|
 |
|

SAVAÅž AY
atv gecesinin hatırlattıkları
Merhum Onat Kutlar anlatmıştı. Bir zamanlar, bir yerlerde gözü kara bir yiğit yaşarmış. Adı İjo Mijo'ymuş bu yiğidin. Güçlü, mücadeleci, yürekli bir delikanlıymış İjo Mijo. Gün gelmiş, bazıları huzursuz olmuş ondan. Giderek ünlenmesi, kuvvetlenmesi işine gelmemiş çok kişinin. Ve onu ortadan kaldırmak için çeşitli yöntemlere, tezgahlara başvurmuşlar. Ancak bu tezgahların hiçbiri İjo Mijo'yu yok etmeye yaramayınca, bu kez; kötülük devlerini çağırmışlar göreve.
Ortadan çaaat diye!..
Onlara gizliden gizliye demişler ki "Gidin kılıcınızla ikiye bölün şu İjo Mijo'yu." Devlerin en güçlü ve acımasız olanı talimatı alınca fırlayıp gitmiş İjo Mijo'nun köyüne. Ve onu görür görmez de saklandığı tepelerin ardından çıkıp, hem de arkasından, hızla indirmiş kılıcı. İjo'yu ortadan iki parçaya ayırmış. Herkes bu yiğidin başına koşup ağıt yakacakken, bir de ne görsünler? İkiye parçalanmış gövdenin yarısı kanların içinden silkinerek kalkıp, daha iri kıyım, daha heybetli bir İjo Mijo'ya dönüşmüş.
Nerede o güç
Dev şaşırmış önce. Sonra tekrar çalmış kılıcı ve yine ortadan ikiye ayırmış yeni İjo Mijo'yu. Lâkin yine aynı şey olmuş. Parçalardan biri neredeyse devin boyuna ulaşacak kadar cüsseli bir şekilde yeniden ayaklanıp, yumruğunu çakmış ve devirmiş o çok güçlü sanılan devi.
Beraber yürüdük!..
Önceki gece atv çalışanları olarak; hem "şampiyonluk" kutlaması yaptık, hem de dünya çapındaki yeni stüdyolarımızı gezip, gördük. Patronuyla, yöneticisiyle, çalışanıyla iç içe, gönül gönüle, omuz omuza bir gece yaşadık. Koşulsuz sevgi ve dayanışmanın taçlandığı bir mürüvvet gecesini yudumladık yani.
Yeni kanala isim buldum!
Onca olup biten, onca yaşanandan sonra hâlâ dimdik ayakta olmanın, hâlâ ipi en önde göğüsleme tılsımının, bu muhteşem "Takım Ruhu"ndan geçtiğini ilan ettik dosta, düşmana. Sevgili Fatih Edipoğlu, atv'ye kardeş olarak kurulan yeni kanalımız için herkesten isim önerisi bekliyordu. Acaba gidip "Fatih Abi yeni kanalımızın adı İjo Mijo TV olsun" mu desem, ne dersiniz?..
Okunan mı konuşulan mı?..
Bazı yazarlar okunur. Bazıları konuşulur. Okunmanın yolu belli. Çok okunacak yazarlar; meşakkatli bir yoldan geçip gelmeli o noktaya. Tevellütü kaç, kıdemi ne olursa olsun, her gün yeniden keşfetmeli dünyayı. Yeni ortamlar, yeni alakalar tesis etmeli. Mevcut repertuvarı pişirip pişirip koymamalı sefertasına. Zor iş elbet. Her babayiğidin harcı değildir tabii. Çok konuşulan olmanın da yolu yordamı belli. "Hop dedik Osman Aga şeyim seyirdi" kıvamında yazarsın. Fikir firarı, mantık atlaması umurunun teki bile olmaz. Tuza, buza, karpuza çatar, sataşırsın. Senede 366 gün takım arkadaşlarını uluorta fırçalarsın. Herkes seni konuşur, herkes senden bahseder. Sizce hangisi makbul, hangisi erdemlidir? Bu arada unutmayın; her seçim bir vazgeçiştir!..
KIYMIK
İÇERLEK YAZI
Fındık kabuğundan çıkmış. Kabuğunu beğenmemiş!..
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|