kapat
03.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

SERVET YILDIRIM


Güçlü bakan olsaydı

Ekonominin başına güçlü bir bakan atanması gerekliliği, hükümetin kurulduğu günlerde oldukça tartışılmıştı. IMF konusunda yaşanan son gelişmeler bu görüşün doğruluğunu ortaya koyuyor.

IMF hükümetin yavaşlığından bıkmış olacak ki, işin ciddiyetini anlatmak için Türkiye'ye bakan heyetini önümüzdeki hafta Ankara'ya gönderiyor. Oysa işin ciddiyetini hükümete anlatması gereken, IMF ile ilişkileri yürüten bakan, yani Ali Babacan olmalıydı. Babacan bu misyonu yerine getirseydi iç ve dış piyasalara IMF'nin Türkiye'ye zorla iş yaptırdığı gibi bir izlenim verilmezdi. Ortada daha birkaç ay önce üzerinde anlaşılmış bir takvim varken Babacan, "Bunca yıl beklemişler, biraz daha bekleyebilirler" havasında konuşmak yerine hükümete gecikmenin maliyetini anlatmalıydı.

Babacan, SABAH'ın dünkü sayısında Okan Müderrisoğlu'na yaptığı açıklamalarda "Niyet mektubunu dikkatle okumak lazım. Orada taahhütler değil, yapılması ümit edilen işlerden bahsediliyor" demiş. Doğru değil. Niyet mektupları bir taahhütler manzumesidir. İngilizcesi "letter of intent"dir, "letter of hopes" değil. Hükümetin ilgili birimlerinin yazışmalarında da geçtiği şekliyle, Türkiye'nin IMF'ye verdiği niyet mektubunda haziran sonuna kadar yerine getirilmesi gereken 27 taahhüt bulunuyor. Bunların dokuzu yapısal kriter ve biri ise yapısal performans kriteri. Türkiye niyet mektubunda bu 27 kalemde belirtilen işleri yapmayı ümit ettiğini değil, yapmaya niyet ettiğini ve bunları hangi vadede yapacağını belirtiyor.

Güçlü ekonomi bakanlığı
Önceki koalisyon hükümetlerinde olduğu gibi tek partili AKP döneminde de ekonomide hala çok başlı bir yapı var. Maliye ve özelleştirme Kemal Unakıtan'da, devletin iç ve dış borçlanmasını yürüten Hazine Babacan'da, Dış Ticaret ve Gümrük Müsteşarlıkları ile Eximbank Kürşad Tüzmen'de, DPT ve SPK ise Abdüllatif Şener'de bulunuyor. Bu dörtlünün arasında öne çıkan ve en etkili görünen şahsiyet hiç şüphesiz ki Erdoğan'a yakınlığıyla da bilinen Kemal Unakıtan. Ancak mevcut görev dağılımı ile ekonominin patronunun Kemal Unakıtan olduğunu söylemek imkansız.

AKP'nin ekonomideki dağınıklığı güçlü bir ekonomi bakanlığı bünyesinde toplamak gibi bir planı vardı. Basında bu planın rafa kalktığı yolunda haberler yer aldı ancak yavaş da olsa çalışmaların yürütüldüğü belirtiliyor. Güçlü bir ekonomi bakanlığı bazı sorunların çözümünü ve ekonominin idaresini kolaylaştırabilir ancak yazının girişinde değindiğimiz sorunun çözümü için yeterli olmaz. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu şey, bakanlığın güçlü olması kadar ekonomide koordinasyonu sağlayacak ekonomi bakanın da güçlü olması.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır