|
 |
|

EMRE AKOZ
'Rumeli Aydini'nin cazibesi nerede?
Persembe gunu burada 'Turistlesen Turk Aydini' baslikli bir yazim cikti. Cok ilgi gordu. Bircok mesaj geldi. Okurlarimiz sagolsun zaten hemen her konuda fikirlerini belirtiyor; kimi katiliyor soylediklerime, kimi katilmiyor. Ben de bazilarini burada yayinliyorum.
Ancak bu kez bazi meslektaslardan da ovguler geldi ki... Bizim meslekte cok onemlidir. Kimse kolay kolay 'begendim' demez.
Peki acaba 'Rumeli Aydini' kavraminin cazibesi nerede? Sanirim soyle
Osmanli modernlesmeye calisirken ortaya 'Tanzimat Aydini' denilen bir tip cikti. Sonra imparatorluk coktu. Yerine milli devlet kuruldu. Bu kez de 'Cumhuriyet Aydini'ndan soz eder olduk. Sanki bir aydin tipi ortadan kalkmis, yerini diger aydin tipi almis gibi oldu.
Evet, 'Tanzimat Aydini'nin, uzerine dusunmeye calistigi nesne (yani devlet ve toplum) imparatorluktu. 'Cumhuriyet Aydini'nin nesnesi ise Turkiye Cumhuriyeti'ydi, yani bir ulus devletti. Ilki Osmanli'nin bekasini saglamak icin cabaliyordu, ikincisi Cumhuriyet'in... (Bu yolda yapilan islerin dogru ya da yanlis, iyi ya da kotu, makul ya da sacma olmasi ayri bir tartismadir.)
Ancak... Sanilanin aksine iki aydin tipi arasinda sureklilik de vardi Bati hayranligi, tepeden inmecilik, devletci yaklasim gibi... Iste 'Rumeli Aydini' kavrami bu surekliligi vurguluyor. Boylece Osmanli ile Cumhuriyet'i de birbirine bagliyor.
Ayrica, bir baska avantaji da, yarattigi kelime oyunu ve cagrisim imkaniyla; 'yerlici', 'gelenekci' ama Bati'dan da haberdar yeni aydin tipine bir ad vermemizi sagliyor Anadolu Aydini!
Bence kavramin cekiciligi burada.
Guldurme mevzuu
Kitaptan dergiye; erkeklere tavsiyelerde bulunan cesitli yasam kilavuzlarinin birinci maddesi sudur Bir kadinla yakinlasmak istiyorsan yapacagin ilk sey onu guldurmektir.
Ancak gecenlerde Televole programinda izledigim goruntuler bu hayati tavsiyenin artik kanirtircasina kullanildiginin ispatiydi.
Yer Antalya Kemer... Kamera barlarda dolasiyor. Sarisin mavi gozlu, uzun boylu Rus kizlarla, esmer Turk gencleri sarmas dolas dans etmekte. Muhabir bir cifte yaklasip oglana soruyor "Arkadasinin adi ne?" Oglan bir muhabire bakiyor, bir kiza bakiyor... Itiraf ediyor "Bilmiyorum." Muhabir "Yeoa, bilmiyormus, kizin adini dahi bilmiyormus" diye bagirmaya basliyor. Oglan, "amaaan ne onemi var ki" edasiyla ve de kirik dokuk bir Ingilizce ile kiza soruyor "What is your name."
Biz ekranin karsisinda cokca saskin, epey utanmis vaziyette otururken, kamera gezisini surduruyor. Yine terli, alkollu bir 'yagli gures' goruntusu. Muhabir soruyor "Nasil iliski kuruyorsun Rus kizlarla? Nasil anlasiyorsun?" Oglan gururla cevap veriyor "Abi gulduruyorum, is bitiyor." Ne diyeyim? Meger onca yaziya, onca emege, onca gozleme hic gerek yokmus.
Siir ve kadin
Dun burada Talat Halman'a iliskin 'Aklin Yolu Bindir' adli 'otobiyografik-nehir soylesi' kitabindan soz ettik. Ve siir cevirmenin zorluguna iliskin alintilar yaptik.
Okurumuz Levent Yalcin da bu vesileyle Can Yucel'in bir sozunu hatirlatiyor "Siir cevirisi kadin gibidir... Guzeli sadik olmaz, sadik olani guzel olmaz." (Hemen kizmayin canim; buradaki konu siirin orijinaline sadakat!)
n Onemli not Bazi okurlarimiz mesajlarina su tip cumleler ekliyor "Bu yazdiklarimi okuyor musunuz, okumuyor musunuz yoksa bir baskasi mi okuyor, bilmiyorum ama..." Hic merak etmeyin gelen tum e-postalari ve fakslari okuyorum. Ama... Ozel istekte bulunanlara (ornegin bir lokantanin telefonu) pek cevap vermem... Hakaret edenler daha ilk cumlede belli olur; aninda siler atarim... Kisa ve oz olmak yerine sayfalarca surenlere goz gezdiririm... Arada sirada dalginlik ya da teknik nedenlerle atladiklarim da lutfen kusura bakmasin.
Haydi gor gorebilirsen
Eskiden o isi yaptigim icin dergilere merakliyimdir. Sadece konulara, yazilara degil, tahmin edeceginiz gibi fotograflara ve tabii ki reklamlara da ilgiyle bakarim.
Bilen bilir, uc ayda bir cikan Biz adli bir dergi var. Gecen gun yeni sayisi elime gecti. Karistirdim. Cok guzel fotograflar var. Neyse... Sayfalari cevirirken, 'moda' bolumunde bu goruntuyle karsilastim. Fotografi Ispanyol sanatci Amedeo Volpe cekmis. Kizimizin giydigi ayakkabi Bruno Frisoni marka, canta ve tac ise Christian Dior'mus.
Derdim su... Tuhaf bir egilim, hem yabanci, hem de yerli dergilerde yillardir suruyor Bircok moda fotografinda, tam da burada oldugu gibi urunu gormek mumkun degil. Allah icin hos fotograf. Zaten guzel olmasa buraya almazdik. Ama soyleyin bakalim Ayakkabi topuklu mu? Canta nereye kacmis?
Bana daha da garip gelen, firmalarin bu goruntulerden memnun olmalari. Yoksa izin vermezler; degil mi? Bu kadinlarin isine akil sir ermiyor.
'TREKKING'IN KOKENI
Hani dogada yapilan yuruyusler icin Ingilizce 'trekking' kelimesi kullaniliyor ya... Gecen gun sohbet ederken bunun kokenini merak ettik. Soyleymis 19'uncu yuzyilin ilk yarisinda Guney Afrika'da yasayan 10 bin kadar 'Boer' (Hollandali kolonici) cesitli nedenlerden dolayi (Ingiliz otoriteleriyle anlasmazlik, yerli halkla savas, ekonomik sorunlar) topraklarini birakip kagnilarla bolgenin kuzeyine goc ediyorlar. Ozetle soylersek kagniyla yapilan yavas, uzun ve zorlu yolculuga 'trek' deniyor. Kelime buradan Ingilizce'ye geciyor.
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|