kapat
30.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

OKAN MÜDERRİSOĞLU


Herkesin hesabı ayrı Ak Parti

Hükümetlerini nasıl tanımlayabiliriz? Geçen 7 ay bize gösterdi ki hükümet kadroları "işi yaparak öğreniyor." Türkiye, siyasetçi yetiştirmede yeterince başarılı olamadığı için iktidarların deneyim kazanmasına avans vermek gerekiyor. Onlar, hükümet etmeyi öğreniyorlar, bizler sabretmeyi... Doğrusu, Hükümet'in ekonomik konularda gösterdiği gelişimi inkar edemeyiz. İktidarın ilk günlerinde, emeklilere kaynağı olmayan zam verip, "istim arkadan gelsin" diyen anlayıştan, kamu işçilerine "sıfır zam" öneren cesaret gösterisine kadar geldiler. Tabii, bundan sonrasını pazarlıkların seyri belirleyecek. Başbakan'ın önündeki en önemli sınav, toplu iş sözleşmeleri ve memur maaş ayarlamaları olarak görünüyor. Bu iki kritik eşik aşılırsa sonbahara kadar işler rahat.

Sonbaharda bizleri, iç talepteki canlanmayı frenleyen, kurları otomatik olarak dengeleyen önlemler bekliyor. Yapısal reformlardaki takvim sarkması, IMF'nin eleştirilerini tetikler, maaş-ücret dengesi de kurulamazsa yaz aylarının beklediğimizden sıcak geçeceği anlaşılıyor.

Bütçeyi patlatmayın!
Sıfır zam önerisi, Türk İş Başkanı Salih Kılıç'ın tüylerini diken diken etmeye yetti de arttı bile. Kılıç, yanımızda konuştuğu Devlet Bakanı Ali Babacan'dan, "Bütçeyi patlatmayın" uyarısı aldı. Başkan'ın tepkisi ise "Siz de bizim sabrımızı patlatmayın" şeklinde oldu. Hükümet, işçi zamları için 850 trilyon lira kaynak ayırdı. İşçinin talebi 3 kat daha fazlası. IMF'nin, ücretler düzenlemelerini görmeden kesenin ağzını açmayacağı da cabası. 9 Temmuz'daki Ankara programında IMF, geç kalan işlerin bilançosunu çıkarıp, büyük olasılıkla kaynak akış takvimini değiştirecek.

Gelelim, kamu maliyesinin bam teline... İşçi, gerçekleşen enflasyonun üzerine yüzde 10 refah payı istiyor. Hükümet, sıfır zamla başlıyor, yüzde 5-7 ayarlama ile yola devam kararı alıyor. Bu noktada, aynı sektörde çalışan kamu işçisi ile özel sektör işçisinin ortalama aylıklarına ve verimliliklerine bakmak gerekiyor.

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu verilerine göre, bir özel sektör işçisinin aylık ortalama maliyeti 1 milyar 423 milyon lira, kamu işçisinin maliyeti 2 milyar 46 milyon lira. Aradaki fark yüzde 44. İSO'nun 500 büyük sanayi kuruluşu bazındaki hesaplamaları ise bir kamu işçisinin aylık satış hasılatına katkısını 8.1 milyar lira, özel sektör işçisinin katkısını 13.6 milyar lira olarak gösteriyor. Daha verimli özel sektör çalışanı, benzer iş kolundaki kamu işçisinden daha az ücretle yetiniyor.

Hangi üretimin primi?
Şüphesiz işçiye, emeğinin karşılığı ödenmeli. Ancak, "Almadan vermek Allah'a mahsus." Bu nedenle, "Katma değer üretmeyen işçinin zam istemesi, zarar eden iş yerinin zam ilan etmesi" esasına dayanan modelin terk edilmesinin zamanı geldi de geçiyor.

Özelleştirme İdaresi Başkanı Metin Kilci'nin dediği gibi aylardır makinelerin durduğu bir kamu tesisinde devlet, işçilere 100 milyon lira üretim primi vermeye mecbur ediliyor. Gün, kâr edenle etmeyeni ayırma günü. Zira, "Ne kadar ekmek o kadar köfte."


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır