|
 |
|

Çocuk doğurtan şarkıcı
Jane Birkin... Duygularını rüzgara savurmuş kabına sığmayan şarkıcı. Aslen İngiliz ama büyük aşkı Serge'i tanıdığı Fransa'dan hiç ayrılmadı.
Şarkılarıyla cinsel özgürlüğün simgesi oldu "Şarkılarını dinledim üç çocuğum oldu" diyen taksicilerle ahbaplık etti. O zaten herkes için söylüyor. Şimdi 56'sında olsa bile hâlâ 'bütün hayatları' dansa davet etmenin peşinde...
O bir İngiliz ama 25 yıl önce dört hafta kalmak için gittiği Fransa'da efsanevi şarkıcı Serge Gainsbourg'a aşık oldu ve bir daha da Fransa'dan hiç ayrılmadı. 56 yaşında bir torun sahibi bir kadın ancak halen 18 yaşındaki bir genç kızın hareketliliği, muzur gülüşü ve sevimliliği üzerinde.
Ünlü sanatçı Jane Birkin, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı'nın düzenlediği 10'uncu Uluslararası Caz Festivali'nde "Arabesque" adlı albümünün tanıtım turnesinde sahne aldı. Albüm ne kadar kıpı kıpır da olsa içinde bir hüzün vardı...
Birkin, "Kariyerimi ona borçluyum" dediği 1991 yılında yaşamını yitiren Gainsbourg'un şarkılarıyla anıları Açıkhava'da yeniden canlandırdı... 1980 yılında Birkin'in terk ettiği Gainsbourg, "Ciddi bir ders aldım. Hayatımda ilk kez 52 yaşında aşk acısı yaşadım. Beni yüzsüz, edepsiz bulanlar varsa bilmeliler ki 4 aydır yakıcı gözyaşlarıyla ağlıyorum. Gerçek gözyaşlarıyla..." sözleriyle büyük aşkını, O'nu anlatmıştı...
Birkin, dün verdiği konserin hazırlıklarını sürdürüken SABAH'ın sorularını yanıtladı. Röportaj yapmak için Pera Palas Oteli'ni seçen Birkin, sade kıyafeti, kalemle topladığı saçlarıyla 56 yaşından çok gençliğinin zirvesinde bir kadını andırıyordu. İstanbul deyince gözleri parlıyor. Birkin, daha önce üç kez daha geldiği İstanbul'u çok sevdiğini söylemeden edemiyor ve hemen ekliyor "Serge Gainsbourg da burayı çok severdi. Babam hep burada yaşamak isterdi. İki sevdiğim insanı da kaybettim. Onun için İstanbul'un bende özel bir yeri var."
Birkin, 1960'lı yıllardan 90'lı yıllara kadar efsanevi Fransız şarkıcı Serge Gainsbourg ile anıldı. Antonioni'nin "Blow Up" adlı filminden birlikte rol almışlar ve birbirlerine aşık olmuşlardı. Aşkları ve şarkıları hep gündemdeydi. Hatta 1969'da birlikte söyledikleri "Je t'aime moi non plus"daki "erotik" sesi onu 70'li yılların cinsel özgürlüğünün simgesi haline getirdi. Ama O cinsel devrimin simgesi haline geleceğini şarkıyı söylerken hiç düşünmediğini anlatıyor. Şarkıda neden erotik sesler çıkardığını sorduğumuzda, "Bilerek yapmadım" diyor ve ekliyor
ALIN ÇOĞALTIN
"Serge, o şarkıyı eski aşkı Brigitte Bardot için yaptı. Birlikte söylemeyi teklif etti ama o söylemek istemedi. Serge bana teklif edince ona çok aşık olduğum için başka bir kadının olmasını istemediğimden söyledim. O şarkıyı başka bir kadına söyletecek kadar aptal değildim. Tamamen kıskançlığımdan dolayı söyledim. Öyle söylemeyi bilerek ve isteyerek yapmadım. Bir gün şarkıyı dinleyen bir İngiliz taksici bu şarkıyı dinleyerek üç çocuğunun olduğunu söyledi. Eee, fena bir şarkı da değilmiş yani. Herkes bu şarkıyı bir aşk şarkısı olarak hatırlıyor."
Birkin, Gainsbourg'u genç kitlelere tanıtmak için "Arabesque"i yaptığını söylüyor. Aslında fikir, Cezayirli viyolonsel sanatçısı Djamel Benyelles'ten çıkmış. Birkin, "Fikiri çok beğendim. Sesimin yüksek oluşuyla Djamel'in kemanın uyum sağlayacağını düşündüm. Daha önce kafamda olan bir şey değildi. Bu albümde tabii ki zorlandım. Benim alışık olduğum müziğin ritmi ile bu müziğin ritmi çok farklıydı. Albümün ismini ise Cezayir'e gittikten sonra koyduk" diyor.
"Fransa kasabalarından yaşayan insanların albümü dinlerken gözlerinden yaşların döküldüğünü görmek beni çok etkiledi" diyen Birkin, zaten amacının Champs Elysees'deki havalı tiyatrolardaki insanların yanı sıra parası olmayan insanların da dinlemesi olduğunu söylüyor. Birkin, bu nedenle albümü CD'nin yanı sıra kaset şeklinde de çıkardığını belirtiyor. Birkin, "Çünkü herkesin CD almaya gücü olmayabilir. Her kesime geniş bir kitleye ulaşmak için yaptım. Sözgelimi Lübnan'da CD'yi karaborsaya verdim ve istediğiniz kadar çoğaltın dedim" diye konuşuyor.
HERKESE SÖYLÜYORUM
Türkiye'de arabesk müziğin genelde eğitim ve gelir düzeyi düşük insanlar tarafından dinlendiğini hatırlatınca Birkin, "Böyle bir kavram olduğunu bilmiyordum. Benim yapmaya çalıştığım elit insanların yanı sıra popüler kültüre değebilmek. Daha genç ruhlara, müziği duyunca dans edecek insanlara ulaşmaktı. Bunu yapabilisem çok mutlu olurum" diye konuşuyor.
Peki, Ganisbourg yaşasaydı bu albümü nasıl değerlendirirdi? Birkin, her ne kadar "Onun adına konuşamam" dese de şu yorumu yapmadan da edemiyor
ORİJİNAL BİRİYDİ
"Serge, çok orijinal bir insandı. Yaşasaydı, 'Evet başardın' derdi. Ama yine de onun adına konuşmak istemiyorum. Çünkü şahsına münhasır bir insandı. Kendisini asla tekrar etmezdi, sürekli yeni şeyler üretirdi. Zamandan önce giderdi. Benim de kendimi tekrar etmediğim için mutluluk duyardı."
Ganisbourg'tan söz açılınca Birkin, eski yıllara geri dönüyor. Gainsbourg ölmeden iki gün önce telefonda konuştuklarını anlatıyor "O ölmeden iki gün önce bana pırlanta bir yüzük almıştı. Bana 'Sen bunu kaba bulacaksın ama yaşlılık zamanlarında sana para getirecek' dedi. Ben de ona 'İçki içmeyi bırak' dedim. O benim hayatımda en özel insandı. Bambaşka biriydi. Bütün kariyerimi ona borçluyum. Bütün şarkılarını benim için yaptı. Ve 20 yıllık bir arkadaşlık vardı hayatımızda."
'GÜLÜMSEMEK İNSANI 10 YAŞ GENÇLEŞTİRİYOR'
56 yaşındaki Birkin, hâlâ kıskanılacak kadar genç ve güzel. Genç kalmanın sırlarını sorduğumuzda, "Çok gülmek. 10 yıl daha genç gösteriyor. Ben hep çalışan bir insanım. Film stüdyoları ve müzik beni mutlu eden şeyler. Torunlarımla koşturmak beni mutlu ediyor" yanıtını veriyor. Şimdiye kadar üç kez evlendiğini ve evlendiği kişilerin hepsinin de ünlü kişiler olduğunu anlatıyor. Birkin, "Tanınıyor olmak erkekleri korkutan bir şey. Üç kocam vardı ve hepsi de ünlü insanlardı. Hayatımı etkileyen bir şeydi. Başka bir erkek için çok zor eğer egosu çok yüksekse benim gibi bir kadınla birlikte olmak Ama bir sevgili buldum. Yazar" diyor.
'ROMANTİK BİR KENT'
Türkiye'ye daha önce üç kez turist olarak geldiğini belirten Birkin, İstanbul'un çok romantik ve egzotik bir şehir olduğunu söylüyor. Birkin, "Babam burada yaşamak istediğini söyledi. Serge'in ailesi de İstanbul'u çok severdi. Onun için buranın benim için önemli bir yeri var. Burada olmak beni çok etkiliyor. Daha önce geldiğimde tanınmadığım zaman bile insanlar bana karşı çok kibardı. İnanılmaz bir şehir ve güzel insanlarıyla bütünleşiyor" diye konuşuyor.
İnci DÖNDAŞ
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|