|
 |
|

ERGUN BABAHAN
Değişimden korkma statükodan kork
Kitap yakmalar, İstanbul'un göbeğinde genç bir kadını kaçırıp her türlü işkenceye maruz tutmalar, üniversiteye çocuklarının mezuniyetini izlemeye gelen koca kadınlara türbanı üstüne peruk taktırmalar...
Bunlar Avrupa Birliği'ne adaylığında ısrar eden, çırpınan Türkiye'de son bir haftada öne çıkan bazı haberler.
Bu arada da Meclis'in iktidar ve muhalefetiyle el ele verip yasaları çağdaş hale getirme çabaları.
Türkiye büyük bir açmazın içinde. Toplumun büyük kesimi, zenginleşme ve çağdaşlaşma projesi olarak gördüğü Avrupa Birliği'ni yürekten istiyor. Ancak gücü elinde tutan kamu, eski alışkanlıklarını sürdürüyor, avantajını kaybetmek istemiyor.
Bürokrasi açıkça değişime direniyor.
Çünkü onlar halkı hala kendilerinin güdeceği bir grup olarak görüyor.
Farklı olan herkesi ve her şeyi tehdit olarak algılıyor.
Halkın neyi düşünmesi, neyi okuması, neye inanması gerektiği konusunda da kesin yargıları var. Bunun dışına çıkanları hain olarak değerlendiriyor.
Türkiye bu anlamsız gerilim yüzünden zaman kaybediyor. İnsanlarını mutsuz ediyor.
İktidarın bugünden kollarını sıvayıp halletmesi gereken en önemli sorun budur. Yasalar çıkar, Anayasa değişir. Ancak bürokratik zihniyet değişmezse, Türkiye'nin Avrupa ile bütünleşmesi gerçekleşmeyen bir hayal olarak kalır.
Hep dediğim gibi, Türkiye çağdaşlaşma yolunda adımlar atıp, ülkeyi bir bütün olarak modernleştirmeyi becerirse, Avrupa Birliği'ne girip girmemek de o kadar önem taşımaz. Çünkü böyle bir Türkiye, geleceğe güvenle bakabilir.
Bugünkü tablo ise insanı karamsarlığa iten bir görünüm veriyor.
İstanbul'un göbeğinde insanlar kaçırılıp işkence görüyor ve İçişleri Bakanlığı bu olay karşısında ciddi hiçbir tepki göstermiyorsa, o ülkede insan hakları konusunda alınacak daha çok yol var demektir.
Üniversite rektörleri koca kadınların insan haklarını çiğnemeyi göze alarak, onları aşağılayacak tutumlar takınabiliyorsa, o ülkenin bilim özgürlüğü konusunda alacağı da çok yol vardır. Bilimsel çalışmanın özgür bir ortamda yapılamadığı bir ülkenin, yasalarınız ne kadar çağdaş olursa olsun, Avrupa uygarlığı içinde yeri yoktur.
Türkiye bugün artık tarihi bir seçenekle karşı karşıyadır. Ya her türlü korkuyu geride bırakarak kendini değiştirecek veya sonuçlarını düşünmek bile istemediğimiz bir üçüncü dünya ülkesi olarak kalacaktır.
Korku ve kuşkuyla yeterince yaşadık. Artık bu korkuları aşma zamanı geldi. Değişimden korkmak, 80 yıllık Cumhuriyet deneyimine güven duymamak demektir. Türkiye eksik ve yanlışlarına rağmen bugünlere Cumhuriyet projesi içinde gelmiştir. Bugün gelinen yer, Cumhuriyet projesini Avrupa projesiyle birleştirmenin zorunlu olduğu bir noktadır.
Türkiye'ye, rejimine, halkına güvenip Avrupa'ya gerçek uyumu sağlamalıyız. Bu bizim gelecek kuşaklara borcumuzdur. SABAH, Avrupa'ya tam uyumun şaşmaz destekçisidir ve geçmişinin en büyük gurur kaynaklarından biri de bu yolda verdiği amansız mücadeledir. Bu politika, bugün de sürmektedir.
Haberleri gazete sayfası görüntüsünde okumak için
SABAH e-Medya"ya
tıklayın
|
|
|
|