|
 |
|

ÖMER LÜTFİ METE
Başbakanın 'AK' terazisi
Sayın Erdoğan'ın "AK Parti" demeyenlere fena içerlediğini bir kere daha hissettik. Partisinin İstanbul il kongresinde, bayağı gazaplı bir ifadeyle "AKP" diyenlere yüklenen başbakan, dost olanla olmayanı buradan ölçer gibi görünüyor.
"AK Parti" diyorsan Erdoğan'a ve hareketine önyargılı değilsin, "AKP" diye anıyorsan en azından önyargılısın! Bu siyah-beyazcı gözde yerimi bilmiyorum. Oysa "AK Parti" demiyor, "AKP" diyorum ama önyargılı olmadığımdan eminim. Ayrıca "gazete köşesi" herhangi bir partiye dost veya düşman olunacak mekan değil. Yine de, bilinçli bir tercihle "AK Parti" demekten kaçınıyorsam, bunda ille de bir bityeniği olmalı mı?
Mümkün; çünkü "tescilli marka" durumundaki bir ismi kullanmamak haksızlık. Belki milletin kutsal bildiği "Ak" kavramını siyasallaştırmak da haksızlık ama "tescilli marka"yı tanımazdan gelmek daha ağır! Resmi belgeler bile "AK Parti" diyor da sen niye gazetende, televizyonunda inadına hala "AKP"de direniyorsun?!
Sayın Erdoğan'ın demeye getirdiği gibi bu inatta bir "kuyruk acısı" var gibi. Çoğu kimse dinci, gerici, şucu, bucu saydığı için "AK Parti" demeyi içine sindiremiyor.
Zalimin hiç mi hakkı yok?
Şahsen tabii ki öyle keskin bir yargım yok ama "AK" kavramını da "aşırı" buluyorum; henüz hak edilmediğini düşünüyorum. Bununla birlikte "tescil" varsa sineye çekeceksin. Gerçi yine de "AK Parti" demeye hemen başlamayacağım; bir başka yol bulmaya çalışacağım Gaflet halleri dışında, "Adalet ve Kalkınma Partisi" diyeceğim.
Neden hala "AK" kavramını kıskanıyorum?! Siyaset hiçbir zaman tamamen "AK" olamaz da ondan. Bunun böyle olduğunu unutmamak için "Hazret-i Ömer"i bilmek yeterli!
Siyaset her yerde, her zaman "kara"lar üretir. Kaldı ki, özelde bu parti adına da, "AK" olmakla bağdaşmayan binbir ayrıntı biliyorum.
İki "damla" örnekleyeyim
1- Dün sayın başbakan il kongresinde eski hükümeti yerden yere vururken "Temelini atacağımız barajları söylemiyorum, açılışını yaptığımız barajları söylüyorum" diyordu..
Åžeyh Galip'in dediÄŸi gibi
"El'an bir ihtimal kaldı
İnsafın o yerde namı yok mu?"
Mübarekler, bu barajları altı ayda siz mi yaptınız?
Altın gibi bir mukayese
Tamam; sizden önce tarihlerin yazmadığı bir enerji soygunu yaşadık. Doğalgazla elektrik ürettirerek kendi haraçlarını artırmak isteyen çete ülkeyi sattı.. Ama, işin ilginç yanı; aynı hükümet döneminde, belki de doğalgaz vurgununu gölgelemek için çok sayıda hidroelektrik barajının temeli de atıldı!
Sen şimdi, benim de yakasına sarıldığım dünkü hükümetin kıl kadar "ak" yanını bile görmezden gelirsen ben seni nasıl "AK" bulayım? Yoksa "siyasette vicdana ve insafa yer yoktur" diye bir "içtihat" mı var?
2- Benim çocuğumun sünnetinde bağışlar servet tutmadı. Ama bir siyasi önderinkine neredeyse Karun'un develeriyle altın geldi!
Diyelim ki, deve, makama değil de sadece şahsa geldi! Ama yine de o torbada, sırf "makam" hatırına gelmiş birkaç bilezik veya altın lira yok mudur? Hani bir damla şarap, bir bardak suyu murdar eder, "AK"lığını giderirdi?
Şüphesiz yine de "Adalet ve Kalkınma Partisi"nin öncekilerle kıyaslanmayacak kadar "AK" olmasını umuyor ve diliyorum.
Eğer başbakan, "mücahit hatip"lik günlerinden kalma alışkanlıkla coşarak "soydular, ettiler" türü ifadelerle somutlaşmamış hedeflere saldırmayı terk eder ve daha mütevazı olabilirse Allah onun "kara"larını bile "AK"a çevirebilir.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|