kapat
30.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

MANSUR FORUTAN


Türkler Roskilde'ye gidiniz

Danimarka'daki 32. Roskilde Müzik Festivali'ni yerinde izlemenin faziletleri saymakla bitmez. Üç kuşak kendini kasmadan eğlendi, mümkünse gitmenizi tavsiye ederim

Dünyanın neresinden olursa olsun, erkeklerin tümü tek bir istikamete gidebilmenin hayalini kurar.

Başarır, başaramaz o ayrı bir mesele ama, bu global niyet dünya erkeğinin üzerinde kafa yorduğu ciddi bir projedir.

Projenin adı İskandinavya

Pin kodu Sarışın

Puk kodu Bomba

İskandinav kadının güzelliği karşısında insanlık dizlerinin üzerine çökmüştür çoğu zaman.

Vaktinin geldiğini düşünerek bendeniz de Danimarka'ya uzuyorum.

Çok ciddi üç nedenim var

1-İskandinav ülkelerinin başkentlerini oldum olası karıştırırım hep. Defalarca çalışmama rağmen başarılı olamadım. Bölgeye gidip bu soruna bir son vermem gerekiyordu. Ancak orada bir süre takılarak beynime Danimarka'nın başkenti Copenhag olduğu gerçeğini kazıyabilirdim. Geriye İsveç ve Norveç kalıyor ki hata payı yüzde elliye ineceğinden sorun çözülmüş olacaktı.

2-Dünyanın en büyük müzik festivallerinden biri olan Roskilde'ye akacaktım.

3-Dünya erkeklerinin gitmek için ölüp bittikleri kutsal toprakları ziyaret edip, yerkürenin en güzel kızlarını görecektim.

Roskilde Festivali, ilk kez 1971 yılında liseli öğrencilerin sıkıntıdan bayıp başlattıkları bir festival. İlk yıl 10 bin kişi katılmış. Geçen otuz iki yıl içerisinde bu sayı 100 bine ulaşmış. Bu sayı Danimarka'daki birçok şehirden daha çok.

Tüm dünyadan genci yaşlısı bu festivale geliyor.

Festival alanı bir buçuk milyon metre kare. Kaç dönüm, hektar, dekar yapar siz hesaplayın. Bu kadar çok çadırı bir arada görmedim. İştirakçiler Roskilde'ye postu dört gün boyunca serip dünyanın en iyi müzik gruplarını izliyorlar. Ana sponsorları Tuborg. İlk iki günde bir milyonu aşkın kutu bira tüketildiği söylendi.

FAZLA BİRA ÇİŞ YAPAR
İnanılmaz büyüklükte bir alan ve 100 bin kişi söz konusu olduğunda insanların birbirlerini kaybetmeleri gayet doğal. Kaybolmamak veya çadırlarını bulabilmek için çok sevimli, bence yeni bir sanat biçimi olmaya aday, bayrak kullanıyorlar. Beş, altı metre uzunluğundaki bir sopanın ucuna, kendilerine özgü bayraklar takmışlar. Bu çok eğlenceli bir grafik tasarım da olabiliyor, bir obje de.

Şişirilmiş ve penis şekli verilmiş balon ilginçti. Kadın donlarından yapılanı en zekice olanıydı. Bayrağı elebaşı tutuyor. Ekibi kaybeden bayrağın olduğu yere yönelip sürüye kavuşuyor.

İlk işim kendi evimin bayrağını yapıp göndere çekmek olacak. Şu anda grafik tasarımı nasıl olmalı diye kafa patlatıyorum.

Bugüne kadar Pet Shop Boys, Red Hot Chili Peppers, Nick Cave, Eric Clapton, Bob Dylan, Nirvana, Billy Idol, Erasure, INXS ve adını sayamayacağım yüzlerce muhterem grup gelmiş.

Bu yıl da çok ciddi gruplar vardı.

Sadece Metallica ve Iron Maiden dersem konu kapanır herhalde.

Eğer kapanmıyorsa, Cold Play ve Dave Gahan'ı da listeye eklerim.

Yetmedi mi? The Cardigans, Björk, Blur...

Tıraşı kesip olup bitenlere bir bakalım

Festival alanında üç tür insan var. İlki sızmış olanlar, ikincisi işeyenler, üçüncüsü de altı sahneden birinin önünde konser izleyenler.

Tuvaletler kesinlikle yeterli ama bu kadar bira içmeye yetişmiyor. Uzun kuyruklar var. Erkekler için sorun yok. Ya bir duvarın dibi, ya seyyar pisuvarlar acıyı dindiriyor.

Acıyı çeken kadınlar. Onlar da kimi zaman bir ağacın altını kullanmak zorunda kalıyorlar.

Etraf sızmış gençlerden geçilmiyor. Yürürken gerçekten dikkatli olmak gerek. Her an ayağınızın altına birilerini alabilirsiniz. Buna engel olmak için el arabasıyla sevgililerini taşıyan kızlar gördüm. Helal süt emdiklerini söylemekte fayda var.

Gelelim kızlara. Tek cümleyle özetlemekte fayda var Burada güzelliğin bir değeri yok. Çünkü tüm kızlar güzel!

IRON MAIDEN YETER!
İnsanın evlenip çoluk çocuk sahibi olası geliyor, buradaki kızları görünce. Ciddiyim!..

Hiçbir coğrafya bana bunu hissettirtmemişti bugüne kadar.

Kendi coğrafyama döndüğümde de hiçbir güç beni evlendirip çoluk çocuk sahibi yapamaz diye düşündüm. Galiba artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Aynı kalan tek bir şey vardı. O da Iron Maiden. Yirmi beş yıldır aynı görkemde çalmaya devam ediyorlar.

İzlediğim gruplar içerisinde "abi o neydi öyle" dedirten bir tek onlardı. Hele elli bin kişiyle birlikte o anı paylaşıyorsanız...

Otuz beş yaşındaki adama kafa sallattılar. Anam babam görse, benden utanırlardı. Ben de onlara altmışlarına merdiven dayamış rockerleri gösterirdim.

Hayatımın en unutulmaz anlarından biriydi.

Roskilde her yıl binlerce insana unutulmaz anlar yaşatıyor.

Çok sayıda engelli ve özürlü insan gördüm. Tekerlekli sandalyeleriyle festivale gelip herkesten daha çok eğleniyorlardı.

Yaşlı çiftler vardı. Torunları yaşındaki gençlerle birlikte dans ediyorlardı.

Herkes birbirine yardım edip kolluyordu.

Kendini önemsemeden, kasmadan, cool olmaya çalışmadan çok iyi vakit geçirenler vardı.

Ve keşke herkesin Roskilde'ye gitme şansı olsa. Özellikle biz Türkler'in. O zaman dünya çok daha yaşanabilir bir yer olurdu.

Ve hiçbir şey eskisi gibi olmazdı.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır