|
 |
|

MEHMET BARLAS
Katharine Hepburn'un ask anlayisi uzerine...
Evinizdeki yemege, misafir davet edersiniz. Buyuk bir telas ve ozenle, yemekler pisirilir.
Ama hicbir ev sahibesi, "Acaba gelen misafirler hangi yemegi sever" diye sorusturmaz.
Her yemekli davette, o evde yasayanlar hangi yemekleri seviyorsa, onlar ikram edilir konuklara da.
Misafirler de, "Sizin mantinizin ve zeytinyagli dolmanizin ustune yok" diye, her yemekli davette kendilerine sunulan cesitler uzerine, ovguler duzerler.
Acaba, butun bireysel ve kurumsal iliskiler, boyle tek tarafli begeniler cercevesinde yazilan bir senaryoya dayali mi sahnelenmelidir?
Onceki gun vefat eden Katharine Hepburn, 27 yil ask yasadigi, ama bir turlu evlenemedigi Spencer Tracy ile iliskisini yorumlarken soyle demis
- Ask, karsilik olarak almayi beklediklerinle ilgili bir olay degildir. Ask, neleri verebilecegine dayalidir. Bu da, her seydir. Asktan alabilecegin seyler degisir. Ama aldiklarina bagli olarak vermeyi hesaplarsan, bu ask olmaz. Sen asik oldugun icin verirsin ve vermekten alamazsin kendini!
Katharine Hepburn, acaba ne bekliyordu da, alamadi Spencer Tracy'den?
Belki evlenmeyi bekliyordu...
Ama Spencer Tracy Katolik oldugu icin, ayri yasadigi esi aktris Louise Treadwell'den bosanmasi, inanclari acisindan mumkun degildi.
Basta da vurguladigimiz gibi, kurumlar ve devletler arasindaki iliskiler de, bu tur bireyler arasindaki iliskiler gibi midir?
Ornegin Turkiye ile Avrupa iliskileri, bir ask iliskisi mi, yoksa karsilikli alip-vermeye dayali bir baglanti mi?
Herhalde bir ask degil bu!
Cunku verdigimizi zannettigimiz seyler (biz bunlara taviz diyoruz), Avrupa'ya hicbir sey katmiyor.
Mesela Turkiye'de karakollarda iskence yapilmazsa, asker, sivil siyasete mudahale etmezse, idari kararlarin her cesidine yargi yolu acilirsa, bundan Ingiliz veya Hollanda vatandaslari ne elde edecek ki?
Istiklal Marsimiz'da "Dogacaktir sana vaad ettigi gunler Hak'kin" diye bir soylem vardir ya.
Iste boyle bir sey hukukun ustun olmasi veya insan haklarinin cignenmemesi.
Bu cagda uluslara, bagimsizlik ve egemenlik yetmiyor ki.
Despot bir yonetim, egemenlik hakkini kullanmak gerekcesiyle, kendi halkini ezebiliyor, soyabiliyor, kitle halinde oldurebiliyor.
Hesap sorulunca da, "Ben bagimsiz bir devletim. Benim ic islerime karisamazsiniz"diyor.
Boyle ornekleri bilmiyor musunuz?
Ozetle, Turkiye ile Avrupa Birligi iliskileri, tabii ki bir "Ask iliskisi" degil.
Taraflar birbirlerine, sadece askin geregi olarak, hic karsilik beklemeden, verebilecekleri her seyi vermeye calismiyorlar.
Ayrica, ne Turkiye Avrupa Birligi'ne, ne de Avrupa Birligi Turkiye'ye mecbur.
Bu "mecbur olmak" hesabini Amerika'nin Irak'a mudahalesi arifesinde yaptik. "ABD Turkiye'ye mecbur. Biz olmazsak, ABD Irak'a saldiramaz" dedik.
Hesabin yanlisligi ortaya cikti ama hala ayni hesap yine surduruluyor bazi cevrelerde..
- Amerika Irak'ta istikrari saglamak icin Turkiye'ye mecbur. Biz yardim etmezsek, Amerika Irak'ta batakliga sapli kalir!.
Bu gorusler de duyulmuyor mu simdi?
Sanki Amerika Almanya ve Japonya'yi, bizim yardimimizla yeniden yapilandirdi.. Sanki biz olmasaydik Sovyetler cokmezdi, Dogu ve Bati Avrupa birlesmezdi..
Avrupa Birligi ile iliskilerimizi de ayni mecburiyet zeminine oturtma egilimleri var.
- Biz olmazsak Avrupa Birligi eksikli kalir. Bu yuzden, Kibris'i cozmesek de, askerin siyaset uzerindeki egemenligini korusak da, Avrupa bizi icine almak zorunda.
Katharine Hepburn-Spencer Tracy askini konusurken, nerelere geldik!
Sanki biz, gecen yuzyilla Katolik nikahi mi yaptik ki, eski ve cagdisi aliskanliklarimizdan bosanamiyoruz?
Olur mu boyle sey?
SAKA
Cozumun kaynagi!
Yolsuzluklara kizan gazeteciler ikiye ayrilir
1- Susan gazeteciler.
2- Kendi patronlari disinda, herkes hakkinda yazan gazeteciler.
Demek ki cozum, medyadan degil, TBMM Yolsuzluklari Arastirma Komisyonu'ndan cikacak!
VETO-MATIK
Yargic Sezer, Cankaya'da zorlaniyor!
Eski bir yargic olan Ahmet Necdet Sezer, meslekteki yillarinda, mevcut kanunlarin, ihtilaflara uygulanmasi gorevini yapti.
Simdi onunde yeni bir firsat var.
Turkiye'nin gelisimini engelleyen kanunlar degistiriliyor. Cagdas uygarlik ile kaynasmak icin "Uyum Paketleri" cikartiliyor.
Ancak Ahmet Necdet Sezer, bu yeni kanunlari surekli veto etmekte!
Sezer, kanunlari uygulayan bir yargic olmaktan, kanunlari yapan ve yururluge sokan bir konuma gecmis olmaktan fazla mutlu degil.
Ustelik bu mutsuzlugunu, Avrupa Birligi surecini uzatarak ifade ediyor.
Veto ettigi her kanun, onune ayni icerikle yeniden geliyor ve o da, zorunlu olarak imzaliyor bunlari.
Keske, Italyanca, Fransizca veya Almanca dillerinden birine hakim olan ve bizim hukukumuzun temelini olusturan metinlerin, yeni yasalastirmalar ve ictihatlar yoluyla nasil degistigini izleyebilen bir hukukcu, Cumhurbaskani olsaydi.
Yargic Sezer, Cumhurbaskani kimligiyle, degisime ayak uyduramiyor.
Mesajlariniz icin:
mbarlas@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfasi goruntusunde okumak icin
SABAH e-Medya"ya
tiklayin
|
|
|
|