|
 |
|

ALİ KIRCA
Tatile daha var ama!
Şimdi herkes bir ordunun askerleri gibi, komutandan gelen talimata uyma telaşında
"Tatile gidileceeeek... Git!"
Şu ana kadar gidenler de aynı heyecanlı ve biraz da gerilimli telaşlarla toplamışlardı denklerini..
Pek çok gidenin her biri mennun ki yerinden, pek çok haftalar geçti, dönen yok seferinden..
Ama, hayır, nasılsa dönecekler seferlerinden..Ve memnun olup olmadıklarını da anlatacaklar menzillerinden..
Biliyorum Yahya Kemal'in o "ebedi" seferiyle, tatilcilerin o "ezeli" telaşlı yolculuklarını karşılaştırmanın alemi yok şimdi..
Hem ne ilgisi var o sonu bilinmez, karanlık menzillere doğru çıkılan seferlerle, güneşli diyarlara yapılan mavi yolculukların..
Üstelik sonu da o kadar belli ki
İlle de güneşin tepeden cayır cayır baktığı ellerde yapılacaktır tatil dediğin..
İlle de denizin tuzu derinizde kavrulacaktır..
Toz-toprak içinde aşılan tatil kentleri caddeleri..
Alabildiğine kalabalık..
Ayyuka çıkmış yüksek volûmlü sesler curcunası..
Bir de kaçınılmaz eğlenme mecburiyeti..
Tatile çıkılacaaaak.. Çık!
Eğlenileceeek..Eğlen!
Dinlenileceeek.. Dinlen!
Ama.. Sonra.. Eninde sonunda
Eve dönüleceeek.. Dön!
Vakt-i kerahat gelmiştir çünkü..
Kim yazmışsa böyle yazmış kaderini insanoğlunun..
Ne kadar acımasız.. Ne kadar haksız..
Sınırları ve "usûl"leri belirlenmiş dar vakitlerde tatil..
Başınıza ne geleceği bilinmeyen geniş zamanlarda canınız çıkıncaya kadar çalışma mecburiyeti..
Bu mecburiyetin adı adaletse şayet, Yahya Kemal'in "gidenlerin memnun olduğu seferler"e özenmiş olması anlaşılmaz bir şey midir sanki?
Koca şair döndü mü sanki?
****
O büyük tatile özenilmeyecekse şayet..
Ki özenilmemeli elbet..
Öyleyse..
Mecburiyetlerden kurtulup, "zorunlu ikamet"lerin olmadığı ufuklara açabilmeli yelkenlerini herkes, bulunduğu yerde..
Bazen bir romanlık dünyada yaşanmalı başka hayatlar..
(Kitap okumayı öyle sevdirmişti edebiyat hocam Bekir Sıtkı, öyle değil mi? "Hayat çok kısa ve size verilen de bir tane.. Ama başkalarının hayatlarında ve hayallerinde çoğaltın onları durmadan.."
Öyle söylemişti bizim sınıfa..
Ben de Dostoyevski'den başlamıştım işe mesela.. Ne çok seyahat yapmıştım çok uzak diyarlara, güneşli bir haziran ayında, öyle değil mi?)
Bazen de yeni şarkıların macerasında gezinmeli..
Yeni sinemaların..
Yeni dostluklara ne demeli..Ya da yeni komşuluklara..
Yeni gidilen her arkadaş evi, yeni bir yolculuktur mesela.. Rengi mavi olmayabilir lakin, rengarenk olabilir gökkuşağı gibi koridorlarında..
İçinde yaşadığınız şehrin bilinmeyen sokaklarını keşfetmek nasıl uzun bir tatil macerasıdır mesela, her normal günün sabahında..
****
Gidileceeeek.. Git! Gelineceek.. Gel! emriyle yaşamak istemeyenlere hayat sonsuz "mavera"lar vaadediyor aslında..
Ne Sessiz Gemi'lerin dönülmez seferlerine mahkum olun yol yorgunluklarında; ne mavi yolculukların ergeç dönülecek mecburi rotalarının tayfası olun..
Size ait "kalıcı" bir hayatın gündelik ve esrarlı yolculuklarına koyulun!
Ne gidin, ne de gelin..
Kalın içinizin derinlerinde...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|