kapat
21.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


SAVAÅž AY


Gazeteciler nasıl hamam tellağı oldu?..

Rauf Tamer sevdiğim bir meslek ağabeyimdir. Dünkü yazısını okurken ona hem hak verdim, hem de epey güldüm. "Bazı meslek erbabının dallarına uzanan ellere karşı nasıl organize tavırlar aldığını" yazıyor; hekimleri, sekreterleri, kapıcıları, polisleri örnek veriyor. "Oysa gazeteciler bu türden bulaşmalara asla gık demiyor." sitemi edip, "Hamam filmine ayaklanan tellakları kıskandım" diye bitiriyor.

Abiler de kıskanırdı
Rauf Abi'nin yazdıklarında güldüğüm ise eskiye götürmesi. 20 yıldan fazla zaman geçtiğinden gammazlığa girmez. O nedenle gazeteci-tellaklar'ı rahat rahat anlatabilirim. Bab-ı Ali'nin bazı eski tüfekleri de çok kıskanırlardı tellakları. Alamanın, İtalyanın, Avusturyalı'nın ter-ü tazeleri. İlaveten yıkık camilerin dimdik ayakta kalan mihrapları doluşurdu Cağalolu Hamamı'na. Evrupalı ahalide kaç-göç yok. "Oramı gördün, burama deydin, şuramı tuttun" direnişi mevzu bile değil. El kadar peştemalı sarınan hatun atlıyor göbek taşına, bırakıyor kendini Tokatlı tellakların kollarına. Eh sonrasında Sertap klibi çekilecek değil herhal.

Şimdi gelelim konunun şah damarına. Yani bazı abilerimizin nasıl sarı basın kartı hamili hamam tellağı olduklarına.

Cağaloğlu Hamamı'nın sahibi Faris Abi'ydi. Tüm ünlü gazetecilerin yakın dostuydu o. Ve arkadaşlıkları sadece Babıali sınırlarında kalmaz delişmen İstanbul gecelerine yelken açardı.

Bir gün Milliyet'in 2. katında servisimizde oturmaktaydık. Bazı abilerin gülüşüp, kıkırdaşıp, ardından topluca çıktıklarını gördük. Herhalde çok önemli bir toplantıya gidiyorlardı. Başvekil mi davet etmiş, yabancı misyon mu avdet edip basınla mülaki olmak istemişti bilemiyorduk. Birkaç saat sonra suratlarında Cennet'ten müjde almış ifadesiyle döndüler yuvaya. Yüzleri telemen peyniri gibi bembeyaz, pamuk helvası kıvamınca yumuştu. Birkaç gün sonra patladı bomba.

Hamam'a bir gurup Avrupalı bayan turistin geldiğini duymuş ve yıllardır kurdukları fanteziyi eyleme geçirmişlerdi. Faris Abi İstanbul dışındaydı, çalışan çocuklar da ne diyebilir ki? Hepsi patronun kankası. Soyunup tellak oluvermişlerdi dakkada. Ve "bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik" diyerekten içeriye dalmışlardı. Ünlü çizer B.K "evvela masaj gerektir" diyerekten çiğköfte kıvamında yoğurmaya başlamış ilk gördüğü turisti. Merhum bir yazar abimiz Ö.Ö; kesesiyle oklava gibi eski deri sıyırtmasına girişmiş. Efsane Genel Yayın Müdürlerinden olan merhum T.A ustamız aynı hanımı 14 kez sabunlarken, gözlükleri buhar yaptığı için çıkartıp, sonra da takunyayla üstüne basıp kıran M.A, yanlışlıkla sayfa sekreteri bir abimize badi masaj yapmaya kalkmıştı. Faris Abi döndüğünde olayı öğrenmiş ve tam 2 ay konuşmamış onlarla. Araya girip barıştıran da Halit Çapın usta olmuş.

Bu yazıyı yazarken icazet almak için Halit Abi'yi aradım. "Yazarsan yaz ben karışmam. Ama Faris Abin seni yakalarsa hamamın kazanında meşe odunu niyetine yakar bilmiş ol." Diye içime korku saldı. Adalet mi bu? Abiler hamama tellak oluyor, biz ise meşe odunu. Rauf Tamer haklı valla. Bizim kendi aramızda birlik dirlik yok gerçekten...


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır