|
 |
|

MEHMET ALTAN
H2000'de ne oldu?
Nüfusunun çok büyük kısmı genç olmasına rağmen, Türkiye bu kesimi anlamaya çalışmak konusunda özel bir çaba göstermiyor...
Hatta, bırakın özeli, çaba bile göstermiyor.
****
Zamanın ruhuna uygun olarak gençler artık "anı, anında" tüketmek istiyor. Uzun vadeli hesaplar yapmıyor. Sürati yeğliyor. Derinlik ile vakit kaybetmek istemiyor.
Televizyon ekranı gibi bir yaşam... Hızlı, renkli ve sığ... Bunu bir önceki kuşağın anlamasında zorluk var.
Hayatın daha yavaş aktığı, yaşamın uzun soluklu bir plan üzerine oturtulduğu, "yaşamı erteleyerek yaşama" fikrinin etkin olduğu bir önceki dönem, bugünü anlamak yerine eleştiriyor.
Halbuki anlamaya çalışmak daha evla...
****
İki gündür, gençliğin bir kesiminin tek konusu haline gelen H2000 festivaline ait haberleri izliyorum.
Sarıyer'in Marmaracık Koyu'ndaki Vosvos Kampı'nda dördüncüsü düzenlenen festival "görünmez bir engele" takılmış.
İlk gün, festival alanına ulaşmaya çalışan, Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden ve yurtdışından gelen binlerce gencin yolu jandarma tarafından kesilmiş. Organizatörler yasal prosedürleri yerine getirmediği için festivalin başlamasına izin verilmemiş. Araçların geçmesine izin vermeyen jandarma, isteyenlerin yürüyerek gidebileceğini, ancak izin çıkmadan festivalin gerçekleşmeyeceğini söylemiş.
Bunun üzerine, katılımcılar güneşin altında kilometrelerce yürümüşler.
****
Devamını ise dünkü gazetelerde okudum.
Festival altı saat gecikmeli başlamış. İçeri giren binlerce kişi yanlarında getirdikleri çadırlara yerleşmişler. Ancak geceyarısı Orman Müdürlüğü ekipleri ve jandarma, festival alanına giderek çadırların itfaiye yoluna kurulduğunu söylemişler.
Bir kargaşa yaşanmış. Herkes plaj kenarına taşınmış.
Yiyecek içeceklerin yetersiz, tuvaletlerin susuz olduğunu da söylemeye gerek yok. Vaat edilen müzik bir türlü başlamamış, başlar gibi olan da gecenin başlangıcında susturulmuş.
Kısacası tam bir rezalet olmuş.
****
Kanı beynine sıçrayan gençler organizasyonu haklı olarak alabildiğine suçlamışlar. Organizasyon da isteyenin verdiği 35 milyonu geri alabileceğini söylemiş. Bunun üzerine paraların geri alınması için oluşturulan kuyrukta büyük bir bekleme çilesi doğmuş.
Gençlerin heyecanla bekledikleri festival bir fiyaskoya dönüşmüş.
****
Burada kimin haklı olduğu sorusunu sormanın anlamı yok... Ya da kimin suçlu olduğunu aramaya...
Vali, kaymakam, jandarma, organizatörler...
Nihayetinde, dört yıldır yapılmaya çalışılan, yapılacağı aylar önceden bilinen, gençlerin yaygın bir şekilde ilgi gösterdikleri bir festivali ağzımıza yüzümüze bulaştırmışız. İstanbul, yurtdışında başarıyla gerçekleşen ve gençlerin enerjisini emecek olan bir düzenlemeyi becerememiş.
****
Osmanlı'da altmış yaşına gelmeyeni adam yerine koymazlarmış. Eskilerden kaynaklanan bu tür takıntılar yanında, giysileri farklı, sırtlarında çadır, kimisinde küpe, değişik görüntüleri, hafta sonunu müzik dinleyerek, eğlenerek geçirmek isteyen bu insanlara karşı, açıkça söylenmese de, çok benimseyici bir yaklaşım yok.
Bu çağda bizim yöneticilere benzer bir gençlik bulmamız da mümkün değil...
****
Aslında H2000 Festival fiyaskosu, vücuttaki bir damla kanın tüm durumu ortaya koyması gibi gençlere yaklaşımı sergiliyor.
Alerji duymak yerine, onları kapsamaya bakalım ne zaman sıra gelecek?
Gençlik bunalımı iyice toplumu sardığında mı?
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|