kapat
30.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ŞANS&OYUN
ACİL TEL

Bin göl değil bin dert kenti

Bakın ağalar, beyler... Buradan ilan ediyorum Ders yılı başladığında, o depremde 'ağır yaralanmış' ve harabeye dönmüş o okullara çivi bile çakmadan öğrencileri sokarsanız gelir kapıya yatarım. Beni çiğnemeden kimse derse başlayamaz!

Bir efsaneye göre sıcak yaz aylarında bu yöremizde savaşan bir ordunun iki kolundan birinin askerleri içecek su bulamamış. Sonra da diğer kolun komutanına anlatmış çektiği sıkıntıyı. Diğer komutan da demiş ki "Ben orada bir göl buldum. Tekrar gelirsek rahat bulalım diye de bazı işaretler bıraktım. Artık siz de bulursunuz orayı. Susuz kalan kıtanın komutanı, askerleri ile birlikte tarif edilen dağa çıkmış. İşaretleri takip ederek söylenen yere vardığında şaşırmış gördüğü manzaradan. Çünkü sayısız göl varmış orada. Sevinçten deliye dönen komutan bağırmaya başlamış bu kez "Burası bir değil bin göl..."

İşte bu nedenle Bingöl olmuş bu şehrin adı.

OKUL AĞIR YARALI
Bu anlattığım işin efsane kısmı... Miş'li muş'lu kısımları, ekleme, abartma, yüceltme kısımları çok yani. Lakin daha iki gün önce gidip gördüğüm, gezip gözlediğim Bingöl'de olup bitenler aynıyla vaki. O zaman da benim ortalara çıkıp bağırmam gerekir "Bingöl değil bin dert" olmalı bu kentin adı.

Ne dertler mi var? İlk dikkat çekeceğim şey depremde ağır yaralanan okullar. Yaraları sadece ağır değil; hala kanamakta, pansuman dahi yapılmamakta. Keseden söylersek "çivi dahi çakılmamış" hasarlı okul binalarına.

Diyeceksiniz ki; "Okullara bakılmadı da diğer binalara ne edildi?" Tamam, gerçekten de fazla bir çalışma yapılmamış. Kamu binaları da, ikametgahlar da, diğer her nevi hasarlı binalarda da hummalı bir çalışma yok. Ama ben önceliği okullara vermeliyiz fikrindeyim. Zaten en büyük insan zayiatı Yatılı Bölge Okulu'nda verilmedi mi? O zaman devletin de hükümetin de milletin de vefa borcu, önceliği öğrenci ve öğeretmenlere olmalı.

OKULA SIZDIM!
Ne yazık ki çok fazla zaman yoktu hasarlı okul gezmelerine... Ama şans eseri girdiğim okul Bingöl'ün en ilköğretim mekanı olan; 'Vali Güner Orbay İlköğretim Okulu' çıktı. Bahçesinde UNICEF yazlık ders çadırları... Çadırların yanı başında kurulmuş oyun parkını cıvıltıya boğmuş bir alay çocuk. Sonra kapısı kilitli okulun camından içeri süzülüşüm ve şaşırtıcı, acıtıcı, ürkütücü görüntüler.

ÇOBAN KIZLAR AYIBI
Daha kimse kılını kıpırdartıp da "3 ay dediğin şıp diye geçer. Şu okulu bir elden geçirelim" dememiş. Kirişler her sınıfta hem de aynı yerden darbe almış. Dökük, sökük, yırtık hallerde. Hani insan fotoğraf çekerken bile tedirgin oluyor. Ne yani, şimdi burası hafif ya da orta hasarlı sayılıp "tedrisata devam" mı denecek ders yılı başlayınca? Ey ağalar beyler. Gider kapıya yatar, tek çocuğu sokmam içeri o harabeden yeminim olsun.

Bir de çoban kızlar meselesi var ki bu devirde, bu hallere ne demeli aklım şaştı.

Bölgenin başlıca gelir kaynağı olan hayvancılık olduğundan, yol boyunca iki adım da bir ya sığır ya koyun, kuzu ya da oğlak keçi sürüleri çıkıyor karşımıza.

BİR TOKAT GİBİ
Ama işin ilginç tarafı; hemen her sürünün çobanı genç kızlar ya da ufak yaşta kız çocuklar. Okuma yazma oranı da, Türkçe bilme yüzdesi de zaten düşükken kız çocukların çoğunu eğitim öğretimden uzak tutup dağ başlarında çoban etmek bir ayıp olmuş tokat gibi çarpıyor yüzümüze.

Şimdi densizlik, haksızlık edip de aileleri, töreleri, gelenekleri suçlamaya kalkmasın hiç kimse. Bu devlet oraların da, ora insanlarının da devleti olduğunu hatırlayıp, ilgi, alaka ve şevkat yapacak. Sonra da karşılığını bekleyecek. Malum ya 'vermeden almak' sadece Allah'a mahsus...

BURADA NASIL OKUNACAK?
İşte Bingöl'ün en büyük eğitim kurumu Vali Güner Orbay İlköğretim Okulu'nun içi. Deprem günü. Yani 1 Mayıs 2003'de terk edilmiş ve bahçe çadırlarında tamamlanmış öğrenim sezonu. Peki seneye ne olacak? Bu harabe okullara çocuklarımız nasıl gidip okuyacak? Kim bu dev tabutlara dönüşen binalara çocuğunu yollayacak?..

UMUT HÜZÜN DENGESİ...
UNICEF, anında durumdan vazife çıkartmış. Depremde yaralanan okulların bahçesine, çadır derslikler kurmuş. Sadece okunsun, yazılsın diye değil; çocukların moralleri düzelsin, çocuklar yine gülüş gülüş olsun diye oyun bahçeleri de kurmuş okul yanlarına. İşte içi harabeye dönmüş okulun bahçesinde eğleşen Bingöl çocukları...

DOKUNARAK HİSSETMEK
Genel Yayın Müdürümüz Ergun Babahan temel atma töreni bittikten sonra bir grup Bingöllü kadınla dertleşti. Hepsi, yüz yıllık dost gibi sıcak ve içten duygularla anlattılar sıkıntılarını. Bir dolu dertlerden söz ettiler. Kaç göç yapmadan; bir evlada, bir abiye sokulur, dokunur gibi açtılar ona yüreklerini. Her gün bin türlü acıyı sayfalara taşıyan Babahan yine de çok etkilendi.

ÇOBAN KIZLAR BALADI
Yaşları, kimileyin 6-7, kimileyin 15-16. Yani hepsi sabi sübyan çağlarda. Akranları yorucu bir ders yılının sonunda yaylada, yazlıkta coşup eğlenirken çoğu mektep yüzü görmemiş Bingöllü kız çocukları ya davar, ya koyun, kuzu sürülerini güdüyor dağda bayırda. Bunun ayıbı bir tokat gibi çarpıyor adeta yüzümüze...

ŞAHİN ÇOCUKTAN KALAN
Bölge yatılı okulunun yıkıntıları arasında tozlu, kirli, buruşuk bir kitap buldum. Üzerinde sahibinin, "Şahin çocuğun" adı yazılıydı. Dediler ki "Şahin de yitti gitti o depremde." Ben de alıp göğsüme gömdüm o kitabı. Taşıyıp yanımda getirip sakladım. Okul inşaatı bitince. Orada ilk ders zili çalınca gidip Müdür Bey'e teslim etmeye kavil ettim.

ATA VE BAYRAK ARASINDA
Arık tıprağa benziyordu kadının yüzü. Hemen ardında yıkılmış bir okul vardı. Okulun üzerine asılan Atatürk posteri ve ay-yıldızlı bayrağımız, sanki sessizce "Yeniden yapılacak. Bir daha da yıkılmayacak" deyişin tapu senediydi. Uzanan avuçlarında ve yüzünde birikmiş çizgiler; acının, kederin, yoksunluğun izdüşümüydü sanki. İstediği aş, iş ve bir parça ilgiydi kadının.

Savaş AY


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır