kapat
03.07.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

ÖMER LÜTFİ METE


'Lokum' paketine ikrar çiçeği

Sayın Sezer "Terörle Mücadele Yasası"nın 8. maddesinin kaldırılmasını veto edince Adalet Bakanımız adeta "şerh" bir yorum yapmış; Avrupa maceramızla ilgili hükümetin ruh halini dolaylı biçimde açıklamıştı "Birbirimizi ikna etmek AB'nin ön şartı değil."

Demek iktidar AB konusundaki mutlak şartlanmışlığını "devlet vakarı" ile perdeleme ihtiyacı bile duymuyor "Ne bahasına olursa olsun AB'nin istediklerini yerine getirelim, gerisi önemli değil."

Şüphesiz burada yeni bir durum yok. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin AB konusunda çelişik-karmaşık (kompleks) bir dürtüyle sürükleniş içinde olduğunu yeni fark ediyor değiliz. İlginç olan, bu ruh halinin Sayın Çiçek gibi bir "tecrübe" tarafından ikrar edilmiş olması.

Bu önemli; çünkü Çiçek iktidarın kalite ortalamasının çok üstünde olan bir siyasetçi. Yirmi yıldır bu sahnede olmasına rağmen yıpranmadı, yıpratılamadı. Üstelik, ANAP gibi siyasi yıpranmışlığın Everest tepesindeki bir partide uzun yıllar bakanlık yaptığı halde... Ardından uzun boylu bir dedikodu da üretilmedi. Çoğu rakibi için bile, saygın bir devlet adamı... Kanaatimce hükümetin "bakan gibi bakan" (ministerable) denebilecek sayılı üyesi içinde en tartışılmazı...

Söyletene bakmalı
Çiçek derdini anlatmada hiç zorluk çekmeyen bir konuşmacıdır. Sayın başbakan gibi nutuk adamı değil, ama "natıka"sı çok daha iyidir... Hukuk terimlerinin vadisinde ezberci dolaşmadığı, kavramları girinti ve çıkıntılarıyla hazmettiği için sözlerinin mantık dokusu daima sağlamdırZor diplomatik konularda, en keskin gazeteci soruları karşısında bile açık vermez, sadece söylemek istediklerini ifade etmekle yetinir. Hasılı, hükümette "devlet dili"ne en vakıf kişidir.

İnsan, bu özelliklerde bir siyasetçi için kendini "hayra yorma"ya zorluyor

"Sayın Çiçek bu itirafı özellikle yapmış; belki de hükümetle beraber bütün etkin çevrelere hakim olan AB fanatikliğine itirazını böyle yansıtmıştır."

Bu "hayra yorma"nın bir tevil olduğu açık. Sayın Çiçek herhalde yorgunluktan böyle "itiraf" gibi cümleyi sarfetmiştir.

'Lokum' gibi paket
Ne var ki yine de onun, kendine ve toplumuna saygısı mükemmel bir siyasetçi olarak AB konusunda kör-fanatik hayranlık dürtüsüyle hareket edilmesinden rahatsızlık duyduğuna inanıyorum. Bu, AB hedefinin Türkiye için bir "devlet projesi" olduğunu inkar değildir. Yalnız, devletler, yöneldikleri projeleri gerçekleştirmek için; hayranı olduğu sanatçıya kendini bir lokum gibi sunmaya can atan genç kızların duygusuyla hareket etmezler. Türkiye'nin verdiği bu görüntünün sayın Çiçek'i yorduğu muhakkaktır. Çünkü bir yandan AB hedefine samimiyetle inanmaktadır, bir yandan da yoğurdun yeniş biçimini küçük düşürücü bulmaktadır. Ama neylersin ki, medya ve hükümet aynı şarkıyı söylememeyi dünyanın sonu sayıyoruz

"Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına."

Herkesin bu telden çaldığı bir ortamda, Çiçek'in böyle bir "şerh"te bulunması yine de ilahi bir cilvedir.

"Birbirimizi ikna etmek AB'nin ön şartı değil."

Evet, şart değil. Bir yasa tasarısı sonsuza kadar tartışılmaz ama AB şart koşarsa tartışılır, öyle mi?. Bu ifadenin öz tercümesi şöyledir

Bir şeyin anlamlı ve önemli olması için onu AB'nin dayatması şarttır.

Eminim ki sayın Çiçek böyle hissetmiyor, böyle düşünmüyor.

Ama ilahi cilve ona "takım"ın ruh halini bu cümle ile itiraf ettiriyor.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır