|
 |
|

ALİ KIRCA
Hangi Fidel?
Sonunda Türk milletinin gizli kalmış ve bastırılmış bir eğilimi ve takıntısı daha ortaya çıktı.
Bu eğilimin ve takıntının adı Fidel sevgisiydi. Freudian bir tanımlamayla, bastırılmış Fidel aşkı.
Peki, Türkiye, Fidel'i niye sevmişti? Ya siz hangi Fidel'i seviyordunuz?
Tarih 26 Temmuz 1953'tü...
Havana Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu Fidel Castro Ruz, 172 arkadaşıyla birlikte Santiago de Cuba'daki bir tavuk çiftliğinde buluştu.
Diktatör Batista'ya karşı ayaklanmayı başlatmak için Moncada kışlasını basıp askerleri teslim almayı kararlaştırdılar.
O gün yenildiler, 72 devrimci öldürüldü. Fidel tutuklandı.
Bütün bunlar olurken, Fidel Castro Ruz, henüz 26 yaşındaydı. Belki gençti, ama 'asılacak' yaştaydı. Lakin asılmadı, 2 yıl sonra çıkarılan afla serbest bırakıldı, Meksika'ya sürgüne yollandı.
Hemen ertesi yıl 1956 Kasım'ında 83 uzun sakallı adam (onlara sakallarından dolayı 'Barbudo' deniyordu) Küba'da Sierra Maestra Dağları'na çıktılar.
Sadece 12'si hayatta kalabildi.
Ama 12 Barbudo, arkalarında binlerce kişiyle birlikte 8 Ocak 1959'da Havana'ya girip Batista diktatörlüğünü devirdiler.
O gün, Fidel sadece 31 yaşındaydı.
Siz bu 'devrimci' Fidel'i mi seviyordunuz?
Havana'da iktidarı ele geçirince şöyle konuştu "Bu devrim kızıl değil, zeytin yeşilidir."
Yoksa siz önce sadece yeşil "hümanist"; sonra da komünist ve antiemperyalist olan Fidel'i mi seviyordunuz? Aradan yıllar geçti..
Avrupa'da sosyalist sistem çöktü, Berlin Duvarı yıkıldı. Sovyetler Birliği dağıldı. Sovyetler, Castro'nun silahındaki 'süngü'ydü. Süngü düştü. Kaldı bir başına.
Yoksa siz süngüsü düşmüş sosyalist olduğu için mi Fidel'i seviyordunuz?
Küba Devrimi belki hala ayaktaydı. Ama 'başaramamıştı.'
Sovyetler, sadece 'askeri süngüsü' değil, aynı zamanda 'iktisadi nefes borusu'ydu da.
Boru kesilince Küba ekonomisi solunum darlığı çekmeye başladı.
Batı patentli yabancı sermayeye kapıyı araladı.
Yoksa siz 'son kalenin teslime hazır bir komutanı' gibi gördüğünüz için mi Fidel'i seviyorsunuz? (Ya teslim olmazsa?)
Jean Paul Sartre anlatıyor
"Fidel bazen bir çocuk gibi oynayan, çocuklarla tartışan, bazen bir köylü kadına laf yetiştirmeye çalışan birisi."
Yoksa siz, kendinizde bulamadığınız renkleri bu uzun sakallı adamda bulduğunuz için mi onu seviyorsunuz?
Yoksa siz haki üniformasını çıkarıp sivil bir elbiseyle karşınıza çıktığı için mi onu seviyorsunuz?
Korkulacak bir şey kalmadığı için mi? Politik ve ideolojik karşıtlarınızın 'eski', 'emekli' ya da 'ölü' olanlarını mı seversiniz?
'Ölü Nazım'ı mı, 'ölü Necip Fazıl'ı mı, 'ölü Yılmaz Güney'i mi, 'ölü Said-i Nursi'yi mi, 'ölü Menderes'i mi?
Gün gelip asrın külleri ateşini tümüyle söndürdüğünde, bir zamanlar idamlarına parmak kaldırdığınız buraların 'Fidel'lerini de böyle sevecek misiniz?
Sahi siz hangi Fidel'i seviyorsunuz?
****
Şimdi... Bu çok eski "Fidel yazısı"da nereden çıktı derseniz? Sadece sormak istedik aynı bağlamda
Kamusu, özeli bütün "öteki" televizyonları; küçüğü büyüğü bütün gazeteleri, sağcısı solcusu bütün yazarları; ekrandayken (yani sağken) ilgi duymadığınız dizileri (Asmalı'yı mesela) bitince (yani ölünce) mi fark edersiniz? Televizyon dizilerinin de "ölü" olanlarını mı seversiniz?
"Ölü" ve "zararsız!.."
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|