kapat
05.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

MANSUR FORUTAN


Sahte markalar

Larry Bird adını bilenleriniz vardır. Bilmeyenler için kısaca tanıtayım. Bu adam NBA'in gördüğü en iyi basketbolculardan biriydi. Boston Celtics takımının efsanevi oyuncusuydu seksenli yıllarda.

İzlediğiniz zaman spektaküler bir oyun tarzı göremezdiniz ama Bird bütün zamanların en iyi oyuncularından biri olmayı başarmıştı.

Sonra onunla ilgili bir yorum okumuştum "Uzun değil, hızlı değil, zıplayamaz ama o en iyisi."

Gerçekten de öyleydi. Larry Bird daha iyi tanımlanamazdı.

Yaşam tarzı da çok sıradandı. Bir yıldız olmasına rağmen, mahalle arkadaşlarıyla sıradan barlarda geyik yapmaktan hoşlanırdı. Oysa dönemin diğer yıldızları güzel kadınlar, pahalı arabalar ve milyon dolarlık şatolarda vakit geçirirdi.

Yıllar sonra İrlandalılar'ın efsanevi oyuncusu George Best'in bir röportajını okurken, David Beckham ile ilgili özlü sözü dikkatimi çekti

"Sol ayağı yok, adam geçemez, hızlı koşamaz, kafa vuramaz, onun dışında fena değil."

İki farklı içerikteki markanın tanımlamaları gerçekten de çok başarılı.

Gelelim cennet vatana...

Marka yaratma konusunda pek başarılı değiliz.

En son girişimimiz İlhan Mansız.

Yetenekleri, saç modelinin fersah fersah gerisinde kalan birini alladık, pulladık, ortaya çıkardık. Üç beş sersem Japon turistin ilgi göstermesiyle de kendi yalanımıza inandık. "Dünyanın ilgisi İlhan'ın üzerinde!" sandık.

Onun için de bir tanım yapalım.

Arada bir oynar, arada bir gol atar, arada bir saçları bozulur...

Larry Bird'ü konunun dışına alalım. Çünkü futbolla devam ediyoruz.

Beckham ve Mansız'ın futbol yetenekleri arasında büyük bir fark yok. Dünya futbol literatüründe vasatın az üstü mertebesinde yerlerini alırlar.

Ancak biri dünyanın en büyük takımına transfer olurken, diğeri, kamp öncesi lastik patlatıp, kariyerini tehlikeye sokma noktasına geliyor.

Kaldı ki Beckham, İngiltere'de defalarca embesil damgasını yemiş biri. Bir nevi Manchester Şaban'ı.

Peki buna rağmen onu başarılı kılan ne? İngiliz kapitalizminin tüm unsurlarıyla çalışıp ortaya bir değer çıkartma çabasıdır Beckham'ı bir markaya dönüştüren.

Onun da yetenekleri ve imajı arasında ciddi bir uçurum var. Ancak marka yaratma konusunda yüzyıllardır iştigal eden Adalılar için bu bir sorun değil.

Tarihleri boyunca, içi boş veya dolu binlerce marka üretmeyi başarıp, insanlığın tüketmesi için raflara yerleştirdiler.

Fazlasıyla düzgün bir fizik, çocuksu bakışlar, sansasyonel bir evlilik, iş yapan bir sağ ayak, profesyonelliğin tüm gereklerini yerine getiren bir zihniyet bir araya getirilir ve itina ile markaya dönüştürülür. Bu da milyonlarca formaya tekabül eder.

Yanlış yatırımlar yapıyoruz. Bizim markalara ihtiyacımız yok. En azından şimdilik. Bizim işini iyi yapan ve seven yetenekli yıldızlara ihtiyacımız var. Şartlar izin verirse gerçek anlamda markalarımız da olabilir tabii ki.

Nihat Kahveci ve Emre Belözoğlu gibi onlarca oyuncunun yeteneklerine, emeklerine ihanet edip, sahte Lacoste üretim anlayışımızla gurur duymak ve hatta tapınmak sadece ve sadece hayal kırıklığına uğratır.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır