|
 |
|


Kars beklentileri
Brüksel'den Washington'a, kuzeydoğu sınırımızın 20 kilometre ötesindeki Erivan'a kadar birçok başkent bugün antenlerini Kars'a çevirecek.
Çünkü Başbakan Erdoğan bugün Kars'ta. Ve saydığımız başkentlerde Erdoğan'ın bu "Serhat kenti"nde yapacağı konuşmada Ermenistan'a önemli bir çağrı yapacağı beklentisi var.
Bu beklenti Dışişleri Bakanı Gül'ün 4 Haziran'da Madrid'de Ermenistan Dışişleri Bakanı Vardan Oskanyan ile yaptığı görüşmeden sonra doğdu. Ermeni kaynakları Türk tarafının "Başbakan Erdoğan, Kars'ta önemli açıklamalarda bulunacak" mesajı verdiğini öne sürdüler.
Görüşme sonrası Gül'ün demeci de Ermeniler'i umutlandırdı "Ermenistan'la ilişki kurmak istiyoruz. Ama bunun için iki ülkenin de atması gereken adımlar var."
Aslında Türkiye, Ermenistan'a hep ılımlı bir yaklaşım sergiledi 1991'de bağımsızlığını tanıyan ilk ülkelerden oldu, insanı yardımda bulundu, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü'ne kurucu üye olarak davet etti.
Ermeniler'in 2 iddiası
Ancak Ermenistan'ın ve "Diaspora"nın (Avrupa ve ABD'deki Ermeniler) talepleri nedeniyle diplomatik ilişki kurulamadı.
Bu taleplerin başında, tabii Ermeni soykırımı iddiası geliyor. Bu iddianın tanınmasını sağlamak Ermenistan'ın öncelikli dış politika hedefi olarak benimsendi, hatta Anayasa'ya alındı.
Soykırım iddiasını, Türkiye'nin Doğu bölgesinde hak talep edilmesi izliyor. Hatta Ermenistan bu talebi bir temele oturtmak için sınırı belirleyen 1921 tarihli Kars ve Gümrü Anlaşmaları'nı feshettiğini açıkladı. Böylece sınır konusunu, kendi mantığına göre, Doğu Anadolu'nun bir bölümünde "Ermenistan" devleti kurulmasını öngören Sevr Anlaşması'na taşımış oldu.
Gül, Madrid buluşmasında Oskanyan'a iki ülke arasında ilişki kurulabilmesi için soykırım ve toprak iddialarından vazgeçilmesinin şart olduğunu bildirdi. Bir koşul daha ekledi Yukarı Karabağ sorununa barışçı çözüm bulmak. Ermeniler ise "önkoşulsuz" müzakerede diretti. Şimdilik gelinen nokta bu.
AB yolunda engel
Aslında normalleşme, iki ülkenin de yararına. Türkiye'nin Yukarı Karabağ'ın işgalinden sonra ekonomik ilişkileri de dondurması Ermenistan ekonomisini fena vurdu. Ermeniler "abluka" dedikleri bu kararın yılda en az 500 milyon dolar zarar verdiğini söylüyor. Ayrıca Ermenistan'a ilgi duyan yabancı yatırımcılar da, gerginlikler ortadan kalkmadan adım bile atmaya niyetli değil. Ve nihayet Ermenistan, Bakü-Ceyhan projesine katılmak için can atıyor.
Türkiye cephesinden bakarsak Ermenistan'la ilişki kurulması, AB yolunda ciddi bir engelin daha aşılması demek olacak. Zira Kopenhag Kriterleri, AB öncesi komşularla tüm pürüzlerin temizlenmesini şart koşuyor. Ayrıca, Türkiye'nin Yukarı Karabağ sorununda arabuluculuk yapması için Ermenistan'la ilişkisi olması gerekiyor. Ve nihayet normalleşme sınır illerimizin ekonomisine hareket getirecek.
Batı basınındaki yorumlarda ihtiyatlı bir iyimserlik hakim. Örneğin Fransız "Le Monde" gazetesi "Soğuk Savaş'ın son yarası" başlığıyla yayınladığı analizde, "Soykırım iddialarının tazminat talebi kapısını açmayacak şekilde tanınması karşılığı Ermeniler'in de Türkiye'nin toprak bütünlüğünü tanımaları" formülünün ilişkileri normalleştirecek "yol haritası"na temel olabileceğini yazdı. Tabii bütün bunlar en azından bugün için sadece spekülasyon ya da varsayım...
Bakalım Erdoğan bugün gerçekten Kars'tan Ermeniler'e mesaj gönderecek mi?
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|