|
 |
|

SAVAŞ AY
Ufuk Güldemir diyor ki
Ufuk Güldemir 'Değişen Ufuk'lar' yazımdan sonra aradı. Uzun uzun konuşup dertleştik. Verdiği zorlu mücadeleyi, yaşadığı sıkıntıları, hüzünleri, telaşları, sevinçleri anlattı bütün içtenliğiyle. "Nasıl bir mayın tarlasında yürüdüğünü; etrafının pek çok dostun yanı sıra hasmane tutum alan pek çok kişiyle de nasıl sarılmış olduğunu" belirtti.
Dostun gülü yareler
Sesinden; yüreğinin yorgunluk, bitkinlik, sıkılganlıktan çok sitem yüklü olduğunu hissettim. Diyordu ki "Ben hakkımda yazılıp çizilenlere bakar gereken değerlendirmeyi kendi içimde yaparım. Bunların hiçbirine yanıt vermem. Zaten işi bilen herkes anlar ki bunların çoğu yalan, abartma ya da tezgah ürünüdür. Ama sen farklısın Savaş. Sen gazeteciliği gazetecilik için yapan bir meslektaşımsın. O nedenle hem değer verdim hem de aynı ölçüde kırıldım yazına.
Yıldızlar topluluğu
Doğrudur; biz Habertürk olarak bir yıldızlar topluluğu boyutunda yayına başladık. O günkü koşullarda; yani kriz ve ağır işsizlik koşullarında pek çok değerli arkadaşımız boştaydı. Ancak bunların her biri kısa sürede hem de çok iyi koşullarla yeni yerlerde başlayacak kapasitede, meziyette arkadaşlardı. Ben o zamanki maddi olanaklarımızla ve üç otuz parayla, Can Ataklı'yı, Deniz Arman'ı, Hakan Aygün'ü nasıl ve daha ne kadar tutabilirdim ki zaten?
Gereken yapıldı
Gelişmemizden rahatsız olan bazı malum çevreler bu arkadaşlarımıza hemen kancayı taktılar. Daha farklı çalışma olanakları sundular. Bu önerilerin bazıları da kaleyi içten çökertmeye yönelik operasyonların ürünüydü. Yok edilmek istenmenin karşısında elbette kayıtsız kalamazdım. Gerekeni yaptım.
Şimdi aynı çevreler yayın grubumuzu zayıf, hatta çöküyor durumda göstermek için düzmece gayretler içinde.
Radyo kuruyoruz
Ama aksine her geçen gün daha da güçleniyoruz. Reklam gelirlerimiz mükemmel. Gazetemiz 200 bin tiraja oturdu. Televizyondan giden arkadaşlar oluyor ama yerine hemen yeni ve değerli isimler, yüzler geliyor. Yakında Radyo Habertürk yayına başlayacak. Sözün özü biz gayet sağlam ve emin adımlarla yolumuzda yürüyoruz..."
Ufkun kararmasın
İşte bunları söyledi Ufuk kardeşim. Ben de niyetimin halisane olduğunu belirtip dedim ki "Canım kardeşim, biz kafamızda ve kalbimizde size; yani Habertürk'e bir anlamda Spartaküs Hareketi'nin misyonunu yükledik. Çoğumuz orayı sırf senin değil, manevi olarak hepimizin yeri gibi de gördük. Endişelerimiz bu nedenledir. Ama madem içimizi rahatlatacak bu açıklamayı yaptın, sağ ol kardeş. Yolun açık ve aydınlık olsun. Ufkun kararmasın...
Kaynama noktası
Ankara Esenboğa Havaalanı'nda Hitit Cafe'de oturdum. Gözüm fiyatlara takıldı. Bir tabak erik (14 tane) 4,5 milyon liraydı. Diğer fiyatları da aldım da; siz erikten bakıp durumu tahmin edin. Bu arada kabaca hesap ettim. Bir yeşil erik tanesi yaklaşık 400 bin liraya falan geliyor. Gazete fiyatından daha yüksek yani. Hafezanallah...
Şiirin adaleti
8. Uluslararası İstanbul Bienali, 42 ülkeden 85 sanatçıyı İstanbul'da bir araya getirecek. Bienal programını aldım. En çok ilgimi çeken "Şiirsel Adalet"e dair bir araştırma zemini kurulacak olması. Önerenler diyor ki "Görünüşte çelişiyormuş gibi duran şiir ve adalet kavramlarını birbirleriyle ilişkilendirecek bir yaratıcı eylem alanı açımlamayı hedefliyoruz." Açımlasınlar bakalım ortaya şiir gibi bir adalet çıkacak mı?
KIYMIK
MUHALEFET TAKINTISI
Uçakta karşılaştığımız Milli Eğitim Bakanı bana iki defa "Deniz Bey" diye hitap etti, şaşırdım.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|