kapat
30.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

Anne baba! Ben adam oldum

Dünya Bilardo Şampiyonu Semih Saygıner, ailesini trafik kazasında kaybetmiş. "Bu acıdan sonra belki sokaklarda suçlu olmaktan, bilardoyla kurtuldum" diyor

"Annemle babam beni 'Adam oğlum' diye severlerdi. Ben önce adam oldum, sonra şampiyon. Onlara layık bir evlat olabildiğim için çok mutluyum. Huzur içinde yatsınlar. Adam oğlunuz." Bu yürek burkan sözler, tüccar terzi Faruk Bey ile Süreyya Hanım'ın oğlu Semih Saygıner'e ait. Ünlü bilardo şampiyonumuz, altı kardeşin beşincisi olarak 1964 yılının 12 Kasım'ında Adapazarı'nda doğdu. 14 yaşına kadar mutlu ve düzenli bir hayat süren Saygıner'in yaşamı, anne-babasının Sakarya Köprüsü üzerinde geçirdiği trafik kazasından sonra bambaşka bir yöne kaydı.

HIRSIZLIK BİLE YAPTI
Anne babasının "adam oğlu", yaşadığı psikolojik sorunlar nedeniyle önce lise 1. sınıftayken okulunu terk etti. Hayata karşı yalnız ve savunmasız hissettiği sırada karşısına çıkan yanlış yönlendirmelere aldanan Saygıner, henüz 15'indeyken kumarla tanışıp, hırsızlık bile yapmış. Yengesinin altın yüzüğünü çalıp sattığında, ne yaptığının farkında bile değilmiş. Saygıner, bir süre banklarda yatıp kalktığı, iki gün boyunca sadece yarım simitle durduğu günlerini anlatırken hep gülümseyen gözleri sabit bir noktada kilitleniyor. Okulu bıraktıktan sonra bir süre televizyon tamircisinin yanında ve bir sandalye atölyesinde çalışmış hatta boyacılık bile yapmış.

Anne babasını kaybettikten sonra hayatın önüne çıkardığı girdaplardan kılpayı kurtulan Saygıner, o günlere dair hatırladıklarını şöyle anlatıyor

"Arkadaşlarım beni kumar oynamaya götürdüklerinde 15 yaşımdaydım. İlk kez oynadım ve kazandım. Para kazanmak beni çok mutlu etmişti. Kötü alışkanlıklar edinebileceğim durumlarla karşı karşıya kaldım. Sokak çocuğu olma potansiyelim vardı. 'İstanbul'a geldiğimde çok süründüm' diyen arabeskçilere on basarım.

Hepsinden daha fazla acı çektim ama hiçbir zaman kendimi zavallı hissetmedim. Parkta yattığım dönemlerde bile. Hep bir gün sıranın bana da geleceğini biliyordum. İki gün bir parça simitle durduğumu, kışın buz gibi havada ayaklarımı camide yıkadığım günleri unutamam. Aile üyeleri tarafından da bazı yanlışlıklar yapıldı. Ama bunun için kimseyi suçlamıyorum ve kin duymuyorum.

'Hırsız, serseri olacak bu çocuk' diyorlardı ama ben adam oldum. Aileler çocuklarına karşı pozitif olsun. İçindeki iyi yanı ortaya çıkarmaya çalışsınlar. Bir çocuğun hayatını karartmak çok kolay."

İYİLİK VE KÖTÜLÜK İNSAN İÇİN
"Babam annemin peşinde çok koşmuş" diyor ve büyük bir özlemle onları anlatmaya başlıyor "Annem en sonunda babama 'Ben üç çocuklu bir dulum. Alacak mısın?' demiş. O da kabul etmiş. Babam annemden 9 yaş küçüktü. 'Ben ölürsem sen görürsün Faruk' diye söylenirdi annem. O da 'Merak etme ölürsek beraber ölürüz' derdi.

Mutlu öldüklerine inanıyorum. Çocuklarına çok düşkünlerdi. Annem ev hanımıydı ve 7-8 kap yemek pişirmediğinde mutsuz olurdu. Babam Adapazarı'nın en büyük tüccar terzisiydi. 'Tüccar terzi Faruk Saygıner' diye takım elbiselerin içinde adı yazardı. Bu elbiseleri giyen kişiler hala var. Onlar eğer bu yazıyı okuyorsa bana o elbiselerden birini getirsinler. Benim için anlamı çok büyük." 6 Şubat 1978... Saygıner'in hayatının akışını değiştiren tarih. Kazanın yaşandığı o günü anlatırken kelimeler zar zor çıksa da, "Bütün iyi şeyler insanlar içinse, bütün kötü şeyler de insanlar içindir" diyor.

ÖLÜMLERİNE AĞLAYAMADIM
"Annem ve biz evlenen ablamı ziyaret etmek için Ankara'ya gidecektik. Abimin arabasıyla babam bizi Arifiye'deki tren garına bıraktı. Ancak farkettik ki yolda bavullarımız düşmüş. Babam bizi trene bindirip, annemi bir sonraki sefere göndereceğini söylemişti. Biz kızkardeşimle bindik. Daha sonra bavulları bulup tren istasyonuna geldiğinde babam arkadaşıyla karşılaşmış ve onun otomobilini almış. Wolkswagen'den daha hızlı olduğu için annemi bir sonraki durağa yetiştirip, bizimle yolculuk etmesini istemiş. Ancak Sakarya Köprüsü'nde minibüsle çarpışmış. Babamla minibüs şoförü olay yerinde, annem ise hastanede bir saat sonra ölmüş. Haberi duyunca ağlayamadım bile. Olayın şokuna uğradım, algılayamadım o an."

'Bilardo, bana hayatı sevdirdi'
Bunalımlı geçen gençlik yıllarında en büyük desteği bilardo masasının etrafında onu izleyen kişilerden görmüş. Bir arkadaşının, "Hadi gel bilardo oynayalım" demesiyle, 16 yaşında hiç bilmediği masa, ıstaka ve toplarla tanışan Semih Saygıner şimdi 39 yaşında ve Las Vegas'ta kazandığı Dünya Şampiyonluğu'nun tadını çıkarıyor.

Daha 17 yaşındayken İstanbul Bilardo Şampiyonu olan Saygıner, o günden beri yaptığı her vuruş, aldığı her sayı ve kazandığı her şampiyonayla zirveye oturdu ve bilardoyu Türkiye'ye sevdirdi. Onun sayesinde gençler bilardoyu daha ciddi oynamaya başladı, bu spor kahve köşelerinden kurtuldu.

Hayalperest biri olmadığından bahseden Saygıner, "Kendimi hayatla satranç oynuyor gibi hissediyorum. Karşıdan gelen hamleye göre hareket ediyorum. Ezbere hamle yapmam çünkü sonuç yenilgi olur. Hayata karşı oyunu kazandığımı düşünüyorum" diyor ve ekliyor

"O dönemlerde hayatın beni sürüklediği yöne gitmedim. Bilardo güzelliğiyle kandırdı. Psikolojisi bozuk bir çocuktum. Sevgi açlığı çekmeye başladım ve bu sevgiyi bilardoda buldum. Bilardo Türkiye'de resmileşmeye başlayınca doğru yolda olduğumu anladım. Ortaokul mezunuyum ama bir sürü insanı cebimden çıkarırım. Şimdi beş dil biliyorum. Okudum, yaşadım, öğrendim."

Ali ESER - Pervin METİN


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap


Sarı Sayfalar


Sizinkiler
TEMA

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır