kapat
30.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

MEHMET BARLAS


"Derin Devlet İstiyor" bahanesine sığınmayalım!.

Bu "Derin Devlet" kavramının kullanımını, galiba abartmaya başladık.

Yurt ve dünya gerçekleri ile uyumsuz ne kadar gelişme varsa, hepsini, "Derin Devlet böyle istiyor" gerekçesi ile kategorize etmek, bir çeşit kaçış aracı olmaya başladı.

Ankara'da birkaç gün çeşitli çevrelerle temas eden bir dostumuz, duyumlarını şöyle anlattı..

- Efendim.. Derin Devlet, AK Parti'nin tek başına iktidarda bulunmasından ötürü, çok mutsuz.

Bu duruma çözüm olarak, DEHAP'ın kapatılmasına bel bağlanmış.. DEHAP kapatılırsa, 3 Kasım seçimlerinin sonucu da değişecekmiş. DYP barajı geçecek, AK Parti'nin milletvekili sayısı düşecekmiş..

- Efendim.. Derin Devlet, Avrupa Birliği'ne Uyum Paketleri'nin, böylesine hızlı biçimde tamamlanmasından ötürü çok mutsuzmuş. "Kıbrıs'a Çözüm", hiçbir uyum paketinde ve Kopenhag Kriterleri'nde de yer almadığı için, Derin Devlet, "Kıbrıs'ta Çözümsüzlük" kozunu, son kart olarak elinde tutuyormuş..

Böyle, "Efendim"le başlayan sayısız cümleler kurdu bu dostum.

40 yılı aşkın gazetecilik deneyimim dolayısıyla, Devlet'in hem derin, hem de sığ yanlarını temsil eden kurumları da, fonksiyonerleri de, oldukça yakından tanıyorum.

Kendilerini "Dünyalı" veya "Avrupa'cı" olarak gören kesimler, evrensel gerçekleri ne kadar biliyorlarsa, Devlet'in her çeşit temsilcisi de, o gerçeklerden aynı ölçüde haberdar.

Bizler "Dışarıdan" seslendirdiğimiz eleştirileri, "Böyle gelmiş, ama böyle gitmesi imkansız artık" diye noktalarız.

Aynı eleştirileri ve aynı yargıyı, Devlet'i temsil edenler de seslendiriyor.

Bütün fark, Devlet'in karar mekanizmalarının, yavaş çalışmasında..

Örneğin, yıllardır, "Asker sayısı azaltılmalı.. Bütün dünya orduları küçültülüyor" diye, herkes yazdı, söyledi.

Sonuçta, Genelkurmay, askerlik süresini kısaltma ve asker sayısını azaltma kararını aldı ve açıkladı..

Mesela bu karar, geçen yıl da alınabilirdi.

Ayrıca, süreler daha da kısaltılabilirdi.. 6 aylık süre neden 4 ay olmasın ki?

Veya yurt dışında çalışanlara "Bedelli Askerlik" hakkı tanınırken, neden yurt içinde çalışanlar için de bu hak geçerli olmasın ki?

Bunun gibi Kuzey Irak'a ilişkin "Kırmızı Çizgiler"in anlamsızlığını, gazete okuyan ve haberleri izleyen her Türk vatandaşı gibi, Devlet'in fonksiyonerleri de biliyordu.

Ama bu Kırmızı Çizgiler'in morarması için, Amerika'nın Irak'ı işgal etmesini bekleyerek, geciktirdiler işi.

Şimdi Kuzey Irak'lı Kürt'ler, Amerika'nın en yakın taktik ve stratejik müttefikleri.. Türkiye ise ittifakı onarmaya çalışıyor.

28 Şubat döneminde şiir okudu diye Tayyip Erdoğan'ın hapse mahkum edilmesi ve siyasi yasaklı olması, yanlıştı..

Sonuçta, Tayyip Erdoğan şimdi T.C.'nin Başbakanı.

Geçmişte Demirel de yasaklanmıştı. Sonra o da Cumhurbaşkanı oldu.

Yani, "Derin Devlet"i oluşturan ve bizim gibi hepsi insan olan fonksiyonerler, bütün gerçekleri bildikleri ve kendi aralarında durumu eleştirdikleri halde, biraraya gelip, karar mekanizmalarını gerçeklere uyumlu bir hızla çalıştıramıyorlar.

Buna bir çözüm bulmak gerekiyor..

Çünkü Avrupa Birliği'ne karşı Kıbrıs bir engelleyici koz olarak kullanılırsa, sonunda sade Avrupa değil, Amerika ve Birleşmiş Milletler de, Türkiye karşısında ortak cephede birleşecekler.

Büyük maddi tazminatların ötesinde, belki siyasal müeyyideler (hatta ambargo) gündeme gelecek.

Bu çağda, kurumların da devletlerin de, dünya gerçeklerini sade algılamaları yetmiyor.. Bu gerçekler, iç mekanizmada iletilmeli ve karar mekanizmaları hızlı çalışabilmeli.

Statükocu oligarşik yapıların, ideolojik rejimleri ayakta tutması mümkün olabilseydi, Sovyetler Birliği çöküp, dağılmazdı.

Türkiye, global değişimin en şiddetli biçimde yer aldığı Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu'nun kesiştiği noktada bir ülke olarak, bu gerçeği en iyi bilmek durumunda.

Bu yüzden, "Ne yapalım?. Derin Devlet böyle istiyor" bahanesine kapılıp, kendimizi tembelliğe itmemiz mümkün değildir.

Sonuçta, hepimiz aynı kaderi paylaşacağız.

ŞAKA

Acaba?
Oscar Wilde şöyle demiş;

- Evli bir çiftin, herkesin önünde sevişip koklaşması, uygun bir davranış değildir. Bu, bir adamın temiz çamaşırlarını sokakta yıkamasına benzer.

Acaba bizim magazin habercileri, Oscar Wilde okudukları için mi, sadece evli olmayan çiftlerin aşklarını ele alıyorlar?

YENİDEN YAPILANMA

AB ve IMF, bir bütünün parçaları!
Türkiye'nin gerek sosyo-politik yapısının, gerekse ekonomisinin yeniden organize edilmesi, "Dış Kaynaklı" iki merkezin zaman baskılı kontrolleri altında gerçekleşiyor.

Bunlardan biri Avrupa Birliği..

Diğeri de IMF..

Türkiye Kopenhag Kriterleri'ne uyum paketlerinin 7'incisi ile, Anayasal Demokrasi'nin sivilleştirilmesi yolundaki son engelleri de aşacak.

IMF ile imzalanan anlaşmaların gereği yerine getirilirse, Türk ekonomisinin, borca batık ve hantal kamu yapılı görüntüsü değişecek..

Burada AK Parti iktidarının bir temel tercih yapması şarttır.

AB'ye uyum için herşeye "Evet" denilirken, IMF ile ipleri germeye çalışmak, fazla akıl karı değildir.

Neticede IMF'nin şartlarına uyum, sonuçta Türkiye'yi AB'nin ekonomik Kopenhag'ı olan Maastrich Kriterleri'ne uyumlu hale getirecektir.

Malezya takıntılı 3'üncü Dünya'lı özlemlerin, IMF'ye bakış açısını etkilememesi gerekiyor.

AK Parti, IMF'nin şartlarını da gerçekleştirmelidir.

Mesajlarınız için: mbarlas@sabah.com.tr


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır