|
 |
|

İLKER SARIER
"Siyasi kararlılık"
Aydın Doğan'ın gazetelerinin "batık bankalar skandalını" pehlivan tefrikasına dönüştürdükleri herkesin malumu.
Rakamlarda mübalağa ede ede ve özellikle kendilerine rakip olanlara saldıra saldıra, amiyane ifadeyle konunun suyunu çıkardılar, skandalın "ciddiyeti"ni kaçırdılar, önemini "iğdiş" ettiler.
BDDK bürokratlarını da neredeyse Hürriyet'in kapı paspası haline getirmeye çalıştılar.
Doğal gazetecilik refleksi tabii ki şudur
Ortada bir batık varsa ve müsebbipleri biliniyorsa hukuk işler. Sonuç hasıl olur.
Ya bir çeşit "kamulaştırmaya" gider, ne varsa müsadere edersin. Faturasını da bir güzel ödersin. Ya da rehabilite edici bir yöntemle borçların azami tahsilatı yolunu seçersin. Tabii ki, hiçbir yolsuzluk yapanın yanına bırakılamaz.
Hal böyleyken, Aydın Doğan medya grubunun "gayretkeşliği" insanı düşündürüyor. Ortada, "Hazine, banka borçlarını silsin" diyen varmış gibi...
Tablo apaçık meydanda iken
Milliyet yazarı Fikret Bila, dünkü köşesinde şöyle diyor
"Batık bankalarda buharlaşan para mutlaka geri alınmalıdır. BDDK bir takım yasal engelden söz ediyor. Eğer, siyasi irade bu kararlılığa sahip olursa yapılanlar kimsenin yanına kar kalmaz."
Tesadüfe bakın ki, Hürriyet'in yayın müdürü Ertuğrul Özkök de önceki gün hükümetten "siyasi kararlılık beklediklerini" yazdı.
Yine bir acı tesadüf, aynı gün Aydın Doğan da Ankara'da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüyor, ihtimal aynı "siyasi kararlılık" beklentisini "arz" ediyordu.
"Kararlılık"göstermezse gerçek bir iktidar olamayacağını Recep Tayyip Erdoğan bilmez mi? Bilir...
Öyleyse, bizimkiler neyi anlatmaya çalışıyorlar?..
Besbelli ki, dillerinin altında başka bir bakla var!
"Hazine'ye binen yüklerin" tahsilatı konusunda "kararlılık" beklediklerini varsaysak bile, ortaya iki soru çıkıyor
1- Sadece Aydın Doğan'ın rakiplerinin yıktığı yükler konusunda mı kararlılık bekleniyor? Sakın bu kararlılık, daha doğrusu dilin altındaki bakla, rakiplere karşı müeyyide talebiyle ilgili olmasın?
2- Fikret Bila, Hazine'ye binen batık banka borçları konusunda samimi ise, patronu Aydın Doğan'ın POAŞ marifetiyle Hazine'nin sırtına yıktığı 1.2 milyar dolarlık İş-Doğan borcu konusunda da samimi olmalıdır.
Sen, "uçan kuşun borcuyla" birlikte ancak 400 küsur milyon doları bulan Etibank'ın "Hazine yükünü" diline doluyorsan, POAŞ'ta bir "birleştirilmesi atraksiyonu" ile Hazine'ye binen 1.2 milyar doları da diline dolayacaksın ki, inandırıcı olsun!
Dolamıyorsan eğer, o dilin altında bakla var demektir!..
Çekte mükerrerlik şartı
Karşılıksız çekte "mükerrerlik" şartının yoruma kaldığını tartışmıştık.
Okuyucumuz Av. Rasime Eşelioğlu'ndan bir faks aldım.
İlgili hükmün "çok açık" olduğunu belirtiyor. Çünkü 16'ncı maddenin son bendi şöyle
"... kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur.."
İster aynı kişiye, isterse değişik kişilere birden fazla imzalanan çeklerin karşılıksız çıkması halinde hapis cezası var.
Öte yandan, aynı yasanın geçici 1. maddesi, "Kanunun yürürlüğe girdiği yayım tarihi olan 8 Mart 2003'ten önce işlenen karşılıksız çek keşide etme suçu hakkında mükerrirlere 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir hükmü uygulanamaz" demektedir.
Bu şekilde kanun koyucu, ekonomik kriz sebebiyle mağdur olup çekleri karşılıksız çıkmış olanlara iyileştirme getirmiş bulunuyor.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|