|
 |
|

Böyle giderse, fabrikamı Irak'a taşıyacağım
30 ülkeye zeytinyağı ihraç eden Başer Grubu, zeytinyağına fındık yağı karıştırılarak yaratılan haksız rekabetten yıldı.
Mehmet Başer, "Dürüst çalışan, bu işte uzun süre kalamaz. Kurallar değişmezse fabrikamı başka yere götüreceğim" diyor
1990 yılında ortağı Colgate için sabun üretmek amacıyla Yatağan'da kurulu zeytinyağı fabrikasını satın alan Başer Holding, Colgate ile ortaklık bitince fabrikada zeytinyağı üretimine başladı. Başladı başlamasına da, kendini bir anda çok kaygan bir zeminde buldu. Halen 36 bin ton zeytinyağı üretimiyle Çin dahil pek çok pazarda varlık gösteren ve Türkiye içinde de pek çok markete özel markalı yağ üreten holdingin Tüketim Grubu Başkanı Mehmet Başer, sektördeki bazı oyuncuların yurtdışına yağ ihracatında karışık yağ kullanarak haksız rekabet yarattıklarından yakınıyor ve Türkiye'yi terketmenin sinyallerini veriyor
"Umudumu kaybetmek istemiyorum ama, uzun vadede hiçbir holding bu işte kalamaz. Yağdaki kuralları siyaset belirliyor. Mevcut kurallar değişmedikçe bu ülkede bu işi yapmaya devam etmemiz zor. Bu tür fabrikaların Türkiye'de rahat çalışması için koşullar yetersiz. Şimdi Ortadoğu'yu inceliyoruz. Önümüzdeki dönemde yapabileceğimiz tek şey fabrikayı daha uygun koşulların olduğu bir başka ülkeye taşımak. Belki Irak'a gideriz, belki de Suriye'ye. Niye Türkiye'de kalalım ki?"
ŞİKAYET ETMEK BOŞUNA
Mehmet Başer, özellikle fındık yağı karıştırılarak zeytinyağı ihraç edilmesinin rakip ülke İtalyanlar tarafından özendirildiğini, bunun da özellikle ABD pazarındaki rekabeti zorlaştırdığını anlatarak şöyle devam etti
"İtalyanlar bana da geldi, reddettim. Şu an Türk zeytinyağı sektöründe büyük, köklü hiçbir ihracatçı yoktur. Mümkün değil. Sabancı, Koç, nerede? Anadolu Grubu da Kırlangıç'ı mecburiyetten aldı. Kimi yıllar 100-200 milyon dolar ihracat yapılabilecek üründe niçin büyükler yok? Giremezler çünkü. Büyükler kağıt üzerinde usulsüzlük yapamazlar. Fındık yağını zeytinyağı gibi satarak hayali ihracat yapamazlar. Maalesef bu işi yapanlar bir güvenceleri var ki bu kadar rahat yapabiliyorlar. Halen devam ediyor. Ben ABD'de zeytinyağı işi yapan birinden fikir aldım, bana açık açık 'bu işi siz yapamazsınız' dedi. Yapamayız bu işi. Mevcut kurallar değişmedikçe dürüst çalışmak zorunda kalan kimse yapamaz. İşte bu nedenle ki ABD pazarından çıktık iki yıl önce.
YAZIK OLDU PARAMIZA
* Peki zeytinyağı işine ne kadarlık yatırım yaptınız?
Yatağan'daki fabrikanın sadece dünya pazarlarıyla rekabet edebilmesi için yapılan revize masrafı 2 milyon dolar. Yazık oldu paramıza. Satmak istesek ne olacak? Şu an Türkiye'de o kadar çok yağ tesisi var ki kimse almaz.
Bizim amacımız o tesisi ileride daha iyi para kazanabileceğimiz başka bir ülkeye taşımak.
* Peki siz zeytinyağı işine girerken bu sıkıntıları bilmiyor muydunuz? Çünkü yıllardır konuşulur bunlar...
1990 yılında tesisi sabun üretmek için Başer Kimya aldı. O zaman Colgate'in bütün markalarının satış ve pazarlaması da Başer'deydi. Daha sonra Colgate Haci Şakir'i aldı, o tesiste sabun üretmeme kararı aldık biz. Sabunla ilgili ekipmanlar Calgate'nin çeşitli tesislerine gitti. Başer'in elinde de yağ tesisi kaldı. Yoksa hayatta gireceğimiz bir sektör değil, alnımıza yazılmış işte.
Biz hiçbir şey yapmak istemedik, ama aile büyükleri fabrika olursa mutlaka baca tütmeli, tüttüreceksiniz dediler. Biz orada önce mısırözü yağı yaptık, ayçiçek yaptık. Onları hep ihracata çalıştık.
Türkiye herhalde dünyanın en pahalı ayçiçek yağını yiyen ulustur. Trakya Birlik'in hantallığından kaynaklanır bu. O işi sürdürmekten vazgeçtik. Bu pazardaki kuralları, siyasetin bulaştığı bir sistem belirliyor. Bu, bizim rekabet gücümüzü aşıyor. Ne kadar güçlü, yaratıcı olursak olalım öyle. Biliyorsunuz ki önümüzdeki yılın yeni mahsul fiyatları sizin fabrikanızı batırabilir ya da kaldırabilir. Böyle bir belirsizlik ortamında bulunmak istemedik. Ondan sonra zeytinyağına konsantre olduk. Bütün dünyayı inceledik. Çok büyük ışık gördük. ABD'deki tüketim 40 bin tonlardan 200 bin tona çıkmış. Japonya'da her yıl ikiye katlanıyor. Doğu Avrupa ikiye katlanarak gidiyor. Çünkü refah seviyesi arttıkça insanlar doktora daha sık gidiyorlar ve reçetelerin değişmez ürünü zeytinyağıdır.
Biz aralarında Çin, Vietnam, Japonya ve Güney Afrika'nın da olduğu 30 ülkeye ihracat yapıyoruz. Oralara deterjan, teskstil ihraç etme şansımız yok. Ama zeytinyağında var. Maalesef Türkiye'de oynanan çirkin oyunlar yüzünden bütün yağlarımız önce İtalya'ya gider, karışık durumda. O yağlar paketlenir ve dünyaya ihraç edilir. İtalya'daki zeytinyağı üretimi 200 bin ton, tüketim 500 bin ton. Bırakın ihracatı, italyanların kendisine yetecek yağı yok, ama kağıt üzerinde bakarsanız dünyanın en büyük ihracatçısı onlar.
DETERJAN DA KİRLENDİ
* Peki ya deterjan piyasası. O piyasa rahat mı?
Deterjanda da sorunlar var. Orada da haksız rekabet var. Krizin etkisiyle eski alışkanlıklar patladı. Kayıtdışı satışlar Rami'ye kadar girdi. Pek çok markalı üreticinin malı faturasız satılıyor. Yüzde 45 yabancı ortaklı bir şirket Başer Kimya. P&G, Unilever gibi şirketler tek bir faturada bile usulsüzlük yapamaz. Bundan dolayı kendi ülkesinde ceza yerler. Şikayette bulunduk, ama diyorlar ki belge getirin. Kamyonda diyelim ki 20 milyarlık mal var, bunun faturası 5 milyar olarak kesiliyor. Nasıl rekabet edeceksiniz?
'Kuzenler konsorsiyumu vardı'
Abdurrahman, Ökkeş ve Ali Başer'in Adana'da kurduğu Başer Grup, bugün 400 milyon dolar ciroya sahip. İkinci kuşak Başer'ler de oldukça kalabalık. İşte o yüzden de iki Başer'in aynı grupta çalışması engellenmiş. Grubun kurumsallaşması için yıllar önce Mc Kinsey'den destek alınmış. Mc Kinsey uzmanları, gruplaki ikinci kuşak Başer'lerin kalabalıklığını görünce, "Burada kuzenler konsorsiyumu var. Durumunuz vahim. Ve bu seviyede olan şirketlerin bir nesil sonrasında yaşama yüzdesi yüzde 4'tür" demişler.
İşte ondan sonra grupta profesyonelleşme başlamış.
2002'de herşeye rağmen yüzde 30-40 düzeyinde büyüyen grup, bu yıl da büyüme hedefliyor.
Esen EVRAN
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|