kapat
21.06.2003
YAZARLAR
ATV
EKONOMİ


TÜRKİYE
DÜNYA
POLİTİKA
SPOR
MEDYA
SERİ İLANLAR
METEO
TRAFİK
ÅžANS&OYUN
ACİL TEL


MEHMET ALTAN


Vergileri kim, nasıl paylaşıyor?

Elli bir kentin, toplam vergilerin sadece yüzde 2'sini ödediğini bir süredir tekrarlıyoruz. Seksen bir illi bir ülkenin, elli bir kenti neredeyse vergi ödemiyor...

Vergi almayan bir devlet ve vergi ödemeyen bir vatandaş ilişkisi ile de hiçbir yere varılamıyor.

Vergi vermediği için devletin harcamalarını sorgulamayan bir toplumda, vergisini ödeyen üç buçuk-dört milyon insanın verdiği paraların nereye gittiği de açık seçik anlaşılmıyor... Punduna getiren devleti soymayı bir hak biliyor.

Türkiye'deki soygunu durdurmak için herkesin vergi mükellefi haline getirilmesi mecburiyeti var. "Parayı ben veriyorum" bilinci yerleştiği vakit, bütün seçmenler devletin harcadığı her kuruşun ister istemez takipçisi olur.

****

Birkaç zamandır, bir avuç insandan alınan vergilerin nerelere harcandığına dair önemli ipuçları teker teker ortaya çıkıyor.

Bunun gündeme gelmesinin bir nedeni Meclis'teki Yolsuzluk Komisyonu, bir başka nedeni AK Parti tarafından delinmek istenen İhale Yasası, üçüncü nedeni AB'ye Uyum Yasaları sürecinde denetim altına alınmak istenen askeri harcamalar, sonuncu nedeni de yılın ikinci yarısında kamu çalışanlarına verilecek zam oranı...

****

Sonuncusundan başlayalım...

2004 yılı bütçesi, memur maaşlarına ilk altı ay için yüzde 5, ikinci altı ay için yüzde 7 oranında zam öngörüyordu.

Ancak, aile ve çocuk yardımlarındaki artış nedeniyle ikinci altı aylık zammın yüzde 5 oranında gerçekleşeceği söyleniyor. Maliye Bakanlığı yetkilileri bu oranın üzerine çıkmanın ciddi zorluklarından söz etmekte...

Kamu işçileri için durum daha da vahim...

Hükümet, işçi sendikalarına, 450 bin kamu işçisi için yürütülen 2003 yılı kamu toplu iş sözleşmeleri kapsamında birinci altı ay için 'sıfır zam' önerdi.

Kısacası kamuda çalışan memur ve işçilere mama yok...

****

Peki kime var?

Bunun çok çarpıcı cevaplarından birini, birkaç gündür İhale Yasası'nda yapılacak bir değişimin AK Parti taraftarı müteahhitlere rant dağıtımına yol açmasından şiddetle endişe eden Metin Münir verdi. Devletteki soygun kaynaklarından birinin altını çizdi, boyutlarını gösterdi

"Türkiye'de gayri safi milli hasılanın yüzde 16-18'i her yıl hükümet tarafından satın alınan mal ve hizmetlere ve yaptırılan işlere harcanır. Eğer kaba bir hesap ile Türkiye'nin gayri safi hasılası 200 milyar dolar ise bu 32 ile 48 milyar dolar eder.

Dünya Bankası'nın hesaplarına göre bu 32 ile 48 milyarın yüzde 15'i rüşvet olarak politikacılara ve bürokratlara geri dönmektedir."

****

Murat Yetkin de, 7. Uyum Paketi'nde askeri harcamaların Sayıştay tarafından denetiminin zorunlu hale getirileceğinden söz ederek, mevcut durumun resmini çizmekteydi.

Askeri harcama konusundaki mevcut tablo şöyle

"...... Dolayısıyla Sayıştay, her yıl kağıt üzerinde Silahlı Kuvvetler'i denetliyor, ama bunun sembolik olduğunu hem Savunma Bakanlığı, hem de Sayıştay kaynakları söylüyor.

... Ama askeri harcamalar sisteminde öyle bir açık var ki, gerçekten sivil denetim gerekiyor ve bunu askeri kaynak da haklı buluyor. O da Savunma Sanayii Müsteşarlığı. Ordunun büyük çaplı askeri alım ve modernizasyonundaki yükü Savunma Sanayii Müsteşarlığı çekiyor.

Bu kararların denetimi yok, bu bir... İkincisi SSM'de iç teftiş dışında bir denetim bulunmuyor. Sayıştay ya da Başbakanlık denetimini gerekli kılan üçüncü nokta da, tekel ürünlerinden Milli Piyango biletlerine, at yarışı kuponlarına dek pek çok üründen kesilen Savunma Sanayii Destekleme Fonu. Kesintilerin yüzde 2'si yasa gereği Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın 'kendi gelişimi' için kullanılıyor. Bu paranın da nerede kullanıldığı da dış denetime kapalı."

Gerçekten de, askeri harcamaların denetimi hiçbir zaman gündeme gelmedi. Öyle ki, Maliye Bakanlığı zam dönemlerinde tüm personelin zam artışını yansıtan tablolara uzun zamandır asker maaşlarını koymuyor.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan asker maaşlarını da diğer kamu maaşları gibi bilinir hale getirerek, AB sürecine, harcama denetimi ve şeffaflık açısından ilk harcı koyabilir.

***

Paralar, paralar, paralar...

Üretime aldırmayan Türkiye, devlet imkanlarını kimin nasıl ele geçireceği konusunda derin bir savaş dışında hiçbir şey düşünmez.

Şimdi AB süreci buna son vermeye hazırlanmakta.

Avanta, beleş, yolsuzluk, hortumculuk ve denetimsizlik sona eriyor. Çalıp çırpanlar için ne kadar da sıkıcı.


Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya tıklayın

<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
TEMA
Sarı Sayfalar


Sizinkiler
ArboMedia

Copyright © 2002, Bilgin Elektronik Yayıncılık ve İletişim A.Ş. - Tüm hakları saklıdır