|
 |
|

MUHARREM SARIKAYA
Türkiye'nin yüzde üçlük bayramı
Türkiye'nin limanları içinde yük, yolcu, kılavuzluk ve liman hizmetlerinin Türk bayrağı altında gemilerle yapılmasına ilişkin yasa 19 Nisan 1926 yılında çıktı.
Yani, Türkiye 77 yıldır Kabotaj Yasası'na sahip.
Her yıl olduğu gibi bugün de "1 Temmuz Kabotaj Bayramı"nı kutlayacağız.
Türkiye'nin limanları arasında kendi gemileri ile yük taşımasına ilişkin rakamlara bakıldığında, aslında bu güne Kabotaj'dan çok, "Kara Taşımacılığı Bayramı" adını vermek daha doğru olurdu.
Nedenlerine gelince;
Denize kıyısı bulunmayan ülkeler dahi güçlü deniz ticaret filolarına sahip iken, üç tarafı suyla çevrili 8 bin 333 kilometrelik sahil şeridi bulunan Türkiye'de her yıl gerileyen tek sektör denizcilik.
Bu gerilemeyi en büyük rakibi kara yolunu canlandırarak gerçekleştirmesi de cabası.
Örnek mi; Türkiye'deki yüklerin yüzde 94'ü karayolu, yüzde 4'ü demiryolu, yüzde 2'si ise deniz yoluyla taşınıyor.
Birçok bölgede şehirden şehire ulaşmanın en kolay yolu olan deniz terk edilip, kara yoluna ağırlık verildi.
Hem de karayolu için, denize moloz doldurularak.
Bir zamanlar denizyolu ile taşınan yük 50 milyon ton iken, bugün 15 milyon tonun dahi altına indi.
Karayollarındaki trafik canavarının baskısı dahi denizyolunun gelişimine katkı sağlamadı.
Hangisi daha pahalı
Binlerce insan kaybına rağmen, büyük güce direniş gösterilemedi.
Karayolu, aldığı canlarla semirdikçe, deniz yolu gemileriyle birlikte battı.
Birçok olayda karşılaşılan paradoks, burada da ortaya çıktı.
Kara yolu ile taşıma denizyoluna göre 7 kat daha pahalı olmasına rağmen, aynı sahil şeridinde bulunan iki şehir arasındaki taşımacılıkta dahi kara yolu tercih edildi.
Hava yolu 22 kat, demiryolu dahi 3.5 kat daha pahalı olmasına karşın, denizden hep uzak duruldu.
Kabotaj cezası
Üstelik bununla da kalınmadı, deniz yoluna yönelenler de ödüllendirilecekleri yere cezalandırıldı.
Türkiye kendi gemi ve teknelerine verdiği yakıtı, yabancı bir gemiye yaklaşık üç kat daha ucuza sundu.
Örneğin, mazotun tonu kendi gemi ve tekneleri için 800 dolar iken, yabancı bandıralı bir gemi bunu 300 dolara aldı.
Bir yolcu gemisi, Yunanistan'da üç limana uğrandığında 6 bin 700 dolar öderken, Türkiye'de uğradığı aynı sayıdaki liman için 75 bin dolar ücret ödemek zorunda bırakıldı.
Bununla da yetinilmedi, on yıllar öncesinde ortaya çıkan sağlık sorunları dolayısıyla getirilmiş bulunan ve denizcilikte Patenta olarak isimlendirilen gemi sağlık belgesi almadan, bir limandan diğerine gitmek olanaksız hale getirildi.
Gemi adamı, bir belge almak için bürokrasiye boğuldu.
Limandan ayrılmak da, yanaşmak da zulüm haline getirildi.
Yat kullanma belgesinden, Solas-74'e tabi olmayan gemilerdeki telsizlerin kullanımına ilişkin ehliyetler için dahi bir yığın belgenin alınması şart koşuldu.
Sonuçta, Türk halkı, bırakın kayıkta kürek çekmeyi, yüzmek için dahi denize girmekten korkar hale getirildi.
Bütün bu yaşananların arasında, bugün bir Kabotaj Bayramı'nı daha kutluyoruz.
Hayırlı uğurlu olsun...
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|