kapat
05.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

ALİ KIRCA


Hani nerde ışıkçılar!

Haldun Taner'in "Eşeğin Gölgesi" adlı "epik" oyununda, sanal ülkenin insanları, eşeğin kendisinin mi yoksa gölgesinin mi uzun olduğu üzerinde bir türlü anlaşamazlar..

Giderek bu anlaşmazlık kavgaya ve iç savaşa dönüşür..

Oyunun sonunda koronun ağzından şöyle isyan eder Haldun Taner, bu anlamsız çatışmaya

"Bir yanda gölgeciler, bir yanda eşekçiler.. Hani nerde ışıkçılar, hani nerde ışıkçılar!"

Taner'in bu oyunu yazıp sahnelediği günlerde, 12 Eylül öncesi kavgalar daha çok uzaktadır..

Lakin, dediği olur "Eşeğin Gölgesi" yazarının.. Işık düşmeyince ülkenin sokaklarına; "karanlıkperver" şiddet süvarilerinin bozgun taarruzu hakim olur..

Nice memleket gencinin kanı kızıla boyar karanlıkları..

Oysa, bahanedir, eşek de gölgesi de..

Ne suçu vardır "melul-mahzun" karakaçanın, olup bitenlerde, ne de en ufak dahli..

Işıkçılar, aydınlatamadıysa ülkeyi baştan başa.. Ne yapsın ki dört ayaklı!

****

Bugünlerde Nasreddin Hoca'nın yanında yeniden memleketin ramp ışıklarına çıkan o sevimli hayvandan af dilemenin vaktidir belki.. Kahramanı olduğu fıkraları anımsayarak.. Yakın tarihin bu en sıcak cumartesi gününde, biraz serinlemek için yine o eşeğin gölgesinden başka sığınılacak ne var ki?

****

Hoca, yitirdiği eşeğini bir tanıdığına sorar. Adam, şaka olsun diye "Konya'ya kadı oldu"der. Hoca; "Doğru söylersin, ben bizim çömeze ders verirken anlar gibi kulaklarını dikerdi" der......

Hoca yitirdiği eşeğini hem arar, hem türkü söyler. Soruşturduğu kişiler, "Eşeğini yitiren türkü çağırmaz, ağlar" derler. Hoca; "Bir umudum da şu dağın ardında kaldı, orada da bulumazsam siz görün bendeki ağlamayı" der.

....

Hoca, komşusunun yiten eşeğini dere bayır geze geze, türkü çağıra çağıra arar. Görenler, "Hoca bu ne biçim eşek aramak" deyince, Hoca;

"El elin eşeğini işte böyle türkü çağıra çağıra arar" der.

.....

Hoca ormana gider. Bir yük kuru çıra bulur, eşeğine yükler. Çıranın iyi yanıp yanmadığını denemek için çakmağını çakar, çıralar birden parlar. Alevler içinde yanan eşek çifte atarak kaçmaya başlar. Hoca arkasından koşarak bağırır

"Aklın varsa göle koş!"

.....

Hoca eşeğini satmak için pazara çeker. Alıcıları başına toplar. Kuyruğunu kaldırana çifte atar. Kulaklarına bakana başını sallar, dişine bakanı ısırır. Tellal

"Hoca, bu huysuz eşeği götür, bunu kimse almaz" deyince Hoca; "Ben onu satmak için değil, herkesin benim neler çektiğimi anlaması için pazara çekmiştim" der.

.....

Eşeği sulamak yüzünden karısı ile arası açılır Hoca'nın.. Sonunda kim ağzını açıp konuşursa, eşeği o sulayacak. Karı koca sus-pus olup dilsizleşirler. Az sonra, komşusu çağırınca kadın evden çıkar, Hoca da bir köşede oturup bekler. O sırada eve hırsız girer. Hoca, yeminini bozmaz, sesini hiç çıkarmaz.

Hırsız gözünün önünde evi soyup soğana çevirir. Kadın eve dönünce

"Eyvah Hoca, ne yaptın, ev soyulmuş" diye çığlığı basınca, Hoca;

"Ben kazandım, eşeğin suyunu sen vereceksin" der.

....

Hoca, eşeğini yitirir yine.. Hem arar, hem "çok şükür" der.

"Niye şükrediyorsun?" diye sorar komşuları..

Hoca yanıtı yapıştırır

"Üstünde bulunmadığıma!"

****

İyi gölgeler...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır