|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Şike mike ile yargı margı
RTÜK'ün Uzan'lı ekranlara kestiği cezayı soran İngiliz gazetecilere Sayın Gül'ün cevabı tamamen geleneksel
"Biz kapatmıyoruz ki efendim, yasal bir kurum olan RTÜK karartıyor."
12 havariden daha büyük bir imanla kendilerini Türkiye'nin AB üyeliğine adamış görünen iktidarın Dışişleri Bakanı, daha önce haleflerinin yaptığını tekrarlıyor.
Onlar da "Filanca yazara niye ceza verdiniz?" diye soranlara "hükümet olarak biz vermiyoruz ki, yargı veriyor" derlerdi.
Adamlar sanki Türkiye'yi "hukuk devleti" sayıyor.
Şüphesiz Gül Bakan olmasaydı çok daha akılcı bir açıklama yapabilirdi
"Beyler, bizde sizin zannettiğiniz gibi basın kuruluşları kamu hizmeti yapan özel şirketler değillerdir. Bizim özel gazete ve televizyonlar patronlarının çıkarları için kullanılan silah sistemlerinden ibarettir."
Hakikatin özü budur ama vebal, Uzan ve benzerlerinin değildir.
Siyah eşittir beyaz
Günah, yargısı olmayan ve bundan ötürü kıyametleri koparmayan toplumundur.
Felakete bakınız
RTÜK'ün ceza kestiği bu kuruluşların ortaklarının arasında Cem Uzan yoktur.
Amma velakin kanallar onun malıdır.
Yani yargı erki dahil, bütün bir toplum ve devlet şöyle bağırıyor
"Ey ahali, duyduk duymadın demeyin; bu televizyon kanalları hem Cem Uzan'ındır, hem de Cem Uzan'ın değildir."
Devletin hali tamı tamına budur
"Cem Uzan hem sahiptir, hem değildir."
Aynı toplumun özerk bir kuruluşu da, ülkenin hak ve ahlakla ilişkisinin bulunmadığını ilan eder gibi diyor ki
Efendim şike var ama kanıtı yok.
Kanıtı olmayan şey nasıl var oluyor?
Batıl itikat mıdır, nedir bu?
"Şike var ama kanıtı yok" diyen adam, açıktan açığa "Burası hukuk devleti değil, çakalların memleketidir" dese daha hafif laf etmiş olurdu.
Şimdi bu manzaralara az çok vakıf bir Batılı, Türkiye'yi baştan başa "Geceyarısı Ekspresi" sanmakta haksız mı?
Onun için İngiliz gazeteci alışılmış Batılı ukalalığıyla Gül'ün karşısında "uygar adamın barbar adamı terbiye görevi"ni yerine getirmeye çalışıyor
"Hem Avrupa Birliği üyeliğinden dem vuruyorsunuz, hem de rakibiniz olan bir siyasi partiye yakınlığıyla tanınan televizyonları kapattırıyorsunuz."
Tamam; Gül'ün yapacağı hiçbir şey yok; devletinin geleneksel savunması ile işi geçiştiriyor ama bu beylik beyanın arkasında büyük bir ibret var
Bir arpa boyu yol
En hızlı AB'ci kafa bile, en eski devletçi savunmaya sarılmadan edemiyor. Çünkü AB'ci olmak, kafaca gerçekten çağdaş, ileri ve engin olmaya yetmiyor. Kağıt yığınları ile dolu "uyum bohçaları" kimseyi değiştiremiyor, derinlemesine etkileyemiyor.
Malum, çilesiz insana hiçbir değer gökten zembille inmiyor.
Tesadüfen inse de hayrı görülmüyor.
Piyango veya toto ile çağdaş işadamı olan yok.
Türkiye'nin asıl derdi, Tanzimat'tan bu yana hala tepeden inme değiştirmeler sayesinde mucizevi atılımlar gerçekleşeceğine inanılması.
Bu, yazın kalıcı kar yağacağına inanmak gibi bir şey.
Onun içindir ki Türkiye'de herkes aceleci.
Büyümek için çok ve çabuk yiyoruz; bütün organlarımız fesada uğruyor. İlaç alıyoruz ama iyileşmek için değil, yine çok ve çabuk yemek için!
Devlet de adeta zevk düşkünü gencin felsefesiyle yaşıyor
Yiyelim, içelim, sevişelim ve def-i hacet edelim; işte hayat!
Dünya varmış, ya ki yokmuş, ne umurun,İç bade, güzel sev; varsa aklu şuurun.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|