|
 |
|

İLKER SARIER
Karşılıksız çek kaosu sürüyor
Türkiye, nadide bir "Yakalayın, içeri tıkın" ülkesidir. Bayağı "zeki" insanlar bile "3-5 milyon kişinin hapishanelere tıkılması" ile sorunlarının giderilebileceğini zannediyorlar.
Yaygın "refleks" mi, nedir?
Başınız bir kere derde girmeyegörsün, o andan itibaren "dünyanın en adi yaratığı" haline gelebilirsiniz. Hoşgörü o saniye biter.
Ağır bir "zihniyet travması" altındayız.
Çarşaf çarşaf yazı yazanlar bile hala, "Sallandıracaksın Taksim'de 10 kişiyi, ortalık dümdüz olacak" seviyesinde pineklemekte...
Kriz döneminde memleket "karşılıksız çek cehennemi"ne döndü. Hem borçluyu hem alacaklıyı kavuran bir cehennem.
Tertemiz tüccarlar bile "çek"leri yüzünden "at hırsızı" muamelesi gördüler.
Fakat yeni çek yasası da sorunu çözemedi.
Hakimler ile avukatlar, hala mahkemelerde pirincin taşını ayıklıyor.
Çekini ödemeyene, çek miktarı kadar nakdi ceza getirildi. 1 milyarı ödeyemedin, öyleyse 2 milyar vereceksin. Peki, pratikte 1 milyarı ödeyemeyen 2 milyarı nasıl öder?
Bizim konumuz "iyi niyetli" çek keşidecisidir. "Kötü niyet"li zaten 1 milyarı ödemiyorsa, 2 milyarı hiç ödemez.
Yasa ayrıca, karşılıksız çekin "mükerrer olması" şartında, borçluya hapis cezası öngörüyor.
Peki, "mükerrer"den ne anlayacağız?
Birden fazla kimseye çek imzalanmış olmasını mı, yoksa aynı şahsa birden ziyade çek imzalanmış olmasını mı?..
Hukukçularla konuştum.
Bu konunun "yoruma" kaldığını söylediler. Demek ki, hakimin sırtına bir yük daha biniyor.
Sonuç açısından asıl "tuhaflık" ise şurada
Hem hakimlere yük bindiriliyor, hem de çekin iki tarafının da "ezildiği" bir ortam doğuyor.
Krizde, mücbir sebeplerle ödeyemez duruma düşmüş çek mağdurları ile çekinin karşılığını alamamış insanların "ortak kaderi" hala devam ediyor. İyi niyetli borçlu ile kötü niyetli çek sahtekarları "tefrik" edilemiyor.
Alacaklı aylarca bekliyor, sen de tutup iyi niyetli borçluyu hapse tıkıyorsun. Bunun neresinde ticari çözüm var?
Ülkenin değerli hukukçuları harekete geçmeli ve bu sorun çözülmelidir.
Ticaret hayatının "hukuk"tan dertli olması bize özgü bir çelişki gibi duruyor.
Taşındık!
Sevgili SABAH okurları... Bugünden itibaren bendenizi şimdi okuduğunuz sayfada göreceksiniz.
Haftada 5 gün birlikte olacağız.
Bu gazete sizin dostunuz, ailenizin sevgili bir üyesi ise, benim de evim...
Evin bir odasından başka bir odasına geçmiş gibi olduk...
17 yıldır SABAH'tayım. Çalışmadığım servis neredeyse kalmadı. Şimdi de hayatın izniyle "sosyo-ekonomik" ve "eko-politik" yazılar üretmeye devam edeceğiz.
Ortaya bir "çalışma", bir düşünce ya da "yaklaşım" koyarken, sadece aklımın ışığına ve vicdanımın sesine bakarım. İnsanlara güvenirim, bana inananları aldatmam. Başkalarını aldatmayı sanat haline getirmiş olanlardan da hoşlanmam! Kavgadan nefret ederim ama inandığım yolda yürümekten çekinmem.
İlk günden itibaren hiç değişmediği gibi, benim yegane patronum SABAH okurlarıdır. "Polemik" isimli fakirhaneye hepiniz hoşgeldiniz.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|