|
 |
|

Uyuşturucu problemini yok sayamayız
UNICEF'in Orta ve Doğu Avrupa sorumlusu Philip O'Brien geçtiğimiz hafta "Her Çocuk Eşit Haklara Sahip Olmalıdır" kampanyasının Türkiye bölümü için geldi.
O'Brien'a göre Türkiye'de gençlerin tek sorunu eğitim değil
Phılıp O'Brien Unicef'in Orta ve Doğu Avrupa sorumlusu. Geçtiğimiz hafta 21 ülkede başlatılan "Tüm Çocuklar Eşit Haklara Sahiptir" kampanyasının Türkiye ayağı için Unicef yetkilileriyle birlikte İstanbul'daydı. O'Brien hayatını çocuklara adamış bir isim. Okuldan mezun olduğu anda kendini Unicef'te bulan O'Brien, aslında İrlandalı ama kendini dünya vatandaşı olarak kabul ediyor. İlkönce Bangladeş'te görev yapmış, ardından Sudan'da bir süre kalmış. Bu iki ülke haricinde uzun süreli yaşadığı bir yer yok gibi. Kısa bir süre New York ve Kenya'da da yaşamış. Sürekli seyahat eden O'Brien ve ailesinin şu aralar ev dedikleri ülke İsviçre. Yaşları 20, 14 ve 13 olmak üzere ikisi erkek üç cocuğu var O'Brien'ın. "Bütün gün çocuk sorunlarıyla uğraşıp eve döndüğünüzde 3 çocuk 'Bizimle de ilgilen baba' diye siz beklemiyorlar mı? diye sordum. O'Brien biraz düşünceli cevap verdi "Beklemez olurlar mı bekliyorlar tabii ama onlar dünyadaki değer bütün çocuklara göre çok şanslılar. En büyük şansları güzel okullarda okumaları. Bence eğitim ve sağlık çocukların sahip olabilecekleri en büyük şans ve bazı ülkeler için en büyük lüks."
Philip O'Brien ile Türkiye'deki çocukların sorunlarını, Unicef'in projelerini ve çağın hastalığı AIDS'in niye hala istatistiklere bile giremediğini konuştuk.
UYUŞTURUCU BÜYÜK SORUN
* Türkiye'ye çok sık geliyor musunuz?
-Unicef'in kampanyaları nedeniyle 2,5 yıl içinde dördüncü gelişim. Bu benim için çok fazla çünkü ilgilenmem gereken o kadar çok ülke var ki bazen ikiye ya da üçe bölünmem gerekiyor.
* "Tüm Çocuklar Eşit Haklara Sahiptir"kampanyası neyi hedefliyor?
-21 ülkede başlattığımız bu kampanyanın amac çocukların sahip olamadıklarını onlara sunmak. Bu, ülkeden ülkeye değişiyor tabii. Bazı ülkelerde cinsel taciz, ailesizlik vb gibi sorunlar ön plana çıkarken, bazılarında eğitimsizlik öne çıkıyor. Türkiye'de hedefimiz eğitim, özellikle de kız çocuklarının eğitimi.
* Peki Türkiye'de özellikle gençler arasında uyuşturucu problemi yok mu sizce?
- Bakın bazı ülkelerde bazı problemleri kesinleştirmek, bu budur demek çok zordur. Türkiye de bunlardan bir tanesi. Bir örnek vereyim. Hırvatistan'da doğum kontrolü için bir araştırma yapıyorduk. İlk önce doğum kontrolünün önemini bilip bilmediklerini sorduk. Yüzde 70'i biliyordu ama sonuçlar bildiklerini göstermiyordu. Aynı şey Romanya'da uyuşturucu üzerine gerçekleşti. Araştırmamızın sonucuna göre hemen herkes uyuşturucunun kötülüğünü biliyor ve kabulleniyordu. Bir yıl sonra aynı yere döndüğümüzde uyuşturucu kullanımının yüzde 300 arttığını fark ettik.
TOPLUMU BİLİNÇLENDİRMEK
* Yani araştırmalar her zaman gerçeği yansıtmayabiliyor öyle mi?
-Gerçeği yansıtmamak demeyelim ama insanların aslında sorulara cevap verirken bile ne kadar bilgisiz ve olan bitenden habersiz olduğunu gösteriyor. Kötü olduğunu biliyorlar ve aynen devam ediyorlar. Toplumun bilinçlenmesi çok önemli. İnsanlar problemin ne kadar önemli olduğunu anlayamadıkları sürece davranışlarını maalesef değiştirmiyorlar. Aynı şey uyuşturucu konusunda Türkiye için de geçerli olabilir. Elimizde uyuşturucunun önemli bir dert olduğuna dair kesin bir bilgi yok ama bu var olmadığı anlamına gelmiyor. Bu yüzden eğitim şart.
* Peki ya AIDS?
-İşte bence dünyanın başındaki en büyük problem bu. Her ülkede bu hastalığa karşı büyük bir çekince var. Tabii bu tepki normal ama bazen abartılıyor. Örneğin 1-2 yıl önce "Türkiye'de AIDS ne durumda, nasıl başa çıkıyorsunuz?" diye sorduğumda verilen cevap beni çok düşündürüyor "Türkiye'de AIDS yok".
* AIDS var ama kabul etmeye mi yanaşmıyoruz?
-Kesinlikle. Bırakın tartışmayı konuşmak bile istemiyorsunuz. Bana bu cevabı veren resmi yetkililere, "Ülkeniz başka ülkeler tarafından çevrilmiş durumda. Onların hepsinde AIDS var sizde nasıl olmaz, bir daha inceleyin" diye cevap verdim ama incelemenin yapıldığını da düşünmüyorum açıkcası. İstatistik bile yok bu konuda.
EN BÜYÜK ARTI AİLE YAPISI
* Türkiye gibi AIDS'i tabu olarak gören ülkelerde çalışmalarınız oldu mu?
-Tabii. Örneğin Estonya. İlk işe başladığımda aynı uyarıları onlar için de yaptım ama bir şey olmadı. Ardından AIDS konusunda büyük bir patlama yaşandı. Bunun Türkiye için olmasını asla dilemem. Dilemem çünkü şimdiden özellikle gençleri bu hastalıktan bu hastalığı yaratan hayattan uzaklaştırmak gerekiyor. Önlemler alınmalı, gençler bilgilendirilmeli. Aslında bir bacağı da demin sorduğunuz uyuşturucu. İkisiyle mücadele bir arada yapılmalı ve bir an önce bunun medya kuruluşları, sivil toplum örgütleri tarafından ciddiye alınarak işlenmesi gerekiyor. AIDS ve uyuşturucu her ülke için olduğu gibi Türkiye için de bir tehdittir. Yokmuş gibi davranmak sorunu ortadan maalesef kaldırmaz. Gençler hala Türkiye'de kendilerini nasıl koruyacaklarını bilmiyorlar.
* Türkiye'de bir patlama yaşanacağından söz ediyorsunuz. Her ülkede yaşanabilecek bir şey mi bu, yoksa ülkemizin bir özelliği var mı?
-Bu konuda Türkiye'nin en büyük dezavantajı işsizlik oranının yüksek olması. Gençler ortada. Orta ve Doğu Avrupa'ya baktığımda önümüzdeki 10 yıl içinde büyük huzur, ferahlık, bolluk görmüyorum açıkcası. İşsizliğin de önüne geçmek için büyük projeler başlatılmalı. İşsizlik maalesef uyuşturucu, AIDS gibi sorunları körükleyen bir faktördür.
* Peki Türkiye'nin bir "artı"sı yok mu?
-En büyük artı aile yapısı. Özellikle gençler için çok önemli olduğunu düşündüğüm, birbirine düşkün sorumlu ve ne yaptığını bile aile üyeleriyle tüm sorunların üstesinden gelebilmek mümkün.
Haydi kızlar okula kampanyası
* Haydi kızlar okula kampanyası aslında "Tüm Çocuklar Eşit Haklara Sahiptir" kampanyasının bir bacağı değil mi?
-Kesinlikle. Biz projelerimizi bazen devlet destekli bazen de sivil toplum örgütlerinden yardım alarak yapıyoruz. Kızlarla ilgili olan kampanyada Milli Eğitim Bakanlığı ile çalışıyoruz.
* Niye özellikle kızlar?
-Tüm dünyada 120 milyon okuma yazma bilmeyen çocuk var ve bunun yüzde altmışını kızlar oluşturuyor. Ayrıca Türkiye'de 7,5 milyon insan okuma yazma bilmiyor bunun 6 milyonu kadın. İnanılmaz bir rakam bu. Devletlerin ilerlemesinde ve gelişmesinde kadının yeri çok önemli. Biz de bu yüzden özellikle kız çocukların eğitimi üzerinde duruyoruz.
* Türkiye'deki kız çocukları üzerine özel araştırmalarınız var mı? Dertleri, niye okuyamadıkları vs..
-Sorumlusu olduğum bölgedeki tüm ülkelerin araştırmaları her yıl Unicef raporu altında yayınlanıyor ama biz ayrıca detaylı araştırmalar da yaptırıyoruz tabii.
* Türkiye'deki kızların durumu nedir? Okuma yazma oranından başka çarpıcı sonuçlar var mı?
-Öncelikle şunu söylebilirim ki Türkiye'de kız çocukları eğer imkan verilse erkeklerden çok daha başarılı olabiliyorlar. Bazı illerde kızların daha zeki olduğunu da görüyoruz. Bu durum aslında dünyadaki tüm ülkelerde rastlanılan bir durum değildir.
* Öbür ülkelere oranla Türkiye'de kızlar daha mı başarılı?
-Kesinlikle bazı ülkelerde örneğin Azerbaycan, kız çocukların erkeklere göre daha az zeki olduğunu tespit ettik, böylece bunu güçlendirici çalışmalara gidiyoruz. Türkiye'deki tek problem ailelerin kızlarını okula göndermemesi. Üstüne basarak söylüyorum kızları bıraksalar erkeklere fark atarak başarılı olabilirler.
Türkiye'de çocuklar için çok umutluyum
* "Tüm çocuklar eşit haklara sahiptir" kampanyasını Türkiye'de nasıl hayata geçireceksiniz?
-Unicef ekibi olarak incelemelerde bulunduk, sorunları saptadık ve çok çeşitli sivil toplum örgütlerinden destek aldık. Eğitim konusunda iller belirledik, onların üzerinde çalışmalara başlayacağız.
* Türk çocuğunun en öncelikli sorunu eğitim mi? Cinsel taciz, parasızlık problemleri yok mu?
-Bu tarz problemler de var tabii ama biz önceliği eğitime verdik. Bahsettiğiniz tarzda problemlerin ana-baba ve çocuk eğitimi ile büyük oranda halledilebileceğine inanıyoruz. Tabii ki başka problemler de var, örneğin sizin de dediğiniz gibi parasızlık. Ama Türkiye'nin en büyük derdi, özellikle çocuklar için eğitim. Herkesi okulda görmek istiyoruz. Hatta sadece okula girdiklerini görmek değil, en azından 8 yıllık eğitimi tamamladıklarını izlemek istiyoruz. Bunun da çok zor olacağına pek şahsen inanmıyorum. Türkiye'de çocuklar için çok umutluyum.
* Öncelikle hangi illeri seçtiniz?
-Okuma yazma oranının en düşük olduğu illeri belirledik. Tabii bunda Milli Eğitim Bakanlığı'ndan çok büyük yardım aldık. Van'dan start verdik ve aynı anda Ağrı, Batman, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Muş, Siirt ve Şanlıurfa'da çalışmaları hızlandırdık.
* Ne tür çalışmalar bunlar?
-Öncelikle anne-babaları iknaya yönelik sivil toplum örgütlerinden de destek aldığımız çalışmaları başlattık. Tabii tüm bu çalışmalarda yerel medyanın ulusal medyanın önemi çok büyük. Özellikle anne-babanın kız çocuklarının neden okula gitmesi gerektiğini detaylıca anlamaları ve bunun önemine inanmaları gerekiyor. İşe ebeveynlerden başlıyoruz.
PHILIP D. O'BRIEN KİMDİR?
Philip O'Brien aslen İrlandalı. Wales Üniversitesi ekonomi bölümünden mezun olan O'Brien, yine aynı üniversitede master yapmış. Okuldan mezun olur olmaz Unicef'e başvurmuş. Unicef'te 1988 yılının mayıs ayında Bangladeş ofisinden sorumlu olarak çalışmaya başlayan O'Brien, bu görevi sırasında Bangladeş hükümetinin çocuk sağlığı için yürüttüğü çalışmalara verdiği destekle tanınıyor. O'Brien 1993 yılında Bangladeş'ten ayrılarak görevine Sudan'da devam etmiş. 3 yıl sonra 1996 yılında UNİCEF'in "Acil Durumlar Başkan"ı olan O'Brien kriz döneminde bile yarattığı bütçe ve organizasyonlarla dikkati çekmiş. Philip O'Brien şimdi Unicef'in Orta ve Doğu Avrupa Bölge Müdürü olarak çalışıyor.
Balçiçek PAMİR
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|