞİM LAFLAR
Kendinizi temiz ve parlak tutsanız iyi edersiniz; çünkü arkasına geçip dünyayı görmeniz gereken pencere sizsiniz.
George Bernard Shaw
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|