|
 |
|


Şenlik başlıyor
AB'nin Selanik zirvesinde, beklendiği gibi, peşpeşe çıkarılan uyum paketleri nedeniyle Türkiye'nin sırtı sıvazlandı, "Reform sürecinin kararlılıkla sürdürülmesi", hatta "Daha fazla çaba harcanması" çağrısı yapıldı.
Hükümet de diplomatik ifadesi "Cesaretlendirici mesajlar" olan bu alkışlarla aşka gelip 7'nci paketin Temmuz'da çıkarılacağını, hemen ardından Anayasa değişikliklerini kapsayacak 8'inci paketin getirileceğini bildirdi.
Selanik'te Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Gül'e "İyi yoldasınız" övgüleri yapıldığı saatlerde Diyarbakır'da da bir kadın son yolculuğuna uğurlandı. Adı Şemse Allak'tı. 35 yaşındaydı. AB yolundaki Türkiye'de hâlâ "töre yasaları"nın Anayasa'dan da, ulusal ve evrensel hukuktan da üstün olduğunu gösteren son kurbandı.
Yasak ilişki sonucu hamile kalan Şemse Allak, "aile meclisi" kararıyla, sevgilisi Halil Açıl'la birlikte taşlandı. Halil hemen öldü, Şemse 7 ay komada kaldı, 15 gün önce son nefesini verdi. Cenazesini almayı bile reddeden ailesinden 6 kişi tutuklandı.
Ancak bu arada Allak ve Açıl aileleri İstanbul'da biraraya gelerek "barış yemeği" yedi, birbirlerinden davacı olmamaya karar verdi. Anlamı Şemse'nin karnındaki 4 aylık bebekle birlikte 3 kişinin hayatına malolan "töre cinayeti"nde şikayetçi de yok, tanık da.
Kimbilir ne kadar sürecek dava sonunda sanıklara hapis cezası verilecek, sonra "namus indirimi" yapılacak.
Şemse'nin cenaze törenini düzenleyen Diyarbakırlı kadınların "Bu olay namus cinayeti adı altında işlenen bir katliamdır" çığlıkları bakalım ne zaman uyum paketlerine girecek?
Bu tür "can sıkıcı ayrıntılar"ı bırakıp AB'ye dönersek, yılın ikinci yarısında çok ilginç gelişmelere tanık olacağımızı söyleyebiliriz. 1 Temmuz'da dönem başkanlığı İtalya'ya geçiyor ve Başbakan Berlusconi'nin AB'nin "Nihai sınırları" konusunda farklı görüşleri var.
Nasıl bir AB istersiniz?
AB Komisyonu, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye'nin alınmasıyla genişleme sürecinin noktalanmasını öngörüyor. Ondan sonra veya arada kıta içindeki son ülkeler (Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan-Karadağ, Makedonya, Arnavutluk) üye yapılacak ve Avrupa'nın birliği tamamlanmış olacak.
Berlusconi ise Rusya, Ukrayna, hatta İsrail'in de AB'ye alınmasından yana. Berlusconi'yi İngiltere, İspanya, Portekiz de destekliyor. Başta Fransa olmak üzere "Yaşlı Avrupa"nın liderleri ise, bu önerinin AB'yi "sulandırmak", bir "serbest ticaret bölgesi"ne dönüştürüp ABD karşısında güç olmasını önlemeyi amaçladığını düşünüyor. Ve planın arkasında ABD'nin bulunmasından kuşkulanıyor.
Haksız sayılmazlar. Çünkü tam da Selanik zirvesi arefesinde ABD'de iktidarı ellerinde bulunduran Neo-Con'ların yayın organı "The New Republic"te iki makale yayınlandı. Şöyle deniyordu "ABD dış politikası yeni bir meydan okumayla karşı karşıya AB Anayasası'nın hayata geçirilmesini nasıl önleyebiliriz, AB'deki dost hükümetlerin bağlılığını nasıl koruyabiliriz, yeni Avrupa'yı eskinin (Fransa ve Almanya kastediliyor) çemberinden nasıl kurtarabiliriz?"
Bu cümleler ABD'nin Avrupa'ya bakışını kökünden değiştirme girişimleri ya da hazırlıklarının ilk işareti oluyor. Bizim merakımız şu:
Türkiye bu çekişmede nasıl bir tutum izleyecek? Bizden sonra kapıları kapatmak isteyen "Yaşlı Avrupa"ya mı destek verecek, sınırları Uzakdoğu'nun sonuna kadar uzanacak bir AB'den yana mı olacak, yoksa "Beni sadece kendi üyeliğim ilgindirir" diyerek mayın tarlasından uzak kalmayı mı tercih edecek?
Ne dersiniz merak etmeye deÄŸmez mi?
Mesajlarınız için:
esafak@sabah.com.tr
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|