kapat
18.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

ABDURRAHMAN YILDIRIM


Fındıkta kabuk değiştirme zamanı

Ekonomide olduğu gibi, tarımda ve en büyük tarım ürünü ihracatımız olan fındıkta da yeniden yapılanma ve belirli bir politika oluşturma zamanı geldi de geçiyor

Devletin fındığa taban fiyatı verdiği ve desteklediği yıl 1964. Üzerinden 40 yıl geçti. 2002 yılında taban fiyat uygulaması, 2001 krizi sırasında alınan önlemlerle yürürlükten kalktı. Destekleme alımıyla 40 yıllık fiyat ve malını satma garantisi, fındık ekim alanlarını yüzde 157 oranında artırdı. Artık Sakarya, Ordu'dan sonra fındığın en çok üretildiği ikinci il. İlin tarımsal alanlarının üçte biri fındıklık. Giresun ve Trabzon çok gerilerde kaldı. Ayçiçeği ve pirinç ekilen Çarşamba ve Terme ovaları çoktan fındık bahçeleri oldu. Düzce Ovası ve Karasu da öyle. Sonuçta Türkiye dünya fındık üretiminin ve tüketiminin yüzde 80'ini karşılarken, ekim alanlarının hızla genişlemesinden dolayı fazla arz sorunu yaşıyor. Fiskobirlik, aldığı fındığın bir bölümünü satamayıp çürütüyor. Her yıl ortalama 40 bin ton fındık fazlası ortaya çıkıyor. Bu da bugünkü fiyatlarla 4 milyon doları geçiyor. Bir yandan ayçiçek yağı ve pirinç ithal ederken bir yandan da bu ürünlerin yerine ekilen fındıkları depolarda çürütüyoruz. Kaynakları heba ediyoruz. Çift yönlü zarara giriyoruz.

* Politika yok- Bunun ana nedeni ülkenin bir tarım politikasının olmayışı. Üretim planlaması yapılamıyor. Belirli bir fındık politikası yok. Her hükümetin, hatta aynı hükümetin bakanlarının bile ayrı ayrı fındık politikası ya da politikasızlığı var. Politikacı çok ama tarım ve fındık politıkası yok. Böyle olunca, fındık üretiminde planlama yapılamıyor. Doğal olarak fındığın fiyatı da istikrarını koruyamıyor. Fındığın kentali (100 kg iç fındık veya 200 kg kabuklu fındık) 450 dolar ile 200 dolar arasında değişiyor. Bu fiyat oynaklıkları geçmiş yıllarda üreticiye oldukça az yansıdı. Çünkü destekleme alımı vardı. Artık yok. Yani bundan sonra üretici de bedel ödeyecek. Fiyat oynaklıklarından sadece tüccar ve ihracatçı zarar görmeyecek. Fındıkta önceden satış diyebileceğimiz alivre satışlar (malın daha sonra teslimini öngören vadeli satış) geçmişte epey tüccar ve ihracatçı batırmıştır.

* Maliyetin yarısına satış- Sezon başladığında kentali 280 dolar olan fındığın fiyatı son olarak 225 dolara düştü. Bunun 30 doları aracılık masraflarına gidiyor. Geriye kalan 195 doları 100 kg iç fındığa bölmek gerekiyor. İki kilo kabuklu fındıktan bir kilo iç fındık elde ediliyor. Üreticinin elinden kabuklu fındık çıktığı için 195 doları 200'e böldüğümüzde 0.975 doları buluruz. Yani üreticinin fındığı şimdi 1 dolar ediyor. Zaten iç piyasadaki fındık fiyatı da 1.400 bin lira. Ancak aynı fındığın üreticiye maliyeti 3 milyon lira veya 2 dolar civarında. İşte sıkıntı yaratan da aradaki bu fark. Karadeniz'de politikacıları zorlayan, geçmişte verilen taban fiyatı garantisi. Şimdi üretici aynı oyunun devamını istiyor.

* Pazarı Hamburg'da- Rekoltenin düşük olduğu yıllar ki, bunda üreticinin hiçbir müdahalesi olamaz, fiyatlar yükseliyor. Arzın bol olduğu yıllarda düşüyor. Türkiye ise dünyada yüzde 80'ini ürettiği bir ürünün pazarını ve fiyatını, kısaca piyasasını belirleyemiyor. İlle de fiyatı belirlemesi gerekmiyor ama sözünün belli ölçüde geçmesi de lazım. Ancak ihracatçının finansal gücü ve sermayesi yok. Finansman maliyetleri yüksek. Dolayısıyla tüccar ve ihracatçı fındığı üreticiden toplayıp stoklayamıyor. Stoklayamayınca da ithalatçı karşısında pazarlık gücünü ve fiyat empoze etme gücünü koruyamıyor. Sonuçta fındık Türkye'de üretiliyor, piyasası ve fiyatı Hamburg'da oluşuyor. Genellikle de İsviçre'den çikolata olarak Türkiye'ye geri dönüyor.

* Yeniden yapılanma gereği- Türkiye ekim alanlarına sahip çıkamadığı, üretim planlaması yapamadığı için, çok verimli ovalarını artık fındık alanlarına dönüştürmüş durumda.

Fındıkta dünya üretiminin dörtte üçünden fazlasını karşılıyoruz ve milyar dolara yakın döviz kazanıyoruz. Ancak yağlığa ayırdığımız ve çürümeye bıraktığımız fındığın miktarı da yaklaşık yüzde 10 olarak tahmin ediliyor. Finansman maliyetlerimiz yüksek, ihracatçının eli zayıf. Fındığın kökü bizde, üretimi bizde ama pazarı ve fiyatı başkaları belirliyor. Bu da elde edeceğimiz yararı azaltıyor.

* Sonuç- "Okka her yerde 400 dirhem" Türk Atasözü

Mesajlarınız için: ayildirim@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler



Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır