|
 |
|

MANSUR FORUTAN
Vazgeçtiğin an kazanırsın!
Altmış altı model eski bir arabam var. Eski demek biraz iyimserlik olur. Külüstür sınıfına sokmak daha doğru.
Buna rağmen yolda bırakmaz. Kendi halinde vergiden muaf, sevimli bir araba işte.
Aslına bakarsanız bu işlerin meraklısı da değilim. Mekanik işler bana ters gelir.
Anlamam. Hem de hiç anlamam!
Suyu eksilmiş su koy deseler, neresinden koyacağımı bilemem.
Mekanik aleminde bir çaresizin bile benden daha çok umudu vardır.
Peki neden bir Japon alıp, "koy benzini git" yapmıyorsun, diye soracak olursanız cevabım aşağıdakilerden hangisi olur?
a)O kadar param yok b) Sushi'ye kılım c) Ninja tosbağalar d) Hiçbiri
Külüstür bir arabadan beklenen gerçekleşti ve pazar günü işten eve dönerken yolda kaldım. İnönü Stadı'nın hemen orada, Lunapark'a gelmeden.
Araba stop etti. Marşa bastım, bir numara yok! Meraklılar arabanın etrafını sardı. Meraklılar dediğim oranın berduşları.
"Abi yardım edelim" diye başlayan gagalamalar "abi bi' sakal atsana"ya dönüşeceğinden hafif pirelenmedim değil. İnceden inceden rakı kokusunun da ortama egemen olduğunu fark etmem pirelenmemi hafif bir tırsma haline dönüştürdü.
İçlerinden daha ayık olanı cebinden bir kart çıkardı. Recep Usta, Opel, Ford, Tofaş, Renault tamir ve bakım işleri tel....
"Çekinme ara hemen gelir işini halleder. Güzel bir kardeşimizsin yolda kalmak sana yakışmaz."Biraz tereddütle aradım ustayı. Yirmi dakika sonra geleceğini söyledi. Ben de beynime güneş geçmesin diye gölgeyi mekan tutmuş berduşların yanına çöktüm. Cüneyt ve Mehmet. Mehmet daha ayık olanı. Elli yaşında ya var ya yok. Topla oynanan bowling işiyle uğraşıyor. Üç tane kukayı topla devirirseniz bir paket Marlboro veriyor. Bugüne kadar bir tek John Benjamin Toshack devirebilmiş.Atışı beş yüz binden ben de deniyorum. İmkansız!
Cüneyt, teneke kutu toplama işinde. Daha önce sinemada yer göstericiymiş. Sonra karısı aldatmış, her şeye boş vermiş. Parası oldu mu rakı içiyor. Cüneyt bir ara yandaki köfteciye gidip çeyrek ekmek arası yaptırıp geliyor. Sonra onu özenle üçe bölüp bize paylaştırıyor. Mehmet "Bunu götür, üstüne tatlı var" diyor.
Dostluk üzerine muhabbet ediyoruz. Burada bir aile olduklarını, birbirlerine baktıklarını anlatıyor Mehmet.
"Bizde yamuk olmaz, her şeye boş vermiş adamdan zarar gelmez. Çorba kaynasın yeter."
Sonra küçük bir çocuk geliyor. Mendil işinde. Beni tanıdığını söylüyor.
"Seni bir defterde gördüm."
"Ne defteri?"
"Hani büyük defterler var ya, resimleri, yazıları olur..."
Demek istediği gazeteymiş...
Lunaparka gidebilmesi için harçlığını veriyorum.
Recep Usta geliyor. Recep Usta'nın ağzında diş yok. Ve söylediği hiçbir şey anlaşılmıyor. "Mata bat, mata bat"
Cüneyt gülmekten yarılarak Türkçe mealii söylüyor."Marşa bas, marşa bas."
Dediğini yapıyorum ve külüstür çalışmaya başlıyor.
Recep Usta para istemiyor, sadece dükkana atmamı rica ediyor. Cüneyt'e çok havalı bir şapka veriyorum. Çocuklar gibi seviniyor. Mehmet, "abi dur bi' tatlı sarayım" diyor ama Recep Usta'nın yapacak işleri olması nedeniyle tatlıyı bir başka güne bırakıyoruz. Arkamdan el sallıyorlar.
Sanırım yeni dostlar edindim!
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|