kapat
23.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


ASLI AYDINTAÅžBAÅž


Büyük resim

Amerikalılar en çok Uğur Ziyal'in "Irak'ta sizin başarınız bizim başarımızdır" sözünden etkilenmişler. Dışişleri Müsteşarı Uğur Ziyal'in gezisi, Meclis'in tezkere kararıyla hırpalanan Türk-Amerikan ilişkilerini güllük gülistanlık yapmış değil, ama iki müttefik arasında olması gereken sağlıklı bir "işbirliği ruhu" ve "iyiniyet" atmosferi yakaladı. Bunda etkili olan, Ziyal'in güven veren bir diplomat oluşu ve en önemlisi İran ve Irak konusunda beylik lafları gevelemekten ziyade elle tutulur somut teklif ve tavsiyelerde bulunmuş olması. Bir Amerikalıya göre, "Doğru zamanda doğru insandı."

Bundan kimse herşeyin 1 Mart öncesi balayı dönemine döndüğünü sanmasın. Tam tersine Washington'da Ankara'ya kırgın çevreler var; Yönetim Türkiye konusunda belki de hiçbir zaman eski heyecanına kavuşmayacak ve en önemlisi, ABD'nin Türkiye'ye eskisi kadar ihtiyacı yok. Maalesef Ankara'da "Nasıl olsa Amerika Irak'ta batağa saplanıp bize yeniden sarılacak" kehaneti fazlasıyla yaygın.

ABD, İncirlik'ten soğudu
ABD, Irak ve İncirlik konusunda kısa vadede Türkiye'yle işbirliğine gidebilir. Bu gezide Amerikan tarafı İncirlik'teki uçaklarının yakıt ikmali önündeki bazı kısıtlamaların kaldırılmasını istedi. Üssün kullanımı, Türk tarafınca uygulanan ciddi denetim ve kısıtlamalara tabi. Öyle görünüyor ki, Amerikalıların talebinin ardındaki neden, Irak savaşına giden süreçte en büyük sıkıntının yaşandığı "askerden askere" diyaloğun seviyesini ölçmek. Amerikalıların İncirlik'e olan iştahı eskisi kadar değil. Irak'ta 10'a yakın üs kurmayı planlayan ABD, uzun vadede neden İncirlik'e ihtiyaç duysun? Pentagon açıkca bunun sinyallerini vermekte.

Bir adım geriye gidip daha büyük resme bakarsak Türk-Amerikan ilişkilerinde de aynı "varoluşçu" sorun var. Türkiye, NATO şemsiyesi altında Batı'nın stratejik doktrininde önemli yer oynadı. Soğuk Savaş sonrası ABD için Ankara'nın yegane stratejik önemi, Irak'ın dibinde olmasından kaynaklanıyordu. Türkiye'nin Müslüman coğrafyasında ılımlı bir demokrasi olması, tabloya "hoşluk" katan unsur olmanın ötesinde, ikili ilişkilerin ivmesi değildi. Şimdi ortada "Saddam'ı denetleme" gibi dev bir stratejik hedef yok. Peki Türkiye'nin eski önemi kalacak mı? Orta Asya petrolü artık kimsenin umrunda değil. Azerbaycan gibi "laik Müslüman model" payesini kapmak için Washington'un kapısını aşındıran ülkeler var. "Yeni Avrupa", Washington'a bağlılık yemini etmiş durumda. Amerikalılar Orta Doğu'da artık kalıcı ve "Orta Doğu'da liberal değişim" projesinde Türkiye'nin önemli müttefik olduğunun farkında.

Türkiye iki arada kaldı
Bir Amerikalı yetkilinin sözüyle "Kimse Türkiye için eskisi kadar ter dökmeye hazır değil." Tüm bunlar önümüzdeki dönemde belki daha "sağlıklı" bir ittifak, belki de Türkiye'nin ABD'den sapıp Avrupa'ya yönelişi için temel teşkil edebilir. Bugünlerde Amerika'daki en popüler siyaset bilimci (ve neo-con'ların entellektüel mimarlarından) Robert Kagan, "Cennet ve İktidar" isimli muhteşem kitabında, ABD ve Avrupa'nın çıkarlarının artık örtüşmediğini, uzun vadede bu iki gücün yollarının ayrılacağını söylüyor. "ABD Mars'tan, Avrupa Venüs'ten" denkleminde Türkiye neyi seçecek? Kafaca daha iyi anlaştığı ama hiç kuşkusuz "zayıf cephe" olan "mızmız" Avrupa'yı mı, yoksa içten içe diş bilediği ama Orta Doğu coğrafyasında çöreklenip komşusu olan "hırçın" Amerika'yı mı?

Bu, önümüzdeki yıllarda Türkiye'yi bekleyen en ilginç ikilem...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır