|
 |
|

EMRE AKÖZ
Görmemişin teknesi
Benzeri bir konuyu daha önce Bodrum Türkbükü için yazmıştım Kamyon kadar tekneleri getirip kıyıdaki iskelelere bağlıyorlar.
Sonuçta hem deniz kirleniyor, hem de plajdaki, kumdaki insanların görüş ve hareket alanı daralıyor. Tam bir "Görmemişin teknesi olmuş..." vaziyeti...
Bu sorunu yaratan üç temel aktör var 1) Gösteriş meraklısı tekne sahipleri. Zodyak botlarına binip kıyıya çıkmak yerine, koca tekneyi iskeleye bağlamayı tercih ediyorlar. 2) Belediyeler ve ilgili bakanlıklar doğru dürüst düzenlemeler yapmıyor. Bir yandan koyun temizliği ve görünümü korunurken, bir yandan da teknedekilerin karaya çıkacağı ve servis alacağı bölgelerin belirlenmesi gerekiyor. 3) Kıyıdaki lokanta ve motellerin sahipleri para kazandıkları için tekne sahiplerine 'Buraya yanaşmayın' demiyor.
Türkbükü'ndeki manzara başka yerlerde de göze çarpıyor. Geçen gün Marmaris Bozburun civarındaki Söğüt köyüne gittik. Sakin, sessiz bir yer. Burada mezeleri ve balığı çok taze, çok lezzetli bir lokanta-pansiyon var. Önüne bir de iskele inşa edilmiş. Kimi burada güneşleniyor, yüzüyor; kimi lokantada vakit geçiriyor.
Neyse... Gittik ki ne görelim Alman bayrağı taşıyan bir tekne gelmiş, iskeleye demirlemiş. Tekneden çıkan çift lokantada yemek yiyor. Yani sadece yerlisi değil, 'Avrupa kültürü' almışı da bu hanzoluğu yapıyor. İşin daha da acıklı yanı şu Koca tekneyi getirip bağlamışlar ama iskeleye yine çıkamamışlar; iki metre için zodyakı kullanmışlar.
Zaten bota bineceğine göre uzakta demirlesene be adam!
'Sezer farkı'
Türkiye'nin adalet sistemi o kadar kötü işliyordu ki hukuk kökenli Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı seçilince birçok kişi zevkten dört köşe oldu. Sezer de koltuğu geri çekmeler, markete alışverişe gitmeler gibi üç beş gösteriyle o takımı daha da heyecanlandırdı. O sırada medya Sezer'e yağ çekme yarışına girmişti.
Sözünü ettiğim biçimsel değişikliklerin yapıldığı dönemde, "İşte Sezer farkı" diye bir başlık atılmıştı birinci sayfaya. Ben de itiraz etmiştim "Boş bir laf bu... Bizim görevimiz o farkın ne olduğunu ortaya koymaktır." Tahmin edeceğiniz gibi duymazlıktan gelindi. Halbuki "fark" dedikleri sıradan mı sıradan bir memur zihniyetiydi. O dönemde bu zihniyetin nasıl işlediğini de yazdım. Başka uyananlar da olmuştu. Ama çoğunluk alkışlıyordu. Aradan üç yıl geçti. Anayasayı fırlatmalar... Kamusal alanla devleti birbirine karıştırmalar... Muhalefet partisi gibi davranmalar... İyi hazırlanmadan çıkılmış dış geziler... Yurtdışında ihale kazanmış; döviz getiren, istihdam sağlayan iş adamlarını ayazda bırakmalar... Irak krizi sırasında tutar yanı olmayan tavır almalar... Şimdi de AB'ye uyum yasalarına çelme takmalar... Alın size hukukçu cumhurbaşkanı. "İşte Sezer farkı!"
Soğanlı menemen
Hadi dedik, bu sabah yumurtada değişiklik yapalım ve menemen ısmarladık motelin aşçısına. Az sonra tabaklar geldi.
Ben bir çatal aldım; bayıldım. Çok lezzetliydi. Aradığım o eski tadı bulmuştum. Zevcenur hanım ise yüzünü buruşturdu. Ne oluyor? "Ama bu soğanlı" demez mi! Sahi ya, menemen soğanlıydı. "O eski tat" soğandan geliyordu.
****
Kent yaşamı insanın zevklerini, alışkanlıklarını nasıl da değiştiriyor. Menemen dediğin soğanla yapılır. Ama...
Yaz ayları boyunca cumartesi ve pazar sabahları Boğaz kıyısındaki kafelere ya da kış geldiğinde mesela Saray Muhallebicisi'ne kahvaltı etmeye gidenlerin sevdiği bir yemektir menemen. Ancak bu menemenler, ne kadar lezzetli olurlarsa olsunlar, soğanla yapılmaz. İçinde her şeyi bulursunuz; soğan hariç! Çağdaş kentlinin ne damağı sabah sabah yenen soğanlı menemeni kaldırır, ne de midesi... Motelin aşçısına haber gönderdim İstanbul'dan gelenler sabahları soğanlı menemen yemez. Öğle ya da akşam yemeklerinde yapsın ama sabahları asla!
Ev ödevi
Köşe yazarlarına bir konu önerisi... Futbolda transfer dönemi henüz bitmedi. Ancak şimdiden çalışmaya başlamakta yarar var. Beş altı gazeteyi alacaksınız. Sonra bir çizelge hazırlayacaksınız. Hangi gazete, hangi haberi vermiş "Ahmet, Fener'e gidiyor... Hüseyin kesin G.Saray'da" gibi... Gün gün kaydedeceksiniz. Dönem bitince de takımların gerçekleşen kadrosuyla, o haberleri karşılaştıracaksınız. Bakalım en yüksek notu hangi gazete alacak?
SİREN SESLİ CEP TELEFONU
Sosyolog ve psikologlar arasında cep telefonu seslerine ilişkin araştırma yapan var mı acaba? Soru şu Kim, hangi sesi tercih ediyor? Gazetede bir ilan. Sloganı 'Cep telefonunuz neşe saçsın!' Kodu belirleyip mesaj atıyorsunuz. İstediğiniz ses bir dakika içinde geliyor. Ünlü pop parçaları, dizi film müzikleri falan... İyi, hoş da, listede 'Polis Sesi', 'Siren Sesi' ve 'İstiklal Marşı' da var! Böyle çalan bir telefonun 'neşe saçması' mümkün mü? Siren sesli bir telefonu kullanmak nasıl bir ruh halidir Allah'ım!
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|